CİNSEL HAZZI ARTİRMAK

Dinimiz İslam Kuralları İçerisinde Evliliğe İlk Adımlar ve Evlilik Hayatının İslami Deliller Işığında Paylaşıldığı Bölüm

Mesajgönderen Şatibi » Cum Oca 27, 2012 11:47 am


Şeriatın Cinsel Zevk Alanlarını Kolaylaştırması



HAKİM OLAN şeriat cinsel şehvetin gücünü ve cinsel zevkte bulunma­ya insanın fıtri olan ihtiyacını takdir ettiği için İslam -daha önceden de belirttiğimiz gibi- bütün kolaylık biçimlerini sunarak müslüman üzerinde zorluğu kaldırmış ve hayatta ruhi ve bedeni olarak sağlam ve aktif olmasını sağlamıştır. İslam -bununla- Allah'ın kulları üzerindeki rahmetine ve Mu-hammed (a.s.)'la gönderilen şeriatın hoşgörüsüne bir delil sunmuştur: "Biz, seni ancak alemlere rahmet olarak gönderdik" İlk bakışta kolaylığın hepsi­nin erkeklere olduğu görülse de bu aynı zamanda kadınlar için de kolaylıktır. Çünkü cinsel zevk ancak kadın ve erkek arasında olabilir. Erkeğin cinsel zevkinin fazla olması durumunda çok kadınla evlenmesi sözkonusudur. Şe­riatta eşler arasında birbirlerinin cinsel zevkini yerine getirmeye teşvik eden oldukça fazla nass vardır.

Kocanın hakkını kadının yerine getirmesini teşvik eden bazı nasslar:

Ebu Hureyre'den: "Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurmuşlardır: 'Erkek ka­dınını yatağına çağırır da kadın gelmeyi reddederse, sabaha kadar melekler ona lanet eder."[879]

Ebu Hureyre'den: "Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurmuşlardır: 'Bir adam karısını yatağına davet eder de kadın razı olmazsa, kocası ondan razı olunca­ya kadar Yüce Allah ona gazab eder."[880]

Talka b. Ali'den: "Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurmuşlardır: 'Erkek kadınını ihtiyacı için çağırdığında ekmek pişiriyor olsa da ona gelsin."[881]

Zeyd bin Erkam'dan: "Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: 'Erkek kadını­nı yatağına ağırdığında kadın deve üzerinde dahi olsa ona cevap versin."[882]

Bu nasslar erkeği kadının haklarım yerine getirmeye teşvik ediyor:

Avn bin Cuheyfe oda babasından rivayetle: "Peygamber (s.a.v.) Sel-man ile Ebu Derda'ya kardeş yaptı. Selman Ebu Derda'ya ziyarete gittiğinde Ümmü Derda'yı zinet elbiselerin bırakmış halde gördü ve ona: 'Neyin var?' dedi. Ümmü Derda: 'Kardeşim Ebu Derda'nın dünyaya ihtiyacı yoktur', diye cevap verdi. Bunun üzerine Ebu derda geldi... Selman ona: 'Rabbinin senin üzerinde hakkı vardır, nefsinin senin üzerinde hakkı vardır, ailenin senin üzerinde hakkı vardır. Her hak sahibine hakkını ver', dedi. Bilahare Selman Peygamber'e gelerek bunu haber verdi. Bunun üzerine Peygamber: 'Selman doğru söylemiştir', buyurdu."[883]

Abdullah bin Amr'dan: "Babam beni soylu bir kadınla evlendirdi. Ba­bam gelinine uğruyor ve kocası hakkında soruyordu. Bir defasında hanı­mım: 'Onun gibi güzel bir erkek yoktur. Ona geldim geleli yatağımıza girmedi, eteğimizi kaldırmadı'. Bu durum uzayınca bunu Rasulullah'a haber verdi. Rasulullah (s.a.v.): 'Onu benimle görüştür', buyurdu. Rasulullah'la görüştüğümde: 'Nasıl oruç tutuyorsun?' diye sordu. Ben de: 'Her gün1, de­dim. Rasulullah: 'Nasıl kalkıyorsun?' diye sordu. Ben: 'Her gece', dedim... (Başka bir rivayette:6 "Rasulullah bana şöyle dedi: 'Ey Abdullah, senin gündüz oruç tuttuğun gece kalktığın haber verilmedi mi?1 Ben de: 'Evet ey Allah'ın Rasulü1, dedim. Rasulullah: "Böyle yapma. Oruç tut, iftar et, kalk ve uyu. Vücudunun senin üzerinde hakkı vardır... Hanımının senin üzerine hakkı vardır."[884]

Erkeğin hakkını te'yid eden ve kadını da hemen ona cevap vermeye teş­vik eden nasslar oldukça fazla. Bunun sebebine gelince, erkek fıtrat gereği isteyen, kadın ise istenilendir. Erkek etkilenmeye daha yakındır, heycanı daha hızlıdır. Erkek yaşamı ve çalışmaları esnasında çoğu zaman etkilenme­lerle karşı karşıyadır. Rasulullah (s.a.v.) doğru söylemiştir: "Sizden birinin gözüne bir kadın iliştiği zaman ailesine gelsin." Başka bir rivayette: "Siz­den birinin hoşuna bir kadın gidip kalbine düşerse kadınına gelerek cima etsin."[885] Erkeğin -Allah ona yardım etsin- isteğinde nazik olması, kadının da -Allah onu başarılı kılsın- ona refakat edip isteğini yerine getirmesi gererir.

Kadın velev ki bu istek esnasında önemli bir işle uğraşıyor olsa bile... Fet-hu'1-Bari'de "Adam, karısını yatağına çağırdığı zaman..." hadisinin şerhinde naklediliyor:

(Hadiste, erkeğin cimayı terk etmeye olan sabrının kadının sabrından kadının sabrından daha zayıf olduğu ifade ediliyor... Erkeği evlenmeye iten rahatsızlığın daha güçlü olduğu belirtiliyor. Bunun için şan bu hususta kadınları erkeklere yardımcı obuaya teşvik etmiştir.)[886]

Her halükârda Aziz kitabın belirlediği üstün kaide bu ve diğer konular­da asıl olarak kalıyor:

"Erkeklerin kadınlar üzerinde bulunan haklan gibi, kadınların da erkekler üzerinde haklan vardır." (Bakara, 228). [887]


Cinsel Zevkte Bulunmayı Kolaylaştırma Biçimleri



1- Hamile olma korkusu olsa bile faydalanmanın mubah oluşu:

Cabir'den: "Adam'ın biri Rasulullah'a gelerek: 'Benim, bize hizmet eden ve su taşıyan bir cariyem var. Ben onun etrafında dolaşıyorum ve hami­le kalmasını hoş karşılamıyorum1, dedi. Bunun üzerine Rasulullah: 'istiyor­san azl yap şüphesiz ki ona takdir edilen gelecektir."[888]

Cabir'den: "Rasulullah (s.a.v.) döneminde azl yapıyorduk. Kur'an da nazil oluyordu." (Müslim'in rivayetinde: "Bu Allah'ın Peygamberine ulaştı, fakat bizi nehyetmedi.")[889]

Buhari bu hadisi azl babında naklediyor.

Hafız İbn Hacer diyor ki: "Azl babı sözü" yani fercin dışına boşalmak için duhulden sonra çekilmedir.

Ebu İsa Tirmizi diyor ki: "Azl konusuna ilim ehlinden bir grup Peygam-ber'in ashabı ve diğerleri ruhsat vermiştir."[890]

İbn Teymiyye diyor ki: "Azle gelince, bir grup ulema haram saymıştır. Ancak dört imamın görüşüne göre kadının izniyle caizdir."[891]

2- Özürlü kadından faydalanmanın mubah oluşu:

İkrime'den: Ümmü Habibe özürlü ikenkocası onunla cima ediyordu"[892] Hamne binti Cahş: "Hamne Özürlüikenkocası onunla cima ediyordu."[893]

3- Hayızlı kadmdan faydalanmanın mubah oluşu: (cima etmeksizin)

Enes (r.a.)'dan: "Yahudiler kendi içlerinden bir kadın, hayız olduğu zaman onunla yemek yemiyorlar ve evlerde onunla beraber olmuyorlardı. Peygamber'in ashabı bunu Peygamber'e sorduklarında AUahu Teala şu âyeti indirdi:

"Sana adet görmeden soruyorlar. De ki: rO eziyettir. Adet halinde ka­dınlardan çekilin, temizleninceye kadar onlara yaklaşmayın. Temizlendikle­ri zaman Allah'ın emrettiği yerden onlara varın. Allah tevbe edenleri sever, temizlenenleri sever." (Bakara, 222).

Rasulullah da şöyle buyurdu: "Cima hariç her şeyi yapın" bu söz yahudilere ulaşınca: 'Bu adam bizim işlerimizde bize muhalefet etmedik hiç bir şey bırakmak istemiyor1, dediler. Sonra Useyd bin Hudayr ile Abbad bin Bişr gelerek: 'Ey Allah'ın Rasulü! Yahudiler şöyle şöyle diyor şu halde biz hayızlı kadınlarla düşüp, kalkmayalım mı?' dediler. Rasulullah'ın çehresi hemen değişti. (Ashab) biz onlara darıldığını zannettik demişlerdir. Bunun arkasından Useyd ile Abbad dışarı çıktılar. Derken karşılarına Peygamber'e süt götüren biri çıktı. Rasulullah'ın kendilerine darılmadığını anladılar."[894]

Zeyd bin Eslem'den: "Adamın biri hayızlı olup da Rasulullah (s.a.v.) onun üzerine izarını çek, sonra senin için üst tarafı vardır', buyurdu."[895]

Aişe (r.a.)'dan: "Bizden biri hayızlı olup da Rasulullah (s.a.v.) onunla beraber olmak isterse, hayızlı olan yerine izar çekmesini emreder sonra onunla beraber olurdu. Aişe diyor ki: "Peygamber'in uzvuna sahip çıktığı gi­bi sizden kim uzvuna sahip çıkar."[896]

Hafız îbn Hacer diyor ki: "Seleften bir çoğu, sevri, Ahmed ve İshak ha­yızlı iken sadece fercten faydalanmanın yasak olduğu görüşündedirler. Ah­med b. Hasan da bu görüştedir. Tahavi de bunu tercih etmiştir. Maliki fakihlerinden Esbağ da bunu seçmiştir. Şafülerin iki görüşünden biri de böyle olup İbni Munzir de bunu seçmiştir. Nevevi diyor ki: "Buna en iyi delil Müslim'deki Enes'in hadisidir. 'Cima hariç herşeyi yapınız.' Buna Ebu Davud'un İkrime'den onun da Peygamber'in bazı hamınlanndan yaptıkları rivayette delildir: 'Peygamber (s.a.v.) Hayızlı olan kadınında bir şey istediği zaman onun fercinin üzerine elbise koyuyordu...' Şafıiler bunu ayırarak şöyle diyorlar: 'Karşılaşma anında ferce karşı nefsine sahip oluyor ve uzak duracağından eminse caizdir. Aksine takdirde caiz değildir. Bunu Nevevi de iyi görmüştür."[897]

İbn Hazım diyor ki: "Erkeğe hayızlı kadınının ferci hariç her şeyi helaldir... Bir grup da bizim görüşlerdir". Nitekim Abdullah b. Rebia Hakim b. Akkal'dan şöyle rivayet ediyor: "Mü'minlerin annesi Aişe'ye: 'Erkek oruç­lu ise kadınına karşı kendisine ne haram olur?' diye sordum. Cevaben: 'Fer­ci', dedi. 'Kadın hayızlı ise ona karşı ne haram olur?' diye sordum. Cevaben: 'Ferci', dedi. Bu mü'minlerin annesi Ümmü Seleme'nin de görüşüdür... Sabi diyor ki: 'Eza olmazsa erkek hayızlı kadınıyla birleşir'. İbni Ata b. Ebi Ribah diyor ki: 'Kanın dışında erkeğin hayızlı kadınına gelmesinde bir sakınca yoktur1. Hakim b. Atibe hayızlı kadın hususunda şöyle diyor: 'Erkek kadının fercine girmediği sürece, fercini onun ferci üzerine koymasında bir sakınca yoktur'. Hasan Basri hayızlı kadının bacakları arasıyla oynamaktan bir sa­kınca görmüyordu. Bu Musruk, İbrahim Neha-i, Süfyan-ı Sevri, Ebu Hani-fe'nin arkadaşı Muhammed b. Hasan, Ebu Süleyman ve Şafii'de meşhur olan ashabımızın çoğunun görüşüdür."[898]

Hayızlı kadından faydalanmaya ek olarak onunla gerek yatakta, gerek yeme-içmede gerekse saç tarama gibi günlük münasebette bulunmaktan herhangi bir sakınca yoktur.

Ümmü Seleme'den: "Bir gün Rasulullah (s.a.v.) ile beraber kadife bir çarşaf altında yatarken hayzımı gördüm ve hemen hayız elbisemi alarak giy­dim. Rasulullah: 'Hayızın mı gördün', dedi. Ben de: 'Evet', dedim. Bunun üzerine beni çağırdı ve kadife çarşafın altında onunla beraber yattım."[899]

Aişe (r.a.)'dan: "Ben hayızlı iken bir şey içer sonra onu Peygamber'e verirdim. O da ağzını benim ağzımın değdiği yere koyarak içerdi. Ben hayızlı iken kemiğin etini ısırır sonra onu Peygamber'e verirdim. O da ağzını benim ağzımın değidiği yere koyardı."

Ebu Hureyre'den: "Bir defa Rasulullah mesciddeyken, ey Aişe! Bana elbiseyi uzat' dedi. Aişe: 'Ben hayızlıyım', dedi. Bunun üzirene: 'Şüphesiz ki senin elinde hayız yoktur', buyurdu. Aişe de elbiseyi kendilerine verdi.[900]

Aişe (r.a.)'dan: [901]"Ben hayızh iken Rasulullah'ın başını tarıyordum."[902]

4- İbadetleri yaparken belli bir ölçüde faydalanmanın mubah oluşu: Kur'an okurken:

Aişe (r.a.)'dan: "Ben hayızlı iken Rasulullah kucağıma yaslanıyor sonra Kur'an okuyordu."[903]

Vahiy karşılarken:

Aişe (r.a.)'dan: "Rasulullah Ümmü Seleme'ye şöyle demiştir: 'Aişe ha­riç hiç bir kadının kucağındayken (Başka bir rivayette[904]: "Yatağındayken) vahiy gelmedi."[905]

Abdest alırken:

Öpme abdesti bozmuyor:

Aişe (r.a.)'dan: "Peygamber (s.a.v.) kadınlarından bazılarını Öpüyor, namaz kılıyordu abdest almıyordu."[906]

Oruç tutarken:

Öpmek ve dokunmak orucu bozmaz:

Ömer b, Hattab'dan rivayetle şöyle demiştir: "Kanım kaynadı ve oruçlu iken hanımımı öptüm. Bunun üzerine: 'Ey Allah'ın Rasulü! Ben bugün bü­yük bir iş yaptım; oruçlu iken hanımımı öptüm', dedim. Rasulullah: 'Oruçlu iken ağzına su alıp çalkalasan ne gerekir?' diye sordu. Ben de: Bir şey gerek-mez\ dedim.[907]

Fethul-Bari'de varid olmuştur: "Bazı ilim ehli, oruçlu orucunun sela­meti için öpmemeye güç yetirebilirse öpmez, öperse de bir şey gerekmez, görüşündedir. Bu Süfyan ve Şafii'nin de görüşüdür. Buna Müslim'de Ömer b. Ebi Seleme yoluyla rivayet ohınan şu rivayette delildir: "Ömer b. Ebi Seleme Rasulullah'a: 'Oruçlu kadınını öpebilir mi?1 diye sordu. Rasulullah: 'Bunu Ümmü Seleme'ye sor1, dedi. Ümmü Seleme de Rasulullah'ın da böyle yaptığını haber verdi. Ömer b. Ebi Seleme: 'Ey Allah'ın Rasulü! Allah senin geçmiş ve gelecek günahlarını affetmiştir', deyince Rasulullah: 'Allah'a yemin ederim ki ben sizin Allah'tan en fazla sakınanınızım ve'korkanınızınV buyurdu. Bu da gösteriyor ki bu hususta gençler ve ihtiyarlar eşittir. Çünkü Ömer o zaman gençti. Belki de buluğ çağına girdiği ilk sıraydı. Yine hadis bunu özel bir durum olmadığını belirtiyor."[908]

Ramazan gecelerinde tam ilişki:

Allahu Teala şöyle buyuruyor:

"Oruç gecesi, kadınlarınıza yaklaşmak, size helal kılındı. Onlar sizin elbİsenizdîr, siz de onlann elbisesisiniz." (Bakara, 187).

İtikattayken:

Kadın itikattaki kocasnı ziyaret ediyor:

Ali b. Hüseyin'den: "Rasulullah (s.a.v.) mescidde (itikafta) idi. Kadın­ları kendisini ziyarete gelmişti. Safiyye binti Hay eve gitmek isteyince Pey­gamber (s.a.v.): 'Acele etme seninle beraber gideyim', buyurdu. Safiyye'nin evi Üsame'nin evinde idi. Peygamber onunla beraber gitmek için çıktı ve yolda Ensardan iki adamla karşılaştı..[909]

Kadın itikaftaki kocasının başını yıkıyor ve saçını tarıyor:

Aişe (r.a.)'dan: "Rasulullah (s.a.v.) itikattayken başını mescidden çıka­rıyor, ben de onu yıkıyordum." (Bir rivayette:[910] "Rasulullah mescidde başı­nı bana uzatıyor, ben de onu tarıyordum.")[911]

Hacdayken:

Öpme ve dokunma haccı bozmaz:

İbni Rüşd, "Bidâyetü'l Müctehid"de diyor ki: "Terkedilen üçüncü şey kadınla cima yapma. Hacda kadınla cimanın haram olduğu hususunda müs-lümanlar icma etmişlerdir. Şu âyeti kerime ile haram kılınmıştır.

"Hacda kadına yaklaşmak, günaha sapmak, kavga etmek yoktur"[912] (Bakara, 197)

Cumhura göre iki kıtanın birleşmesi haccı bozar.[913]

İbn Hazım, Muhalla'da diyor ki: "İhramlı kimsenin girmediği sürece kadınını öpmesi, dokunması mubahtır. Çünkü AUahu Teala öpmeyi değil, cimayı yasaklamıştır."[914]

Hac faydalanmasına teşvik hatta emir: (Kadınlarla beraber olarak güzel faydalanma)

Ümran b. Husayn'dan: "Allah'ın kitabında faydalanma âyeti nazil oldu: 'Hacca kadar Umre ile faydalanmka isteyen kimse, kolayına gelen kurbanı keser'. Biz Rasulullah'la beraber bunu yaptık, Kur'an'da bunu yasaklayan bir şey gelmedi. Rasulullah da ölünceye kadar bunu yasaklamadı..."[915]

Cabir b. Abdullah'dan: "Biz Muhammed'in ashabı yalnız hacca niyet ettik, onunla beraber umre yoktu. Peygamber Zilhicce'nin dördüncü sabahı gelerek ihramdan çıkmamızı bize emretti. Rasulullah: 'İhramdan çıkın da kadınlarınızla cima edin!' buyurdu.... (Cabir diyor ki): "Bunun üzerine he­men ihramdan çıkarak Rasulullah'ın emrini dinledik ve itaat ettik." (Başka bir rivayette[916] "Kadınlarımızla cima ettik, güzel koku süründük ve elbise­lerimizi giyidik.")[917]

Cabir b. Abdullah'dan: "Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurmuşlardır: 'Ar­kamda bıraktığım iş tekrar karşıma çıksaydı kurbanı getirmez bu haccı, um­re yapardım. Şimdi sizden hanginizin yanında kurban yoksa hemen ihram­dan çıksın ve haccını umreye çevirsin', buyurdu. Bunun üzerine Süraka İbni Malik b. Cu'şum ayağa kalkarak: 'Ey Allah'ın Rasulü! Bu iş, bizim bu yılımı­za mı mahsus, yoksa sonsuza kadar devam mı edecek?' diye sordu. Rasulul­lah (s.a.v.) parmaklarım birbirine kenetleyerek iki defa: 'Umre hacca dahil olmuştur, hayır sonsuza kadar devam edecektir', buyurdu."[918]

Esma binti Ebu Bekir'den: "İhrama girerek yola çıktık. Rasulullah: 'Ki­min yanında kurbanı varsa ihramlı olarak kalsın. Yanında kurbanı olmayan ihramdan çıksın1, buyurdu. Benim yanımda kurban yoktu. Onun için ihram-dam çıktım. Zübeyir'in yanında kurban vardı. Onun için ihramdan çıkmadı. Ben elbisemi giydim, sonra dışarı çıkarak Zübeyir'in yanına oturdum. Zübe-yir 'yanımda kalk', dedi. Ben: 'Üzerime çullanacağım diye mi korkuyorsun',

diye karşılık verdim."[919]

Veda tavafından hemen sonra cima yapmanın mubah oluşu:

Veda tavafından hemen sonra cima yapmanın mubah olması hususun­da fakihler icma etmişlerdir. Yine Arafat'ta vakfeden önce cima yapmanın haccı kesinlikle bozduğu hususunda da ittifak etmişlerdir. Arafat'ta vakfe yaptıktan sonra, Cemretü'l Akabe'yi attıktan önce ve attıktan sonra ve veda tavafında önce cima yapmanın orucu bozması hususunda ihtilaf etmişler­dir.[920]

Gece namazına kalkarken:

Gece namazını bitirdikten hemen sonra cinsel ilişkide bulunma:

Esved (r.a.)'dan: "Hz. Aişe'ye Rasulullah'ın namazının nasıl olduğunu sordum şöyle cevap verdi: 'Peygamber gecenin evvelinde uyur, sonunda kalkar namaz kılar sonra uyurdu." (Müslim'in rivayetinde: "Sonra ailesine bir ihtiyacı olursa, ihtiyacını görür ve uyurdu.") Müezzin ezanı okuduğu za­man yatağında sıçrar, yıkanmaya ihtiyacı varsa yıkanır, yoksa abdest alır ve çıkardı."[921]

5- Faydalanmanın sonunda vacip olan taharetin hafifletilmesi:

Cünüp olan kimsenin uykudan önce yıkanma, abdest ve teyemmüm arasında seçim yapmalı:

Abdullah b. Ebu Kays'tan: "Aişe'ye Rasulullah cünüplük hususunda ne yapıyordu? Uyumadan Önce yıkanıyor muydu? Yoksa yıkanmadan Önce mi uyuyordu?' diye sordum. Aişe: 'Bunların ikisini de yapıyordu; bazen yıkanır da Öyle uyur, bazen de abdest alır uyurdu1, dedi. Ben: 'Bu meseleyi geniş tutan Allah'a hamdolsun1, dedim."[922]

Aişe (r.a.)'dan: "Peygamber (s.a.v.) cünüplü iken uyumak isterse, ferci-ni yıkar ve namaz abdesti alırdı."[923]

Ömer (r.a.)'dan: "Ey Allah'ın Rasulü! Bizden biri cünüp olduğu halde uyuyabilir mi?' diye sordum. Rasuiullah: 'Evet, abdest alırsan1, buyurdu. (Bir rivayette[924]: "Zekerini yıka, abdest al sonra uyu, buyurdu.")[925]

İbn Huzeyme ve İbni Hıbban'ın rivayethde: "Evet, istersen abdest al."[926]

Aişe (r.a.)'dan: "Rasuiullah (s.a.v.) cünüp olduğu halde uyumak istedi­ği zaman abdest ya da teyemmüm yapıyordu."[927]

Aişe (r.a.)'dan: "Rasuiullah (s.a.v.) cünüp olduğu halde uyuyor ve suya dokunmuyordu."448

Suyu kaybedene cima izni sonra teyemmüm:

Suyu kaybeden kimseye şeriatımızın ne kadar kolaylık tanıdığını gös­teren Kur'an ve sünnet nasslanna bakalım. Şeriat ona suyu buluncaya kadar cimayı yasak etmemiştir. Aksine uzun süreli de olsa teyemmüm izni vermiş­tir. Allahu Teala şöyle buyuruyor:

"Eğer hasta, yahut yolculukta iseniz, yahut biriniz tuvaletten gelmiş­se, yahut da kadınlara dokunmuşsantz (bu durumlarda) su bulamadığınız takdirde temiz toprağa teyemmüm edin. (Toprağı) yüzlerinize ve ellerinize sürü. Şüphesiz Allah, çok affededn, çok bağışlayandır." (Nisa, 43).

Ebu Zer (r.a.)'dan: "Medine'den oturmakta hoşlanmıyordum. Rasuiul­lah (s.a.v.) bana bir dişi deve ve koyun vererek bunlarırf sütünden içmemi emretti... Sudan uzaktım ve ailemde benimle beraberdi. Cünüp oldum, te­mizlenmeden namaz kılıyordum. Bunun üzerine gündüzün ortasında Rasu-lullah'a geldim Rasuiullah bir grup sahabesiyle mescidin gölgesinde oturu­yordu. 'Bu Ebu Zer mi?' dedi. Ben: 'Evet, ey Allah'ın Rasulü! helak oldum', dedim. Rasuiullah: 'Seni helak eden nedir?' dedi. Ben: "Sudan uzaktım. Ai­lemde benimle beraberdi. Cünüp oldum ve temizlenmeden namaz kıldım1. Rasuiullah benim için su getirilmesini emretti. Siyah bir cariye büyük bir kabla su getirdi... Bineğimi kendime siper yaparak yıkandım sonra geldim. Bunun üzerine Rasuiullah: 'Ebu Zer! Temiz toprak temizleyicidir. On sene su bulamazsan bile. Suyu bulursan onunla kendini yıka', buyurdu."[928]

Faydalanma sonunda mezi gelirse sadece abdest alma:

Mikdad b. Esved'den: "Rasulullah'a, ailesine yaklaşıp da kendisinden mezi gelen kimseye ne gerektiğini sordum. Rasuiullah: 'Sizden biri bunu görürse fercini suyla yıkasın ve namaz abdesti alsın', buyurdu."[929]

Abdest ve gusülde az suyla yetinme:

Enes b. Malik'ten: "Rasuiullah (s.a.v.) dört-beş avuç suyla yıkanıyordu. Bir avuç suyla da abdest alıyordu."[930]

Aişe (r.a.)'dan: "Rasuiullah (s.a.v.) cünüp olduğu zaman yıkanmak iste­diğinde içine süt sağılan bir kap miktarı su istiyor ve avcuyla suyu alıyordu. Önce başının sağ tarafından sonra da sol tarafından başlıyordu."[931]

Ebu Seleme'den: "Ben ve Aişe'nin kardeşi Aişe'nin yanına girdik. Ai-şe'nin kardeşi Peygamber'in yıkanmasını sordu. Bunun üzerine Aişe yakla­şık bir sa' alacak miktarda su kabı istedi. Yıkanmaya başında başladı. Bizim­le onun arasında bir perde vardı."[932]

Abdest ve gusül maddi temizliktir. Bu sebeple suyun kullanılması te­mizlik için olup bu manevi temizliktir. Dolayısıyla Allah'ın emrine uyarak başında besmele, sonunda şehadet gerekir.

Gusül yaparken kadının beliklerini çözmesine gerek yoktur:

Ubeyde b. Umeyr'den: "Aişe Abdullah b. Amr'ın kadınlara yıkanacak­ları zaman beliklerini çözmelerini emrettiğini duymuş. Bunun üzerine: 'Şu İbni Amr'a şaşarım, kadınlara, yıkanacakları zaman beliklerini çözmeyi em­rediyor, başlarını tıraş etmelerini emretmiyor. Vallahi, ben ve Rasuiullah bir kaptan yıkanırdık. Başıma üç kez su dökmekten başka bir şey yapmazdım', dedi."[933]

Alkarna ve Esved'den rivayetle: "Adamın biri Aişe'ye misafir olmuş ve sabahleyin elbisesini yıkamaya başlamış. Aişe: 'Eğer onu (meniyi) gördünse yerini yıkaman sana yeterdi. Görmedinse etrafını yıkardın. Vallahi ben onu Rasulullah'ın elbisesinden ovalayarak çıkardığımı bilirim', dedi."[934]

Erkeğin elbisesine bulaşan hayız kanının yerini yıkamasıyla yetinme:

Aişe (r.a.)'dan: "Ben hayızlı olduğum halde Rasulullah'la aynı yatakta yatıyorduk. Benden ona bir şey bulaşırsa sadece orasını yıkıyor ve namaz kı­lıyordu..."[935]

6- Bazı cinsel münasebet izleriyle beraber ibadetlerin edasının sıhhati: Cinsel münasebette bulunulan elbiseyle namazın sahihliği:

Süleyman b. Yesar'dan: "Aişe'ye elbiseye bulaşan meni hakkında sor­duğumda şöyle dedi: "Onu Rasulullah'ın elbisesinden yıkıyordum. Rasulul-lah yıkanma izi belli olduğu halde namaz çıkıyordu."[936]

Muaviye b. Ebi Süfyan, "Peygamber'in hanımı olan kızkardeşi Ümmü Habibe'ye: 'Rasulullah, cima yaptığı elbiseyle birlikte namaz kılıyor muy­du?' diye sordu. Kız kardeşi: 'Evet, herhangi bir rahatsızlık duymuyordu1, diye cevap verdi."[937]

Cünüp olarak sabahlayan kimsenin orucunun sahihliği:

Ebu Bekir b. Abdurrahman b. Haris b. Haşim'den: "Abdurrahman'ın babası Mervan'a, Aişe ve Ümmü Seleme'nin kendisine şöyle söylediklerini haber vermiştir: 'Rasulullah (s.a.v.) ailesiyle birlikte cünüp olduğu halde fecri idrak ediyor, sonra yıkanıyor ve oruç tutuyordu. [938]

7- Kocanın dışında yas tutma süresini kısaltma:

Ümmü Atiyye'den: "Ölüye üçgünden fazla yas tutmaktan nehyolun-duk; yalnız koca için dört ay on gün müstesna idi."[939]

Kocasının dışında yas tutma süresini kısaltma süslenmesi hususunda kadının hakkını ve faydalanma hususunda her ikisinin hakkını korumak içindir.

8- Uzak kalma süresini kısa tutma:

Malik b. Huveyrs'den: "Kavmimden bir toplulukla Rasullullah'a geldik ve yanında yirmi gece kaldık. Rasulullah çok merhametli ve şefkatli idi. Ailemize olan özlemimizi görünce şöyle buyurdu: "Ailenize dönünüz, onlarla beraber olunuz, namazı emrediniz. Namaz vakti geldiğinde sizden biri ezan okusun ve en büyüğünüz de imam olsun."[940]

9- Erkeğin boşaması ve kadının da boşanma istemesinin mubah oluşu: Allahu Teala şöyle buyuruyor:

"Boşanma İki defadır. (Bunlardan sonra kadın) ya iyilikle tutmak, ya da güzelce salıvermek (lazım)dır." (Bakara, 229).

Allahu Teala şöyle buyuruyor:

"Eğer erkek ve kadının, Allah'ın sınırlarında durmayacaklarından korkarsanız, o zaman kadının (ayrılmak için izin verdiği fidye (hakkından vazgeçmesinde) ikisine de bir sakınca yoktur." (Bakara, 229).

İbn Abbas'tan: "Sabit b. Kays'ın hanımı Peygamber (s.a.v.)'e gelerek: 'Ey Allah'ın Rasulü! Ben kocam Sabit1! din ve ahlâk yönünden kötülemiyo-rum. Ancak onu kerih görmemin beni küfre götürmesinden korkuyorum'. Bunun üzerine Rasulullah: 'Sana mehir olarak verdiği bahçeyi kendisine döndürmek ister misin?' diye sordu. O da: 'Evet', dedi. Rasulullah: Sabit b. Kays'a ondan ayrılmasını emretti."-"'[941]

10- Boşanan kadınları evlendirmede acele etme: (İddetin hemen bitiminde)

Buradaki İddet en kısa süre olup hamilenin dışında üç hayız dönemidir. Hamilenin ise çocuğunu doğurması. Allahu Teala şöyle buyuruyor:

''Boşanmış kadınlar üç kur (üç adet ve>a üç icmi/lik küresi bekleyip) kendilerini gözetlerler (hamile olup olmadıklarına bakarlar). (Bakara. 228).

Allahu Teala şöyle buyuruyor:

"Hamile olanların bekleme süresi, yüklerini bırakmalarına kadardır."(Talak, 4).

Falıma binti Kays'tan: "Ebu Amr b. Hafs Fatıma'yı bain talakıyla boşadı... Fatıma diyor ki: 'Helal olduğum vakit (iddetim bittiğide) Peygam­ber (s.a.v.)'e. Muaviye b. Ebi Süfyan ve Ebu Cehm'in beni istediklerini söyledim." (Başka bir rivayette[942]: "Rasulullah'ın ashabından bir grupla Abdurrahman b. Avf beni istedi.")[943]

Fatıma b. Kays'tan: "Ebu Amr b. Hafsa Fatıma'yı bain talakıyla boşadı. Fatıma Rasulullah'a gelerek bunu haber verdi. Rasulullah, 'helal olduğun vakit bana bildir', dedi. Fatima diyor ki: 'Helal olunca (iddetim bitince) Rasulullah: 'Sen Üsame b. Zeyd'le evlen', buyurdu. Bunun üzerine onunla evlendim. Allah onda hayır kıldı; ben de gıbta ettim."[944]

11- Dul kadınları evlendirmede acele atme: (İddetin hemen bitiminde)

Burada süre kısa olup hamile olmayanlara dört ay on gün, hamile olan­lara ise çocuklarını doğurana kadardır.

Allahu Teala şöyle buyuruyor:

"İçinizden ölenlerin, geriye bıraktıkları eşleri, dört ay on gün (bekle­yip) kendilerini gözetlerler. Sürelerini bitirince artık kendileri için uygun olanı yapmalarında size bir günah yoktur. Allah, yaptıklarınızı haber alır." (Bakara, 234).

Sübey'a binti Haris'ten: "Sübey'a Sa'd b. Havle ile evliydi... Sa'd Bedir savaşına katılanlardandı. Karısı hamile iken Veda haccında vefat etti. Onun vefatından sonra çok geçmeden karısı doğurdu. Nifasında temizlenince ken­disini isteyeceler için giyinip kuşandı... Sübey'a diyor ki: 'Rasulullah'a gele­rek bu meseleyi ona sordum. Bana doğurduğum andan itibaren helal oldu­ğum fetvasını verdi ve 'istersen evlenebilirsin', emrini verdi. (Başka bir rivayette[945]: "Rasulullah'tan izin istedi. Rasulullah'da ona izin verdi ve ev­lendi.")[946]

~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~

[879] Buhari, 11/205. Müslim, 4/157

[880] Müslim, 4/157

[881] Sünenü't Timizi, Hadis No: 927

[882] Camiu's Sağir, Hadis No: 547

[883] Buhari, 5/112

[884] Buhari, 5/121

[885] Müslim, 4/129,130

[886] Fethul-Bari 11/206

[887]Abdülhalim Ebu Şakka, Tahrirü’l Mer’e İslam Kadın Ansiklopedisi, Denge Yayınları: 4/279-281.

[888] Müslim, 4/160

[889] Buhari, 11/217. Müslim, 4/160

[890] Siinenü't Tirmizi, Hadis No: 909

[891] Ibni Teymiyye, Mecmua Fetava: 32/108

[892] Sünenu Ebi Davud, Hadis No: 302

[893] Süneni Ebi Davud, Hadis No: 303

[894] Müslimm: 1/169

[895] Muvatta: 1/75-1/167

[896] Buhari, 1/419. Müslim, 1/167

[897] Fethu'l-Bari 1/420

[898] îbnu Hazm:

[899] Buhari, 1/418. Müslim, 1/167

[900] Müslim, 1/168

[901] Buhari, 1/419. Müslim, 1/168

[902] Buhari, 1/417. Müslim, 1/168

[903] Bahari, 1/417. Müslim, 1/169

[904] Buhari, 8/110

[905] Buhari, 6/123

[906] Süneno'n Nesai, Hadis No: 164

[907] Sünenu Ebi Davud, Hadis No: 2086

[908] Fethu'l-Bari 5/53

[909] Buhari, 5/186

[910] Buhari, 5/178

[911] Buhari, 5/178. Müslim, 1/168

[912] Bidayetü'l Müctehid: 1/240

[913] Bidayetül Müctehid: 1/271

[914] Muhalla: 7/254

[915] Buhari, 9/252. Müslim, 4/48

[916] Müslim, 4/35

[917] Buhari, 17/108. Müslim, 4/36

[918] Müslim, 4/40

[919] Müslim, 4/55

[920] Bidayetü'l Müctehid: 1/270

[921] Buhari, 3/274. Müslim, 2/167

[922] MüsIim, 1/171

[923] Buhari, 1/40. Müslim, 1/170

[924] Buhari, 1/409

[925] Buhari, 1/408. Müslim, 1/170

[926] Nasrud Din el-Banı; Zifaf Adabı, s. 48

[927] A.g.e, s. 40

[928] Tirmizi, Hadis No: 103

[929] Ebu Davud, Hadis No: 322

[930] Buhari, 1/316. Müslim, 1/177

[931] Buhari, 1/383. Müslim, 1/175

[932] Buhari, 1/379

[933] Müslim, 1/179

[934] Müslim, 1/164

[935] Sünenü Ebi Davud, Hadis No: 241

[936] Buhari, 1/347. Müslim, 1/165

[937] Sünenü Ebi Davud, Hadis No: 352

[938] Buhari, 5/45. Müslim, 3/138

[939] Buhari, 1/429. Müslim, 4/205

[940] Buhari, 2/250. Müslim, 2/134

[941] Buhari, 11/319

[942] Müslim, 8/203

[943] Müslim, 4/195

[944] Müslimi: 4/195

[945] Buhari, 11/397

[946] Buhari, 8/313. Müslim, 4/201

Abdülhalim Ebu Şakka, Tahrirü’l Mer’e İslam Kadın Ansiklopedisi, Denge Yayınları: 4/281-292.
Şatibi
Mesaj Panosu Yöneticisi
Mesaj Panosu Yöneticisi
 
Mesajlar: 2468
Kayıt: Pzt Şub 15, 2010 7:41 pm

Dön İslamda Evlilik Hayatı

 


  • Benzer Konular
    Cevaplar
    Görüntüleme
    Son mesaj

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir