CİNSEL İLİŞKİ HAKKINDA

Dinimiz İslam Kuralları İçerisinde Evliliğe İlk Adımlar ve Evlilik Hayatının İslami Deliller Işığında Paylaşıldığı Bölüm

Mesajgönderen Şatibi » Cum Oca 27, 2012 11:55 am


Cinsel Kültür Ve Haya



Birinci olarak: Günümüzdeki haya anlayış bakış HAYA AHLÂKIN müslümanı cinsel meselelerle ilgili herhangi bir sö­ze dalmayı engellediği konusunda yanlış bir düşünceyi miras aldık. Gerek ihtiyaç duyduğumuzda soru sorma, gerek bizden istenildiğinde cevap verme, gerekse önemli ve ciddi tartışmalara katılım olsun bu alandaki her­hangi bir meseleyle karşılaştığımızda kaçınmamız gerektiğine dair terbiye gördük. Cinsellik ve onunla yakından-uzaktan alakalı olan herşey -bu yanlış düşünce çerjçevesinde- kapalı bir perde olup bunu yüzsüzler ya da soytarılar veyahutta ahlâktan mahrum olan sıradan insanlardan başkası yırtamaz. Düz­gün ve ahlâklılara gelince, onların durumu oldukça gariptir. Ciddi ve müna­sip bir şekilde içinde cinsellik kokusu bulunan bir konuşma geçse, utançtan yüzlerinin kızardığını, dilinin tutulduğunu ve sanki bir çıkmaza girdiklerini görürsün. Belki de uzağa kaçmaya yellenirler. Büyüklerden biri (baba ya da öğretmen) cinsel meseleler konusunda nasihat etmek gayesiyle bir söz açma cesaretinde bulunsa, dinleyicilerin bunu canı sıkılarak karşıladıklarını ve kendi kendilerine: Keşke sussa, dediklerini görürsün. Belki de uzaklaşırlar ya da sözü başka yöne çevirmeye yellenirler. Dinlemek zorunda kalırlarsa da yüzleri ekşimeye başlar ve sanki kulakları ve nefisleri bu tür ağır sözü dinle­meye tahammül edemez. Zaruretten ötürü konuşulması gereken bir mesele olduğunda kapalı yerlerde konuşulur. Sanki onlar insanların göz ve kulakla­rından gizlenmesi gereken kötü ve çirkin bir durum görüşüyorlar. Sonra bu tür konuşmalar için uzun bir hazırlık yapılır sonra da son derece sıkıntı ve utanma içerisinde konuya girilir. Cinsellikle ilgili bir mesele olduğunda genç kız ve genç erkek bunu babası ve annesiyle ya da müderris ve müderri-sesiyle görüşmez. Aksine arkadaşları ve hizmetçilerle görüşürler. Bunun

sebebi ise o büyüklerin kendileriyle çocukların, öğrencilerin arasına koy­dukları engellerdir. Bu engelleri dolaylı bir şekilde cinsellikle ilgili her türlü meseleye uzun yıllar boyunca sessiz kalarak koymuşlardır...

. Konuyu özetlersek aşın olan hayayı nefisten başka bir şey koymamış­tır. Bizden böyle bir haya gelişmiş ve yerleşmiştir. Öyle ki bunu çözmeye kalktığımızda çözümüne karşı direnilmiştir. Böylesi bir haya Allah'ın indir­diğinden hiçbir dayanağı bulunmayan asılsız gelenek ve evhamın bir netice­sidir. Fakat biz bunu nesilden nesile miras aldık. Biz buna Allah'tan gelen din çibi sarılıyoruz. Nefsimizi üzerine aşırı gittiğimizi, nevamıza uyduğumuzu ve hakim olan Allah'ın şeriatına Peygamberin sünnetine ve temiz olan saha­belerin siyretine muhalefet ettiğimizi düşünmedir.

ikinci olarak: Kitap ve Sünnete göre düzgün olan haya Hayanın anlamım kuşatan büyük bir hatanın varlığına inanıyoruz. -Al­lah'tan yardım dileyerek- gerek erkek gerekse kadın olsun her birinin haya­tında önemli bir yönü olan dini öğretilerinin bilgisiyle müslümanın araşma korkunç engel koyan bu hatanın giderilmesine çalışıyoruz. Bu yön, tenasül uzuvları ya da cinsel faydalanma ile ilgili olan herşeyi içeriyor. Gerçekten Rasulullah (s.a.v.)'den haya konusunu yücelten bir çok hadis varid olmuştur:

Ebu Hureyre'den: "Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurmuşlardır: İman at­mış küsur şubedir. Haya da imandan bir şubedir."[751]

Abdullah bin Amr (r.a.)'dan: "Peygamber (s.a.v.) bir adama uğradığın­da, adam kardeşine haya hakkında nasihat ediyordu. Bunun üzerine: 'Bırak onu! Zira haya imandandır1, buyurdu."[752]

Abdullah bin Mes'ud (r.a.)'dan rivayetle Rasulullah (s.a.v.) şöyle bu-> urdular: "İnsanlara, ilk Peygamberlerden ulaşan söz: 'Utanmadıktan sonra dilediğini yap' sözüdür."[753]

Inıran bin Husayn (r.a.)'dan: "Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurdular: 'i îa\ .t hayırdan başka bir şey getirmez' dedi. Bunun üzerine Buşeyr bin Ka'b: 'Hakikaten, atanmanın bazısının vakardan, bazısının da sakinlikten olduğu İmcilerde yazılıdır', dedi. İmran O'na: 'Ben sana Rasulullah (s.a.v.)'in ha*:Ls:ni söylüyorum, sen de kendi sahifelerinden bahsediyorsun', dedi."[754]

Hafız İbn Hacer diyor ki: "Haya imandan bir şubedir" sözü lugatta, de­ğişme, kırılma, insanın ayıp saydığı şeylerden utanması... Şeriatta: Kötü (kabih)'den kaçınmayı, hak sahibinin hakkını yemeyi yasaklayan bir ahlâk­tır. Bu sebeple başka bir hadiste: "Hayada hayrın hepsi vardır" buyrulmuş-tur... Fakat hayanın şeriata uygun olarak kullanılması çalışmaya, ilme ve ni­yete bağlıdır. İtaati emrettiği ve masiyete engel olduğu için imandandır. Do­layısıyla, hak sözü ya da hayır işi engelleyen haya imandan değildir. Çünkü bu ser'i değildir."[755]

Yine Hafız diyor ki: "İyad ve diğerleri diyor ki: İçgüdüsel de olsa haya imandan kılınmıştır. Çünkü şer'i kanunda onun kullanılması kasda, kesbe ve ilme bağlıdır. Hayrın tamamı, olmasına gelince, o hayırdan başka bir şey getirmez. Bu sebeple umuma hanıledilmesi müşkile olmuştur. Çünkü bunu yapan kimse münkeri işleyene karşı kasdederek bazı hakların ihlal olmasına hamledebilir. Cevap olarak şöyle denilebilir: Bu hadislerde kasdedilen haya şer'i olandır. Hakların ihlal olmasını doğuran haya şer'ı haya değildir. Aksi­ne acizlik ve düşüklüktür."[756]

Hafız İbn Hacer ve Kadı îyad'ın bu açıklamalarını ve düzgün haya ile-sağlıksız haya arasındaki ayırımlarını iyice düşünmemiz gerekir.

Bu sağlam sözleri şöyle özetleyebiliriz: Düzgün olan haya, İslam'ın yü­celttiği, müslüman erkek ve kadına emrettiği hayadır. Bu eğri olmayan haya olup kötü fiillerden uzak durmaya götüren bir ahlâktır. Şer'i anlamına harici evhamlar kesinlikle bulaşmayan hayadır... Şimdi Enes (r.a.) 'm kızının şer'i haya anlayışı nasıl düzeltiği bir bakalım.

Sabit el-Bunani'den: "Enes'in yanında kızı vardı. Enes dedi ki: 'Rasu-lullah'a bir kadın gelip kendisini teklif ederek: Ey Allah'ın Rasulü, senin ba­na ihtiyacın var mı?' dedi. Bunun üzerine Enes'in kızı: 'Ne az hayalı birisiy-miş, ne kötü davranmış', dedi. Enes: 'O senden daha hayırlı, Peygamberi arzulayarak kendisini ona teklif etti1, dedi."[757]

Elimizde, hak söz ya da iyi fiil karşısında, hak söz ve iyi fiil cinsel mese­lelerle ya da başka cinsin meseleleriyle ilgili olsa da hayanın bunu nasıl en­gellemediğini çizen Kur'an va sünnet birlikte nefiste bir tür gerginliğin oluş­ması doğrudur. Bu, övülen bir durum olup çoğu zaman düzgün haya ile beraber olur. [758]


Haya Ve Edeb Konusunda Kur'an'dan Örnek:



Aişe (r.a.)'dan: "Esma binti Şakel Peygamber (s.a.v.)'dan nasıl yıkanı­lacağım sordu. Rasulullah (s.a.v): 'Sizden biriniz suyunu ve sidresini alır da temizlenir. Temizliğini de güzel yapar. Sonra suyu başına dökerek başını şiddetle ovalar. Ta ki saç diplerine kadar ulaşsın. Sonra vücuduna su dökü-nür, sonra üzerine misk sürülmüş bir bez parçası alarak onunla temizlenir', buyurdular. Esma: 'Onunla nasıl temizlenecek?' diye sordu. Rasulullah (s.a.v.): 'Subhanallah! Onunla temizlenirsin işte', buyurdu. Bunun üzerine Aişe galiba sözünü gizlemek isteyerek: 'Kanın yerine sürersin', dedi. Esma Peygamber (s.a.v.)'e cünüplükten nasıl yıkanılacağım da sordu. Peygamber (s.a.v.): 'Su alarak temizlenir ve güzelce paklanır. Yahut mübalağalı şekilde paklanır. Son onu başına dökerek başını ovalar, ta ki su saçlarının dibine varsın, sonra üzerine suyu dökünür', buyurdu. Bunun üzerine Aişe: 'Şu ensar kadınları ne iye kadınlar. Dinlerini öğrenmek hususunda kendilerine haya mani olmuyor', dedi."[759]

Mü'minlerin annesi Aişe, ensar kadınlarım haya ile nitelerken doğru söylemiştir. O düzgün haya ki, onları hak sözden ve iyi fiilden alıkoymamış-tır. O burada ilim taleb etme ve dini anlama azmindedir.

Fakat müslümanm kendisinde var olan düzgün hayasına cevap verme­sinde bir sakınca yoktur. Böylece konumla kendisi karşı karşıya gelmez ve maslahatını gerçekleştirecek başka bir vesileye başvurabilir. İşte değerli sahabelerden biri böyle yapmıştır:

Ali b. Ebi Talib'den: "Çok mezili olan bir adamdım. Rasulullah'a sor­maktan utandım. (Başka bir rivayette[760] 'kızının yerine'). Böylece Mikdad b. Esved'e emrettim, o sordu. Rasulullah: 'Abdest gerekir', buyurdu."[761]

Ebu Davud'un Ali'den rivayetine göre şöyle demiştir: "Çok olan bir adamdım. Banyo yapa yapa sırtım yarılmıştı."[762] 'İbni Hıbban'ın Mikdad b. Esved'den ise: "Ali b. Ebi Talib ona Rasulullah'a, bir adam karısına yaklaşır da meni çıkarsa ne yapar?' diye sormasını emretti. Benim yanımda onun kızı vardı, ben de sormaya utanıyordum. Mikdad diyor ki: 'Rasulullah'a sordum1. Bunun üzerine Rasulullah: 'Sizden biri bunu görürse fercini yıkasın ve namaz için abdest alsın1, buyurdu."

Fethu'l-Bari'den varid olmuştur; İbni Dakik diyor ki: "Burada meninin çokluğu vücudun sağlıklı olmasıyla birlikte şehvetin galip gelmesinin bir sonucudur."[763]

Hafız İbn Hacer diyor ki: "Hadiste örfen utanılan şeyle karşı karşıya gelmeyi bırakma hususunda adabı kullanma, evlilik yoluyla olan akrabalara iyi davranma ve kadınla cima ve benzeri şeylerle ilgili hususları akrabaların huzurunda terketme sözkonusudur..."[764]

Bazen düzgün haya sahibi insan, hissettiği gerginliği (hayayı) hafiflet­meye başvurabilir. Şöyle ki yanında cinsel meselelerle ilgili bir söz geçer, o da utanarak haya ettiği meseleyle ilgili açıkça konuşabilir. İşte bu düzgün davranışla ilgili örnek:

Ümmü Seleme'den: "Ümmü Seleme Peygamber'e gelerek: 'Ya Rasu­lullah! Allah hakdan haya etmez. İhtilam olduğu zaman kadına da güsul ge­rekir mi?' diye sordu. Rasulullah: 'Evet suyu (meniyi) görürse gerekir', bu­yurdu. Bunun üzerine Ümmü Seleme: 'Ya Rasulullah, kadın ihtilam olur mu?' dedi. Rasulıilah 'AllaHıayrırn versin.Ya çocuğu ona necfen benziyor? buyurdu"[765]

Buharı bu hadisi "İlimde haya babında nakletmiştir. Mucahid diyor ki: Utanan ve kibirlenen ilim öğrenemez."

Ebu Musa'dan: "Bu hususta muhacirlerle ensardan bir grup ihtilaf etti­ler. Ensar: 'Gusül ancak defkden yahut meniden dolayı gerekir1, dediler. Mu­hacirler ise: 'Hayır, cima olursa gusül gerekir', dediler. Ravi diyor ki: "Ebu Musa şöyle dedi: 'Ben sizi bu tartışmadan kurtarayım dedim ve kalkarak, Aişe'nin yanına girmek için izin istedim. Bana izin verildi. Aişe'ye: 'Ey an­neciğim, yahut ey mü'minlerin annesi! Ben sana bir şey sormak istiyorum, ama senden de utanıyorum1, dedim. Aişe: 'Seni doğuran annene sorabilece­ğin bir şeyi bana sormaktan utarna; çünkü ben de senin annenim1, dedi. Ben: 'Gusül neden gerekir?' dedim. Aişe: 'Bilene rastladın; Rasulullah: 'Erkek ka­dının dört şubesi arasına oturur da sünnet mahalli sünnet mahalline dokunur­sa güsul gerekir, buyurdular', dedi."[766]

Burada kadının cinsel meseleler konusunda ilim taleb etmesinin haya sahibi erkeğin uzak durması gereken müstehcenlik kabul edilmesine, erke­ğin nasıl önyargılı davrandığına bir bakalım. Aişe'nin çekinmeden açık ve net olarak ona cevap vermesi, onu yanlış ön yargıya itmiştir.

Cinsel meselelerle ilişkili olan iki alan vardır ki düzgün hayanın tama­men sessiz kalmasını zorunlu kılar:

Birinci alan: Eşlerle direkt ilgili sırlar. Cinsel meselelerle ilgili adab konusunu işlerken, bu sırları açığa çıkarmanın yasak olduğunun delilleri nakledilecektir. (Beşinci bölüme bkz.)

İkinci alan: Cinsel zevkle ilgili meselelerle vakit geçirme, eğlenme, fık­ralar, hikâyeler anlatma. Bu alan, özellikle evli olmayanların yanında şehve­ti körüklemesinin yamsıra, korunma ve iffet elbisesini çıkararak kişiyi kü­çültür.

Üçüncü olarak: Meşru cinsel kültürü vermede ya da taleb etmede utanma olmaz:

Allahu Teala'nın Kur'an-ı Kerim'de cinsel meseleler konusunda birçok hüküm indirdiğini hatırımızda tutmamız gerekir. Bunların bazılarını biraz sonra aktaracağız. Bu deliller içerisinde cinsel meseleleri yerinde zikretme­nin hiçbir biçimde haya ile çelişmeyeceğine dair uygulamalı deliller vardır. Allah kitabını kullarına aydınlatıcı olarak indirmiş ve onu erkek, kadın, genç ve yaşlıların okumaları, üzerinde düşünmeleri için kolaylaştırmıştır. Allahu Teala şöyle buyuruyor:

"Andolsun biz Kur'an'ı öğüt almak için kolaylaştırdı. Öğüt alan yok mudur?" (Kamer, 40).

Yine Ebu Said el Hudri'den gelen şu rivayetide hatırımızda tutmamız gerekir: "Rasulullah (s.a.v.) perdesi içindeki bakireden daha utangaçtı."[767]

Bu çok olan haya hatta kemal derecesinin zirvesine ulaşan bu haya Rasulullah'ı, insanlara cinsel meseleleri öğretmenden ve onların cinsel me­selelerle ilgili sorularını ve şikayetlerini hoşgörü içerisinde dinlemekten alıkoymamıştır. Hatta bu bölümde varid olan nassların tamamında da görü­leceği gibi o soru ve şikayetlerin bazıları bağırma şeklindeydi. Aziz olan Al­lah'ın kitabının âyetlerinin ve emin olan Rasulü'nun sünnetinin bizim için en güzel örnek olduğunu vurguluyoruz. Kur'an ve sünnette cinsel meseleleri konuşma konusunda düzgün metodu haya ile bağdaşmakla birlikte ifadede üstünlük özelliğini taşıyor. Hakikate gerek bırakmayan kinaye ve mecazın kullanılması, ibareye gerek bırakmayan işaretin kullanılması, açıkça ifade­ye gerek bırakmayan telmihin kullanılması, detaya gerek bırakmayan müc­melin kullanılması gibi.

Bununla birlikte düzgün haya, bazen açık ifade türü ya da detay ile çelişmez. Böylece açıklama mükemmel bir şekilde olmuş olur.

Burada Kur'an-ı Kerim'in tenasül uzuvlanyla ya da cinsel zevkle alaka­sı olan birçok delü sunacağız. Bu deliller mü'min erkek ve kadınlara sağlam cinsel kültür olarak efendimizin yüce Kur'an'ı nasıl örnek aldığını gösteren diğer delileri sunacağız. Yine Rasulullah'tan sonra değerli sahabeler bu so­runların hepisini açık bir biçimde çözmüşlerdir. Onlar aynı zamanda en iyi ve en mükemmel hayaya sahip olan kimselerdi. Haya sebebiyle ihtiyaç mik­tarı hadis üzerinde duruyor ve ihtiyaçtan fazla ileri girmiyorlardı. Ciddiyeti tercih ediyor şakadan uzak duruyorlardı. Mefsedeti değil, maslahatı gaye ediniyorlardı. Öncüleri daima fücur ve şaka değil, temizlik ve iffeti.

Gerek nefes alma organı, gerek hazmetme organı, gerekse tenasül orga­nı içerisinde bulunsun insan bedeninin tamamı temizlik ve saygınlık içerir. Yine insanın işlerinin tamamı şeriata uygun olduğu sürece temizlik ve say­gınlık içerir. Bu işler, gerek ticaret, gerek savaş, gerekse doğrudan cinsel iş­ler olsun farketmez. Bu sebeple her uzvu yeri geldiğinde zikretmek doğal olanıdır. Yer meşru olduğu, üslup ince olduğu ve hedef mü'min erkek ve ka­dınların din ve dünya konularında maslahat olduğu sürece kadınlara yaklaş­mayı, dokunmayı, hayızı, temizliği, açlığı, susuzluğu, ferci, zekeri, nülfeyİ, meniyi, eli, ağzı zikretmekten hiçbir sakınca yoktur.

Dördüncü olarak: Belli bir ölçüde cinsel kültürü içeren Kur'an nasslan (hayayı zedelemeksizin)

a) Ayetler, insanın yaratılışına işaret ediyor: Allahu Teala şöyle buyuruyor:

"Andolsun biz İnsanı çamurdan bir süzmeden yarattık. Sonra onu nutfe olarak sağlam bir karar yerine koyduk. Sonra nutfeyi alaka çevirdik ala-kı bir çiğnem ete çevirdik, kemiklere et giydirdik; sonra onu bambaşka bir yaratık yaptık. Yaratanlarının güzeli Allah, ne yüceir!"(Mü'ninın, 12-13-14).

"Odur ki (önce) sizi topraktan, sonra nutfeden, sonra alaktan yarattı. Sonra sizi çocuk olarak (annelerinizin karnından) çıkarıyor. Sonra güçlü çağınıza eresinİz, sonra da ihtiyarlar olasınız diye sizi yaşatıyor."

"Kahrolası insan, ne kadar da nankördür! (Allah) onu hangi şeyden yarattı? Nutfe'den onu yarattı, ona biçim verdi. Sonra ona yolu (ana karnın­dan çıkmasını) kolaylaştırdı."(Abese, 17-20).

"O'dur ki, yarattığı her şeyi güzel yaptı ve insanı yaratmaya çamurdan başladı. Sonra onun neslini bir özden, hakir bir sudan yaptı." (Secde, 7-8)

"Sizi adi bir sudan yaratmadık mı? Onu sağlam bir karar yerine koy­duk." (Mürselat, 20-21)

"O yaratı iki çifti: erkeğ,dişiyi. Atıldığı zamannutfedbn"(Necm,45- 46)

"İnsan, başı boş bırakılacağını mı sanır? Kendisi dökülen meniden bir nutfe değil miydi? Sonra alaka oldu da (Rabbİ onu) yarattı, düzenledi. O (me-ni)den iki çifti, erkeği ve dişiyi var etti." (Kıyamet, 36-39)

"Akıttığınız meniyi gördünüz mü? Siz mi onu yaratıyorsunuz, yoksa yaratanlar biz miyiz?" (Vakıa, 58-59)

"İnsan neden yaratıldığına bir baksın: Atılan bîr sudan yaratıldı. Bel ile kaburga kemikleri arasında çıkan, (bir sudan) "(Tank, 5-7)

b) Ayetler, kadınla erkek arasındaki fıtri meyile işaret ediyor: Allahu Teala şöyle buyuruyor:

"Kadınlardan, oğullardan, kantarlarca yığılmış altın ve gümüşten sal­ma atlardan, davarlardan ve ekinlerden gelen zevklere aşın düşkünlük, in­sanlara süslü (cazip) gösterildi. Bunlar, sadece dünya hayatının geçimidir. Asıl varılacak güzel yer, Allah'ın yanındadır." (Al-i İmran, 14).

"Böylece (İddetini bekleyen) kadınlara evlenme isteğinizi üstü kapalı biçimde bildirmenizden, yahut içinizde tutmanızdan dolayı size bir günah yoktur. (Çünkü) Allah sizin onları anacağınızı bilmektedir. Sakın (kapalı ev­lenme teklifi sırasında) iyi söz söylemeniz dışında, onlarla bir gizli buluşma­ya sözieşmeyin." (Bakara, 235).

"Yusuf un evinde kaldığı kadın, onun nefsinden murad almak istedi ve kapılan kilitleyip: Haydi gelsene, dedi. Yusuf: Allah'a sığınırım dedi, efendim bana güzel baktı. Zalimler iflah olmazlar! Andolsun, kadın onu arzu etmişti, eğer Rabbinin doğruyu gösteren delilini gormeseydi oda onu arzu etmişti. Böylece biz kötülüğü ve fuhşu ondan çevirmek istedik; çünkü o, ihlasa erdirilmiş (temiz) kullanmızdandır." (Yusuf, 23-24).

"Şehirde bir takım kadınlar: 'Vezirin karısı, uşağının nefsinden murad almak istemiş. Sevda onun bağnnı yakmış. Biz onu açık bir sapıklık içinde görüyoruz', dediler. (Kadın) onlann düzenlerini işitince, onlara (adam) gönderdi (yemeğe davet etti.) Onlar için yaslanacaklar yastıklar hazırladı ve her birine de birer bıçak verdi. (Yusuf a) "Çık, karşılarına!" dedi. (Kadınlar, önle­rine konan meyvalan soyup yemekle meşgul İken) Yusuf u görünce onu (gözlerinde) büyüttüler (ona hayranlıklarından) ellerini kestiler ve: 'Allah için, haşa bu insan değildir; bu ancak güzel bir melektir' dediler. Kadın dedi ki: İşte siz beni bunun için kınamıştınız! Andolsun ben kendisinden murad almak istedim de o, iffetinden ötürü reddetti. Ama kendisine emrettiğimi yap­mazsa, elbette zindana atılacak ve alçalanlardan olacaktır!" (Yusuf, 30- 32).

c) Âyetler, cinsel uzuvlarla ve onlardan görünenlere işaret ediyor: Allahu Teala şöyle buyuruyor:

"(Sonra Allah, Adem'e hitap etti): Ey Adem sen ve eşin cennette du­run, dilediğiniz yerden yeyin; fakat şu ağaca yaklaşmayın, yoksa zalimlerden olursunuz* derken şeytan onlann kendilerinden gizlenmiş olan çirkin yerleri­ni kendilerine göstermek için onlara fısıldadı: 'Rabbİniz, başka bir sebepten dolayı değil, sırf ikinizde birer melek ya da ebedi kalıcılardan olursunuz diye sizi şu ağaçtan men etti', dedi. Ve onlara: 'Elbette ben size öğüt verenlerde­nim', diye de yemin etti. Böylece onlan aldatarak aşağı sarkıttı. (Önceki mev-kilerinden indirdi). Ağacın meyvasmı tadınca çirkin yerleri kendilerine gö­ründü ve cennet yapraklarını üst üste yamayıp üzerlerine Örtmeye başladılar. Rableri onlara seslendi: 'Ben sizi o ağaçtan men etmedim mi ve şeytan size apaçık düşmandır, demedim mi?" (Araf, 19-20).

"Ey inananlar, ellerinizin altında bulunan köleler, hizmetçiler ve he­nüz erginliğe ermemiş çocuklarınız üç vakitte (odalarınıza girebilmek için) izin istesinler: Sabah namazından önce, öğle vakti elbisenizi çıkarıp yataca­ğınız zaman ve yatsı namazından sonra. Bunlar sizin üstünüzün açılabileceği üç vakittir. Bunların dışında ne size, ne de onlara bir günah yoktur. (Onlar si­zin) yanınızda dolaşırlar, birbirinizin yanına girip çıkarsanız. Allah âyetleri size böyle açıklar. Allah bilendir, hikmet sahibidir. Çocuklannız erginlik ça­ğma erdikleri zaman» kendilerinden öncekilerin izin istedikleri gibi izin iste­sinler. İşte Allah size âyetlerini böyle açıklıyor. Allah bilendir, hikmet sahi­bidir." (Nur, 58-59).

"(Yaşlılıktan Ötürü) adetten kesilen kadınlarınızın (bekleme süresin­den) şüphe ederseniz, bilin ki onlann bekleme süresi üç aydır. Henüz adet görmeyenler de böyledir. Gebe olanların bekleme süresi yüklerini bırakma­larına kadardır. Kim Allah'tan korkarsa (Allah) ona, işinde bir kolaylık yara­tır." (Talak, 4).

"Sana adet görmeden soruyorlar. De ki: O eziyettir. Adet halinde kadullardan çekilin, temizleninceye kadar onlara yaklaşmayın. Temizlendikle­ri zaman Allah'ın emrettiği yerden onlara varın Allah tevbe edenleri sever, temizlenenleri sever." (Bakara, 222).

"Ey Peygamber, kadınları boşamak İstediğiniz zaman onları iddetleri içinde (âdetten temiz oldukları sırada) boşayın ve iddeti sayın. Rabbiniz Al­lah'tan korkun (bekleme süresi içinde) onları evlerinden çıkarmayın. Ancak apaçık bir edepsizlik yapmaları durumu, bu hükmün dışındadır. Bunlar Al­lah'ın sınırlandır. Kim Allah'ın sınırlarını geçerse, kendine yazık etmiş olur. Bilmezsin belki Allah, bundan sonra (iddet süresi içinde) yeni bir iş ortaya çıkarır, (gönülleri uzlaştınp birleşme ortamı yaratır.)" (Talak, 1).

"Ey inananlar, inanan kadınları nikahlayıp da henüz onlara dokunma­dan boşarsanız, onların üzerinde sayacağınız bir iddet hakkınız yoktur..." (Ahzab, 49).

"Boşanmış kadınlar, üç kur (üç adet veya üç temizlik süresi bekleyip) kendileri gözetlerler (hamile olup olmadıklarına bakarlar) (Bakara, 228).

"Rahimlerde sizi dilediği gibi şekillendiren O'dur. Ondan başka ilah yoktur. O azizdir, hüküm ve hikmet sahibidir." (Al-i İmran, 6).

"Allah, her dişinin neyi yüklendiğini ve rahimlerin neyi eksiltip artır­dığını bilir. Onun yanında her şey bir miktar iledir." (Rad, 8).

"Eğer Allah'a ve ahi ret gününe inanıyorlarsa, Allah'ın kendi rahimle­rinde yarattığını gizlemeleri (karınlarında çocuk bulunduğunu saklamaları) kendilerine helal olmaz..." (Bakara, 228).

"İnanan erkeklere söyle: Bazı bakışlarını kıssınlar, ırzlarım korusun­lar. Bu onlar için daha temizdir. Şüphesiz Allah, onların her yaptıklarını ha­ber almaktadır. İnanan kadınlara da söyle: Bazı bakışlarını kıssınlar, ırzlarını korusunlar..." (Nur, 30-31).

"Ve onlar ırzlarını korurlar; ancak eşleri ve ellerinin sahip olduğu (ca­riyeler) hariç (bunlarla ilişkilerinden dolayı da) onlar kınanmazlar. Ama bu­nun ötesine gitmek isteyenolursa, işte onlarhadd aşanlardır." (Mi'minun, 5-6-7).

"Irzlannıkoruyan erkekerve (ırzlannı)koruyan kadınlar..."(Ahzab,35).

"(Allah) İmran'ın kızı Meryem'i de (misal verdi) O ırzım korumuştu, biz de (onun rahminde) ruhumuzdan üflemiştik. O Rabbinin kelimelerini ve kitaplarını doğrulamış ve gönülden itaat edenlerden olmuştu." (Tahrim, 12).

"Ey inananlar, sarhoşken namaza yaklaşmayın ki ne dediğinizi bilesi­niz. Yoldan geçici olmanız dışımda, cünüp iken de yıkanıncaya kadar (nama­za yaklaşmayın)." (Nisa, 43).

"Ey inananlar, namaza durmak istediğiniz zaman yüzünüzü, ellerini­zi ve dirseklere kadar kollarınızı yıkayın ve (ıslak) ellerinizi başınızın üzerine hafifçe sürün ve bileklere kadar ayaklarınızı (yıkayın). Eğer boy abdestini gerektiren bir halde iseniz kendinizi temizleyin..." (Maide, 6).

d) Ayetler cinsel zevkte bulunmaya işaret ediyor: Birinci olarak: Helal yollardan bulunma Allahu Teala buyuruyor:

"Kadınlarınız sizin tarlanızdır. Tarlanıza dilediğiniz biçimde vann. Kendiniz için ileriye hazırlık yapın ve mutlaka Allah'a kavuşacağınızı bilin. İnananlan müjdele." (Bakara, 223).

"Oruç gecesi, kadınlarınıza yaklaşmak size helal kılındı. Onlar sizin elbisenizdir, siz de onların elbisesiniz. Allah, sizin kendinize yazık etmekte olduğunuzu bildi ve tevbenizi kabul edip sizi affetti. Artık şimdi onlara yak­laşın ve Allah'ın sizin için yazıp takdir etmiş olduğunu arayın; şafağın beyaz ipliği siyah iplikten ayirdedilinceye kadar yeyin, için; sonra ta gece oluncaya dek orucu tamamlayın; mescidlerde ibadete çekilmiş iken kadınlara yaklaş­mayın. Bunlar, Allah'ın sınırlarıdır, bunlara yaklaşmayın. Allah, âyetlerini böyle açıklar ki, korunup sakmasımz." (Bakara, 187).

"Hac, bilinen aylardadır. Kim o aylarda (ihrama girerek) haccı kendi­sine gerekli kılarsa bilsin ki, hacda kadına yaklaşmak, günah sağlamak ve kavga etmek yoktur..." (Bakara, 197).

"Bir eşin yerine başka bir eş almak istediğiniz takdirde, onlardan biri­ne (evvelki eşinize) kantarlarca mal vermiş olsanız dahi verdiğinizden hiçbir şeyi geri almayın, iftira ederek ve açık günaha girerek verdiğinizi alacak mı­sınız? Nasıl alırsınız ki, birbirinize geçmiş (içli dışlı olmuş) idiniz ve onlar, sizden sağlam söz almışlardı. " (Nisa, 20-21).

"Size (şunlarla evlenmeniz) haram kılındı: Analarınız, kızlarınız, kız kardeşleriniz, halalarınız, teyzeleriniz, kardeş kızları, kız kardeş kızları, sizi emziren analarınız, süt bacılarınız, kanlarınızın anaları, birleştiğiniz kadın­larınızdan olup evlerinede bulunan üvey kızlımız -eğer onhrlanenle birleş-memişseniz, (kızlarını almaktan Ötürü) üzerinize bir günah yokur..." (Nisa, 23).

"O ha İde onlardan ne kadar yararlandınıza, ona karşılık, kesilen ücreieri-ni bir hak olarak veri. Halkın kesiminden sonra karıldı ariaşmaktaüzerinizebir günah ydctur. Allah bilendir, hüküm ve hfcmet sahilidir." (Nisa, 24).

"Eğer hasta, yahut yolculukta iseniz, yahut biriniz tuvaletten gelmiş­se, yahut da kadınlara dokunmuşsanız (bu durumlarda) su bulamadığınız tak­dirde temiz toprağa teyemmüm edin..." (Nisa, 43).

"De ki: Rabbim, bana bir beşer dokunmamı şken benim nasıl çocu­ğum olur? Allah, böylece dilediğini yaratır, dedî, bir şeyin olmasını istedimi ona 'ol' der, o da oluverir." (Al-i İmran, 47).

"Henüz dokunmadan, ya da mehir kesmeden kadınları boşarsanız, size bir günah yoktur. Ancak onları faydalandırın (bir miktar birşey verin). Eli geniş olan, kendi gücü nisbetinde eli dar olan da kendi kaderince güzel bir şekilde faydalandırmalıdır. Bu, iyilik edenlerin üzerine bir borçtur. Bir mehir kestiğiniz takdirde, henüz dokunmadan onlan boşamışsanız, kestiğinizin ya­nsını verin. Ancak kadınlar vazgeçer yahut nikâh bağı elinde bulunan (erkek) vazgeçerse başka. Erkekler, sizin affetmeniz takvaya daha yakındır. Aranız­da birbirinize iyilik etmeyi unutmayın. Şüphesiz Allah, yaptıklarınızı görür." (Bakara, 236-237).

"Kadınlarına zıhar edip sonra söylediklerine dönenler, kanlarıyla te-maslanndan önce bir köleyi hürriyete kavuşturmalıdırlar. Size Öğütlenen bu­dur. Allah yaptıklannızı haber almaktadır. Buna imkân bulamayan, temasla-nndan önce aralıksız olarak iki ay oruç tutmalıdır. Buna da gücü yetmeyen, altmış fakiri doyurmalıdır. Allah'a ve Elçisine inanmanız için bu hükümler konmuştur. Bunlar, Allah'ın sınırlandır. (Bu sınırlan tanımayan) kâfirler için acı bir bir azab vardır. " (Mücadele, 3-4).

ikinci olarak: Haram yollardan bulunma Allahu Teala şöyle buyuruyor:

"Zina eden kadın ve zina eden erkeğin her birine yüz değnek vurun. Allah'a ve aniret gününe inananlar iseniz Allah'ın cezasını uygulamada sizi, onlara karşı acıma duygusu tutup engellemesin. Müminlerden bir grup da onlara yapılan azaba şahit olsun. Zina eden erkek, zina eden veya ortak koşan kadından başkasıyla evlenmez; zina eden kadın da evlenmek mü'minlere haram kılınmıştır." (Nur, 2-3).

"Ve onlar Allah ile beraber başka ilaha yalvarmazlar. Allah'ın haram ettiği canı haksız yere öldürmezler ve zina etmezler. Kim bunlan yaparsa cezasını bulur." (Furkan, 68).

"Kadınlarınızdan fuhuş yapanlara karşı içinizden dörte şahit getirin; eğer onlar şahitlik ederlerse, o kadınlan ölüm alıncaya ya da Allah onlann ya­rarına bir yol gösterinceye kadar evlerde tutun." (Nisa, 15).

"Evlendikten sonra bir fuhuş yaparlarsa onlara, hür kadınlara yapılan işkencenin yansı uygulanır. Bu (cariye ile evlenme) içinizden sıkıntıya düş­mekten korkanlar içindir. Sabretmeniz ise sizin için daha iyidir. Allah bağış­layan, esirgeyendir." (Nisa, 25).

"Bugün size iyi ve temiz şeyler helal kılındı. Kendilerine kitap veri­lenlerin yemeği, size helal, sizin yemeğiniz de onlara helaldir. İnanan na­muslu, hür kadınlar ve sizden önce kendilerine kitap verilenlerden namuslu hür kadınlar -zina etmeksizin, gizli dost tutmaksızın, namuslu bir biçimde (evlenmek üzere) mehirlcrini verdiğiniz takdirde- size helaldir. Kim inanma­yı kabul etmezse, onun eylemi boşa çıkmıştır. Ve o, ahirette kaybedenlerden­dir." (Maide, 5).

"Benim nasıl oğlum olur, dedi, bana bir insan dokunmadı ve ben bir kahpe de değilim." (Meryem, 207.

"(Meryem) onu taşıyarak kavmine getirdi: 'Ey Meryem, dediler, sen tuhaf bir iş yaptın.' Ey Harun'un kız kardeşi, baban kötü bir adam değildi, annen de fahişe değildi (sen ne yaptın böyle?)." (Meryem* 27-28).

"Dünya hayatının geçici menfaatini elde etmek için, namuslu kalmak isteyen cariyelerinizi fuhşa zorlamayın. Kim onlan (fuhşa) zorlarsa şüphesiz Allah, zorlanmalanndan sonra (o kadınlara karşı) bağışlayıcı, esirgeyicidir." (Nur, 33).

"Namuslu kadınları zina ile suçlayıp da sonra dört şahit getirmeyenle­re seksen değnek vurun ve artık onlann şahitliğini asla kabul etmeyin- Onlar "Eşlerini zina ile suçlayıp kendilerinden başka şahitleri bulunmayan kimselere gelince: onlardan her birinin şahitliği, kendisinin mutlaka doğru söyleyenlerden olduğuna, dört defa Allah'ı şahit tutmasıdır. Besinci defa da, eğer yalan söyleyenlerden ise Allah'ın lanetinin kendi üzerine olmasını diler. Kadının da dört defa sözüne Allah'ı şahit tutup kocasının, mutlaka yalan söy­leyenlerden olduğuna şahitlik etmesi, kendisinden azabı kaldım. Beşinci de­fa da: Eğer kocası doğrulardan ise Allah'ın gazabının kendi üzerine olmasını diler." (Nur, 5-9).

Değerli okuyucuya mü'min erkek ve kadına ahiret hayatında cinsel zevk nimetinden bulunulacağına işaret eden birinci bölümdeki âyetleri ha­tırlatıyoruz.

Besinci olarak: Belli bir ölçüde cinsel kültürü içeren sünnet nasslan (Hayayı zedelemeksizin) [768]


Cinsel Uzuvlara İşaret Eden Nasslar:



Cabir (r.a.)'dan: "Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurmuşlardır: Kadınlan hakkında Allah'tan sakının. Siz onlan Allah'tan bir emanet olarak aldınız ve ferçlerini Allah'ın kelimesiyle helal kıldınız."[769]

İbni Ömer'den: "Rasulullah (s.a.v.) Han yapanlara: 'Hesabınız Allah'a kalmıştır. Biriniz yalancıdır. Senin Han yapmak için bir delilin yoktur', buyurdu. Erkek: 'Ya Rasulullah! Malım ne olacak?' dedi. Sana mal yoktur. Eğer kadın aleyhinde doğru söyledin ise mal, fercinin sana helal olmasına karşılıktır. Yalan söyledin ise bu mal talebi senin için ondan daha uzaktır', buyurdu."[770]

Ebu Hureyre'den: "Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurumuşlardır: 'Kim bir köle azad ederse Allah kölenin her uzvuna karşılık azad edenin her bir uzvunu ateşten azad eder. Hatta fercine karşılık fercini.[771]

Abdullah b. Ömer'den: "Ömer b. Hattab, Rasulullah'a gece cünüp olduğunu söyledi. Bunun üzerine Rasulullah: 'Abdest al, zekerini yıka ve sonra uyu', buyurdu."[772]

Cabir (r.a.)'dan: "Peygamber Zi'l Hicce'nin dördüncü sabahı gelerek ihramdan çıkmamızı bize emretti... Arafe ile aramızda ancak beş gece kal­mışken Rasulullah, kadınlarımızla cima etmeyi, sonra zekerlerimizden me­ni damladığı halde Arafat'a gelmemizi bize emretti."[773]

Cabir (r.a.)'dan: "Yahudiler: Bir adam karısının fercine arkasından ci­ma ederse çocuk şaşı gözlü olur, derlerdi. Bunun üzerine: 'Kadınlarınız sizin tarlamzdır. Tarlanıza istediğiniz yerde gidebilirsiniz."[774]

Ebu Hureyre'den: "Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurmuşlardır: 'Zü'l Ha-lasa'mn etrafında Devs kadınlarının kıçları titremedikçe kıyamet kopmaz. Zü'l Halasa cahiliye döneminde Devs kabilesinin taptıkları bir puttu."[775]

Amr b. Seleme'den: "Benden daha fazla Kur'an ezberinde olan kimse yoktu... Beni önlerine geçirdiler. Ben altı ya da yedi yaşında bir çocuktum. Üzerimde bir elbise vardı; secde ettiğim zaman bana kısa geliyordu. Kadın­larından biri dedi ki: Karınızın arkasını bize karşı örtmüyor musunuz? "[776]

Aişe (r.a.Vdan: "Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurmuşlardır: 'Kıyamet günü yalın ayak, çıplak, sünnetsiz olarak hasredileceksiniz1, buyurdu. 'Yi Rasulullah! Kadın ve erkeklerle beraber olup birbirlerine bakacaklar mı? dedim. Rasulullah: 'Ya Aişe! Mesele birbirine bakmaktan da kötü', buyurdu."[777]


Kadınların Bazı Özelliklerine İşaret Eden Nasslar:



Ebu Said el Hudri'den: "Onların alametleri, siyah bir adam olup pazula-nndan biri kadının memesi gibi...[778]

Abdullah b. Amr'dan: "Kadının biri:' Ey Allah'ın Rasulü! Bu oğlum için karnım kaptı, memelerim kırbaydı, kucağım onu kuşatıyordu. Babası beni boşayarak onu benden koparmak istedi..."[779]

Peygamber'in hanımı Aişe (r.a.)'dan: "Ebu Bekir geldiğinde Rasulullah (s.a.v.) başını dizime koymuş, uyuyordu. Ebu Bekir bana: 'Sen hem Rasulul-lah'ı, hem de yanındaki insanları yollarından alıkoydun. Bunlar su başında değiller, yanlarında su da yok', dedi... Eüyle böğrüme vurmaya başladı. Kı­pırdamama ancak Rasulullah'ın dizimde bulunması mani oluyordu."[780]

Aişe (r.a.)'dan: "Rasulullah: 'Hiçbir Peygamber kendisine cennetteki yeri gösterilip, sonra muhayyer bırakılmadıkça ruhu alınmamıştır1, buyur­du. Aişe demiştir ki: 'Rasulullah'ın vefatı yaklaşınca başı benim dizimin üze­rinde olduğu halde bir müddet bayıldı. Sonra ayıldı. Ve gözünü tavana dikti. Sonra: Allah'ım! Refık-i A'laya!' dedi.[781]

Aişe (r.a.)'dan: "Abdurrahman b. Ebi Bekir, Rasulullah'ın yanına girdi. Rasulullah da benim göğsüme yaslanmıştı... Sonra vefat etti. (Başka bir rivayette[782] 'Rasulullah, benim odamda, benim nöbetimde, benim göğsü­mün üstü ile gerdanımın arasında olarak vefat etti', demiştir.)"[783]

Ebu Berde b. Ebi Musa'dan: "Ebu Musa kötü bir şekilde hastalandı. Başı ailesinden bir kadının kucağında olduğu halde bayıldı."[784]

Aişe (r.a.)'dan: "Bayram günü Sudanlılar kalkan ve mızrak oyunu oynuyorlardı. Ya ben Rasulullah (s.a.v.)'den bakmak için izin istedim, yahut da o kendiliğinden 'bakmak ister misin?' dedi. Ben 'evet' dedim. Bunun üzerine yanağım yanağına değecek şekilde durdurdu. Sudanlılara da 'hadi bakalım Erfide oğullan (oynayın)' dedi."[785]

Cüdame binti Vehb'den: "Rasulullah bazı insanların arasındayken şöy­le buyuruyordu: 'Vallahi gîleyi yasak etmek içimden geçti. Derken Romalı­larla İranlılara baktım, onlar çocuklanna gîle yapıyor. Fakat bu onların çocuklarına hiçbir zarar vermiyormuş,1 buyurdu."[786]

Kab bin Malik (r.a-)'dan: (Savaşa katılmayan üç kişi hakkında) "Niha­yet elli gecenin kırkı geçip vahy kesilince aniden Rasulullah (s.a.v.)'in elçisi bana geldi. Ve: 'Rasulullah sana karından uzaklaşmanı emrediyor1, dedi. 'Onu boşayayım mı, yoksa ne yapayım?1 dedim. O da: 'Hayır! Sadece ondan uzaklaş ona asla yaklaşma!' dedi. İki arkadaşıma da aym şekilde haber gön­dermiş... Bundan sonra Hilal bin Ümmeyye'nin karısı Rasulullah (s.a.v.)'a geldi. Ona: 'Ya Rasulullah, gerçekten Hilal b. Ümeyye zayi olmuş bir ihti­yardır; hizmetçisi yoktur. Ona hizmet etmemi kerih görür müsün?' dedi. Ra­sulullah (s.a.v.): 'Hayır, lakin sana asla yaklaşmasın!' buyurdu. Kadın: 'Val­lahi onun hiçbir şeye davranmaya vakti yok! Ve vallahi bu iş başına geleli­den bugüne kadar ağlamakta devam ediyor1, dedi."[787]

Cabir b. Abdullah'dan: "Biz, Muhammed'in ashabı yalnız hacca niyet ettik. Beraberinde umre yoktu... Peygamber, Zil Hicce'nin dördüncü sabahı gelerek ihramdan çıkmamızı emir buyurdu. Cabir: 'Rasulullah'ın: ihramdan çıkın da kadınlarınızla cima edin, buyurdular', dedi. Biz arafe ile aramızda ancak beş gece kalmışken Rasulullah kadınlarımızla cima etmeyi, sonra zekerlerimizden meni damladığı halde Arafat'a gelmemizi bize emir buyur­du, dedik. Bunun üzerine Rasulullah ayağa kalkarak şöyle buyurmuştur; Bi­lirsiniz ki ben, sizin Allah'dan en fazla korkanınız, en doğruyu söyleyeniniz ve en hayırlınızım. Yanımda kurbanım olsaydı şüphesiz ben de sizin çıktığı­nız gibi ihramdan çıkardım. Arkamda bırkatığım şu iş bir daha önüme çık­saydı yanımda kurban getirmezdim. Öyle ise ihramdan çıkın. Bunun üzerine hemen ihramdan çıkarak Rasulullah'ın emrini dinleyip itaat ettik. (Başka bir rivayette[788]: Kadınlarla cima ettik, kokusünındük, elbisemizi giyindik.?[789]

Cabir (r.a.)'dan: "Rasulullah'a birisiyle yeni evlendim', dedim. Rasulullah: 'Bakire ile mi evlendin dul ile mi?1 diye sordu. Ben: 'Dul ile1, dedim. Ra­sulullah: 'Bakire ile evlenseydin de sen onunla o da seninle oynardı'. (Bir rivayette[790] 'Onunla güler o da seninle gülerdi'.) Başka bir rivayette [791]Ba­kire ve oyunları hakkında ne diyorsun?"[792]

Alkame (r.a.)'dan: "Abdullah'la birlikte idim. Mina'da Osman'la karşı­laştı. Osman ona:[793] 'Ey Abdurrahman'm oğlu! Seni genç bir kızla evlendirsek. Olur ki sana geçmiş zamanından bir kısımını hatırlatır', dedi. Abdullah şu cevabı verdi: 'Sen böyle dedinse Rasulullah'da bize: 'Ey gençler topluluğu! Sizden kimi evlenmeye gücü yeterse hemen evlensin. [794]

Evlilikle İlgili Meselelerde Fetva Sorma



Ubey b. Ka'b'dan: "Rasulullah'a kadınla cima ederken menisini getir­meyen erkeğin hükmünü sordum. Rasulullah: 'Kadına dokunan yeri yıkar, sonra abdest alır...[795]

Zeyd b. Halid'den: "Osman b. Afvan'a: Kişi cima eder de meni getir­mezse ne olur'? diye sorduğunda Osman: 'Namaz abdesti gibi abdest alır ve zekerini yıkar1, dedi."[796]

Said el Hudri'den: "Ey Allah'ın Rasulü! Bir adam karısı ile cima halin­deyken acele ettirilirde meni indirmezse ona ne gerekir?' Rasulullah: 'Su ancak sudan dolayı gerekir', buyurdu."[797]


Cinsi Meselelerde Kadınların Erkeklerden Fetva İstemesi



Esma'dan: "Peygamber'e bir kadın gelerek: 'Bizden birimizin elbisesi­ne hayız kanı bulaşıyor, onu ne yapacak?' dedi. Rasulullah: 'Onu ovalar, son ra su ile yıkar, sonra üzerine su dökerek yıkar ve onunla namaz kılar1, buyu-rudu."[798]

Aişe (r.a.)'dan: "Fatıma binti Hubeyş Peygamber'e gelerek: 'Ya Rasu­lullah! Ben (daima) hayızlı bir kadınım, hiç temizlenemiyorum, acaba na­mazı bıraksam mı?' diye sordu. Rasulullah: 'Hayır o bir damar kanı olup ha­yız değildir. Hayız geldi mi namazı bırakıver, gittiği zamanda kanı yıka ve namazını kıl1, buyurdu."[799]

Peygamberin hanımı Aişe'den: "Rasulullah'ın baldızı ve Abdurrah-man b. Avf in hanımı Ümmü Habibe binti Cahş yedi sene hayız olmuş ve bu konuda Rasuluîlah'a fetva sormuş Rasulullah: 'Bu hayız değildir, aksine bir damar kanıdır. Sen yıkan ve namazını kıl', buyurmuşlardır. Aişe diyor ki: 'Artık Ümmü Habibe kızkardeşi Zeyneb binti Cahş'ın odasında bir leğen içinde yıkanıyor, hatta kanının kızıllığı suyun üstüne çıkıyordu."[800]

Enes b. Malik'ten: "Ümmü Süleym -ki bu İshak'ın annesidir- Rasuluî­lah'a gelerek Aişe de onun yanında olduğu halde: 'Ya Rasulullah: Erkeğin uyku esnasında gördüğünü kadın da görür. Aynı şekilde erkeğin kendinde gördüğünü kadın da görür', demiş. Bunun üzerine Aişe: 'Ya Ümmü Süleym! Kadınları rezil ettin. Allah hayrım versin' demiş. Rasulullah Aişe'ye: 'Allah senin hayrını versin. Evet, ya Ümmü Süleym bunu gördüğün zaman yıkan1, buyurdu."[801]

Sübey'a binti Haris'den:"Sübey'aJ Sa'd b. Havle ile evliydi. Bu zat Bedir savaşına iştirak edenlerdendi. Bilahare karısı hamile iken Veda haccında vefat etti. Onun vefatından sonra çok geçmeden karısı doğurdu. Nifasından temizlendiği vakit kendisine dünürcü gelecekler için giyinip kuşanmıştı. Derken yanına Beni Abdiddar kabilesinden Ebu Senabil b. Ba'kek isminde bir adam gelerek: 'Acaba seni neden giyinmiş kuşanmış görüyorum? Galiba evlenmek istiyorsun. Vallahi üzerinden dört ay on gün geçmedikçe sen evle-nemezsin, dedi. Sübey'a diyor ki: "O zat bana bunu söyleyince geceleyin üze­rimdeki elbiseyi çıkardım. Sonra Rasuluîlah'a gelerek bu meseleyi ona sor­dum.[802] Bana doğurduğum anda helal olduğum fetvasını verdi ve istersem ev­lenebileceğimi emretti." [803]


Cinsel Meselelerde Erkeklerin Kadınlardan Fetva İstemesi:



Ebu Bekir b. Abdurrahman b. Haris'den: "Ebu Hureyre (r.a.)'ı kıssa ederken dinledim, kıssasında şunları söylüyordu: 'Bir kimse cünüp iken sa­bahlarsa oruç tutmasın.' Ben, bunu (babam) Abdurrahman b. Haris'e anlat­tım, babam bunu kabul etmedi. Bunun üzerine (babam) Abdurrahman kalktı gitti. Onunla beraber ben de gittim. Nihayet Aişe ile Ümmü Seleme'nin yanı­na vardık. (Babam) Abdurrahman bu meseleyi onlara sodu. İkisi birden: Peygamber (s.a.v.) bazen ihtilamdan başka bir sebeple cünüp olarak sabah­lar, sonra oruç tutardı', dediler."[804]

Süleyman b. Yesar'dan: "Ümmü Seleme'ye cünüp olarak sabahlayan kimse oruç tutar mı?' diye sordum. Ümmü Seleme: 'Rasulullah (s.a.v.) ihtilamsız cünüp olarak sabahlıyor, sonra oruç tutuyordu1, dedi."[805]

Sahabi kadınların başlangıçta soru sormak için Peygamber'in hanımla­rına yönelmediklerini görüyoruz. Yine Rasulullah (s.a.v.) kadınların bakışı­nı hanımları yönüne çevirmemiştir. Keza tabiun soru sormaları için kadınla­rını Aişe'ye göndermemiştir. Bütün bunlar gösteriyor ki cinsel meseleleri öğrenme hususunda en yüce kaynağa başvurmadan bir sakınca yoktur. Bu kaynak başka olsa da.

Adam, Rasuluîlah'a soru sorması için hanımını iki kez gönderiyor; (Cinsel konulardan biri hakkında) Ata b. Yesar'dan: "Ensardan bir adam oruçlu iken karısına öptü. Hanı­mının bunu Rasulullah'a sormasını. Kadın bunu sorunca, Rasulullah: 'Ben de yapıyorum1, buyurdu. Kadının kocası dedi ki: 'Allah, Peygamberine izin verir'. Bunun üzerine kadın tekrar döndü. Rasulullah: 'Ben sizin içinizden Allah'ın sınırlarını en iyi bilen ve O'ndan en fazla sakınanınızım' buyurdu."[806]

Kadın, kocasının babasına kocasının hususiyetlerinden birini şikayet ediyor:

Abdullah b. Amr'dan: "Babam beni asaletli bir aile kadınıyla evlendirdi ve her zaman geçimimiz hakkında göz kulak olup gelininden kocası (Abdul­lah) hakkında sorardı. Karım da: 'Abdullah erkekler arasında güzel bir koca­dır; ben ona geldikten bu yana döşeğimize ayak basmadı, örtülü eteğimizi araştırıp yoklamadı', demiştir."[807]

Kadın, kocasının arkadaşına kocasının hususiyetlerinden birini hatırlatıyor:

Ebu Cuhafe'den: "Peygamber (s.a.v.) Selman ile Ebu Derda'yı kardeş yaptı. Selman, Ebu Derda'yı ziyaret etti. Derda'nın annesini ziynet elbisesini bırakmış olarak görünce: 'Neyin var?' diye sordu. Derda'nın annesi: 'Karde­şin Ebu Derda'nın dünyaya ihtiyacı yoktur', dedi."[808]

Evlilik ilişkilerinin bazı izleriyle birlikte insanlarla karşılaşma: Ebu Hureyre'den: "(Bir defa) namaz ikame edildi, ayakta iken saflar düzeldi. Ondan sonra Rasulullah (s.a.v.) yanımıza geldi. Namazgahında durunca cünüp olduğunu hatırladı. Bize 'yerinizde durun1 buyurdu. Sonra dönüp yıkandı. Başı damlaya damlaya yanımıza geldi. Tekbir aldı, biz de oirlikte namazı kıldık."[809]

Süleyman b. Yesar'dan: "Aişe (r.a.) elbiseye bulaşan meni hakkında sordum. Aişe şöyle dedi: 'Rasulullah'm elbisesinde meniyi yıkardım da Rasulullah bu ıslaklığın iziyle birlikte namaza giderdi."[810]

Düğünün bazı izleriyle birlikte insanlarla karşılaşma:

Enes (r.a.)'dan: "Peygamber (s.a.v.) Abdurrahman b. Avfın üzerinde zafaran izi gördü ve bu ne?' diye sordu. Abdurrahman: 'Ben bir nuvat altın ağırlığıyla bir kadınla evlendim', dedi. Peygamber: 'Allah sana mübaret et­sin. Bir koyunla da olsa velime ver', buyurdu."[811]

Kocanın teyzesi, kocayı kadınını öpmeye ve huzurunda onunla oynamaya teşvik ediyor:

Ebu Nadr'dan: "Talha'nın kızı Aişe, kendisinin Aişe'nin yanında oldu­ğunu haber verdi. Bunun üzerine kocası olan Abdullah b. Abdurrahman onun yanına geldi. Aişe (r.a.) ona dedi ki: 'Ailene yaklaşmanı, onunla oyna­manı ve onu öpmeni ne engelliyor?' Abdullah: 'Oruçlu iken onu mu öpece­ğim?1 Aişe: 'Evet',dedi."[812]

Allah'ın şeriatını en güzel şekilde açıklamaya önem verme: (Hayanın ağır basmasından dolayı daha fazla meşakkate tahammül ederek) Cinsel meseleleri açık bir şekilde çözüme kavuşturma hususunda her­hangi bir sakınca görmeyen sünneti şerifi bir grup nass halinde aktarmıştık. Bu nasslar, bize sağlam cinsel kültürü sunmuştu. Şimdi bu nasslan, Allah'ın şeriatını en güzel bir şekilde açıklamaya ne Ölçüde önem verdiği hususunda aktarcağız... SÖzkonusu nasslar üzerinde düşündüğümüzde görürüz ki, me­seleleri açıklamada ya da sorulara cevap vermede veyahutta şer'i hükmü be­yan etmede bir ya da birkaç kelimelik söz yeterlidir. Fakat Rasulullah, O'nunla beraber mü'minlerin anneleri ve değerli sahabeleri bunlarla yetin­memişler, aşın haya meşakkatine katlanarakta daha fazla açıklama yönünü tercih etmişlerdir. Hatta sorulan o şeyi kendilerinin dahi yaptığını söyleyebilmişlerdir. Buna bazen etrafında bulunanları da şahit göstermişlerdir. Bü­tün bunlar genel olarak haya edilen şeyler olmasına rağmen, onlar dinleyici­lerin vicdanında açıklamalarının etkili olması için böyle yapmışlardır. Dola­yısıyla bu şekilde adı geçen meşru meseleler karşısında kimilerde olabile­cek sıkıntıların tamamını gidermişlerdir. Aişe (r.a.)'dan: "Rasulullah (s.a.v.) oruçlu iken kadınlarından bazılarını öperdi, dedi, sonra güldü". Hafız İbn Hacer bu hadisi açıklarken diyor ki: "Aişe'nin gülmesi buna karşı çıkanlara şaşkınlığından dolayı olabilir." Bir rivayette: "Bu tür konuları konuştuğu için kendi kendine şaşkınlığını ifade etmiştir", demliyor. Bu tür konulan zik­retmek haya edilen şeylerdendir; ama, Aişe ilmi tebliği etmenin zaruretin­den dolayı buna başvurmuştur. Aişe'nin gülmesi bunun kendisiyle ilgili bir haber olduğu için utanmasından dolayı olabilir. Ya da daha fazla güven vermek için olayın kendi üzerinde ceryan ettiğine dikkat çekmek içindir."[813]

Rasulullah'm güzel bir şekilde açıklamaya önem vermesi:

Ömer b. Ebi Seleme'den: "Ömer, Rasulullah: Ona Ümmü Seleme'yi işaret ederek: 'Buna sor', cevabını verdi. Ümmü Seleme de Rasulullah'm bunu yaptığını ona haber verdi. Bunun üzerine Ömer: 'Ya Rasulullah, Allah senin gelmiş geçmiş bütün günahlarını affetmiştir1, dedi. Rasulullah ona: 'Dikkat et, Andolsun ki sizin Allah'a karşı en takvalı ve en korkanınız benim', buyurdu."[814]

Peygamber (s.a.v.)'in hanımı Aişe (r.a.)'dan: "Bir adam, hanımıyla cima yaparak menisini indirmeyen kimsenin hükmünü Rasulullah'a sordu. Aişe de orada oturuyordu. Rasulullah: 'Bununla ben bunu yapıyoruz, sonra yıkanıyoruz1, buyurdu."[815]

Müminlerin annelerinin güzel bir şekilde açıklamaya önem vermesi:

Ebu Bekir b. Abdunahman'dan: "Aişe (r.a.), Rasulullah'm ihtilamdan başka bir sebeple cünüp olarak sabahladığını ve sonra oruç tuttuğunu, söyle­miştir."[816]

Zeynep binti Ümmü Seleme'den: "Bir defa ben Rasulullah'la beraber kadife bir çarşaf altında yatarken hayzımı gördüm. Hemen hayız elbisemi giyindim. Rasulullah bana: 'Hayzını mı gördün?' dedi. 'Evet', dedim. Bunun üzerine beni çağırdı ve aynı çarşaf altında beraber yattık. Ben ve Rasulullah cünüp olduğumuz zaman aynı kapta yıkanırdık."[817]

Urve b. Zübeyr'den: "Aişe (r.a.): Rasulullah (s.a.v.) oruçlu iken kadın­larından bazılarını Öperdi1, dedi sonra güldü..."[818]

Abdullah b. Şihab el Havlani'den: "Aişe'ye misafirliğe gitmiştim. İki elbiseme birden ihtilam olmuşum. Bunun üzerine onları suya batırdım. Bu­nu Aişe'nin cariyesi görerek ona haber verdi. O da beni çağırtarak şöyle dedi: 'Elbiselerini niye böyle yıkadın?' 'Uyuyan kimsenin gördüğünü gördüm1, dedim. 'Elbiselerde birşey gördün mü?1 dedi. 'Hayır1, cevabını verdim. 'Eğer birşey görmüş olsaydın onu yıkar miydin?1 'Andolsun ki ben onu Rasulul-lah'ın elbisesinde kuru olarak tırnağıyla kazıdığını bilirim1, dedi."[819]

Sahabe-i Kiram'ın, güzel bir şekilde açıklamaya önem vermesi:

Cabir (r.a.)'dan: "Rasulullah (s.a.v.) bir kadın gördü. Bunun üzerine hemen Zeyneb'in yanına geldi. Zeyneb kendisine bir deri tabaklıyordu. Rasulullah ihtiyacını giderdikten sonra ashabının yanına çıkarak: 'Şüphesiz kadın şeytan suretinde gelir, şeytan suretinde gider. Biriniz bir kadın gördü mü hemen ailesine gitsin. Çünkü bu onun nefsinde olan şeyi giderir", buyur­du."[820]

Burada değerli sahabe için de yol gösterici kavli, sünneti nakletmekle yetinmiyor. Aksine açıklamanın en güzel bir şekilde olması ve mü'minlerin gönlünde daha fazla etkileyici olması için kavli sünnete fiili sünneti de ekliyor.

Muaviye b. Ebi Süfyan'dan: "Muaviye'nin kız kardeşi Ümmü Habibe Peygamberin hanımına: 'Rasulullah cima yaptığı elbisesiyle namaz kılıyor muydu?' diye sordu. O da: 'Evet, eğer rahatsız edici bir şey görmezse de' diye cevap verdi."[821]

Burada değerli sahabe daha fazla açıklama istiyor. Meselenin meşrui­yeti hakkında soru sormakla yetinmiyor.[822]

Zefıfe (r.a.)'dan: "İbn Abbas'tan azil hakkında sordu. İbn Abbas cariye­sini çağırarak bunlara haber ver, dedi. Sanki o utandı. İbn Abbas bu da öyle yapıyor. Bana gelince ben de öyle yapıyorum. Yani azlil yapıyor." [823]


Cinsel İlişkiyle İlgili İlginç Pozisyonlar



Enes (r.a.)'dan rivayetle: "Ebu Talha'nın Ümmü Süleym'den bir oğlu vefat etti. Ümmü Süleym ailesine: 'Ebu Talha'ya ben söylemedikçe oğlun­dan bahsetmeyin!1 dedi. Daha sonra Ebu Talha gekü\ Ümmü Süleym her za­manki gibi güzelce süslendi. O da kendisine yakınlık gösterdi. Ümmü Sü­leym onun doyduğunu görünce şunu söyledi: 'Ya Eba Talha! Bir kavm, bir aileye emanet verse de, sonra emanet istese onları vermeyebilir mi?' Ebu Talha: 'Hayır', dedi. Ümmü Süleym: 'Farzet ki bu senin oğlun olsun', dedi. Bunun üzerine Ebu Talha kızdı. Ve: 'Beni pisleninceye kadar bıraktın, sonra bana oğlumu haber verdin!' dedi. Hemen kalkıp Rasulullah (s.a.v.)'e gitti. Olar ı ona haber verdi. Rasulullah (s.a.v.): Geçen geceniz hakkında Allah size bereket ihsan etsin, buyurdu. Enes diyor ki: 'Bunun üzerine Ümmü Süleym hamile kaldı... Ve bir oğlan doğurdu."[824]

İkrime (r.a.)'dan rivayetle: "Kureyzeli Rifai karısını boşadı. Bunun üze­rine kadın Abdurrahman b. Zübeyir ile evlendi... Bilahare kadın Peygamber (s.a.v.)'e gelerek: 'Ya Rasulullah! Ben Rifai'nin nikâhı altındaydım. Sonra beni üç talakla boşadı, ben de ondan sonra Abdurrahman b. Zübeyir ile ev­lendim. Ama andolsun ki ondakini elbisenin parçası gibi buldum' dedi."[825]

Rasulullah (s.a.v.) tebessüm ederek: "Galiba sen Rifai'ye dönmek isti­yorsun. Hayır, o senin balçığını sen de onun balçığını tatmadıkça dönemez­sin', buyurdu..."[826]

Burada kadın kaybolan haklarından birinde şikayetçi oluyor. Hak sahi­binin söz hakkı vardır. Velev ki bu söz genel olarak konuşulması utanılan bir şey olsa da.

Seleme b. Sahar el Ensari'den: "Kadınlarla cima hususunda başkasına verilmeyen bana verilmişti. Ramazan ayı girince kadınıma karşı zıhar yap­tım ki böylece Ramazan çıksın... Bir gece kadınım bana hizmet ederken on­dan bana birşey gözüktü ve ona saldırdım. Sabah olunca kavmime gidip bunu haber vererek dedim ki: 'Benimle beraber gelin de bu meselemi Rasu-lullah'a haber verelim. Onlar: 'Hayır, vallahi yapmayız. Hakkımızda âyet in­mesinden korkuyoruz ya da Rasulullah'm hakkımızda bir söz söylemesi ve bununda üzerimizde bir ar olarak kalmasında korkuyoruz1. Fakat sen git ve durumunu haber ver', dediler. Bunun üzerine çıkıp Rasulullah'a giderek du­rumunu haber verdim. Rasulullah (s.a.v.): 'Sen böyle mi yaptın?1 dedi. 'Evet böyle yaptım', dedim. Rasulullah (bunu üç defa sorduktan ve aynı cevabı al­dıktan sonra), 'git ve Allah'ın bu husustaki hükmünü uygula. Ben buna sab­rediyorum', dedi..."[827]

Burada adam durumunu tafsilatlı şekilde açıklıyor. Velev ki bu konu­şulması genel olarak utanılan şeylerden olsa bile. Bunu yaparken de yaptığı aksi davranışa mazeret bulmayı arzu ederek içinde bulunduğu sıkıntıdan kurtulmak için çıkış yolu araştırıyor.

İbn Abbas'tan: "Adamın biri Rasulullah'a gelerek: 'Ey Allah'ın Rasulü! Ben hanımıma zıhar yaptım ve keffaret vermeden önce onunla beraber ol­dum', dedi. Rasulullah: 'Allah sana merhamet etsin! Seni buna götüren ney­di?' diye sordu. Adam: 'Ay ışığında halhalini gördüm', dedi. Rasulullah: 'Al­lah'ın sana emrettiğini yapıncaya kadar ona yaklaşma', buyurdu."[828]

Ebu Said el Hudri'den: "Rasulullah (s.a.v.) ensardan bir adamı yanına çağırttı. Adam yanına geldiğinde başından su damlıyordu. Bunun üzerine Rasulullah: 'Galiba sana acele ettirdik', buyurdu. Adam: 'Evet, ya Rasulul­lah', dedi. Rasulullah: 'Eğer acele ettirilir veya meninin tıkanmasına maruz kalırsan, sana gusül değil, sadece abdest gerekir', buyurdu."[829]

İkrime'den rivayetle: "Abdullah b. Revaha hanımının yanında yatıyor­du. Kalkıp cariyesine giderek cima yaptı. Hanımı, Abdullah'ı cariyesiyle ci­ma halindeyken gördü ve bunu Abdullah'a söylediğinde onu inkâr etti. Hanı­mı ondan Kur'an okumasını istedi. Çünkü cünüp olan Kur'an okuyamaz. Bunun üzerine şu şiiri söyledi:

"Rasulullah aramızda Allah'ın kitabını okuyor; fecirden iyilik doğarsa parıldar; körlükten sonra bize hidayeti gösterdi; söylediklerinin doğru oldu­ğuna kalbimiz ikna oldu."

Kadın: "Allah'a inandım, gözümü yalanladım, dedi. Bu, Peygamber'e haber verildi, peygamber güldü. Öyle ki dişleri görüldü."[830]

Esma bintî Ebi Bekir (r.a.)'dan rivayetle: "İhrama girerek yola çıktık. Bundan sonra Rasulullah (s.a.v.): 'Kimin yanında hedy (kurban) varsa ihrama üzere kalsın! Yanında hedy olmayan hille çıksın' buyurdular. Benim ya­nımda hedy yoktu. Onun için ihramdan çıktım. Zubeyr'in beraberinde hedy vardı. O sebeple o, hille çıkmadı. Ben, elbisemi giydim, sonra dışarı çıkarak Zubeyr'in yanına oturdum. Zubeyir: 'Yanımdan kalk', dedi. Ben: 'Üzerine çullanacağım diye mi korkuyorsun?1 cevabını verdim." [831]

Rebia b. Abdurrahman'dan: "Muhammed b. Kasım'a adamın biri gele­rek şöyle dedi: 'Arafat'ta vakfe yaptıktan sonra ailemle birlikte Mina'ya yö­neldim. Sonra iki doğu arasına meylederek aileme yaklaşmak istedim. Ai­lem: Ben henüz saçımı kesmedim', dedi. Bunun üzerine ben onun saçında dişlerimle aldım ve onunla beraber oldum. Kasım gülerek: 'Git ve onun sa­çından makasla al', dedi."[832]


Cahiliye Dönemi Pozisyonlarıyla İlgili Nasslar:



Gelen konumların tamamı cahiliye günlerine aittir. Fakat bunun müslü-manın cinsel kültürünü açıklarken sunulması bu konumlan -müslüman ol­duktan sonra- çekinmeksizin değerli sahabelerin anlatmalarıdır. Aynı şekil­de sahabelerden sonra da raviler bunu izlemeye devam etmişlerdir. Öyle ki Buhari ve Müslim sahihlerinde nakletmişlerdir:

Ebu Zer (r.a.)'dan rivayetle: "Bir ara Mekke'liler ay aydınlığı bir gecede ansızın uyudular. Ka'be'yi kimse tavaf etmiyordu. Onlardan iki kadın Saf ve Naile'ye dua ediyorlardı. Tavafları esnasında yanıma geldiler. Ben: 'Bunla­rın birini diğerine nikâh edin', dedim. Fakat onlar sözlerinden vazgeçmedi­ler. Ve yanıma geldiler. 'Odun gibi şey, yalnız ben kinaye söylemiyorum", dedim. Bunun üzerine kadınlar velvele kopararak gittiler. "Bizim neferleri­mizden biri burada olsaydı ya!' diyorlardı. Az sonra karşılarına Rasulullah ile Ebu Bekir çıktı. Yukardan iniyorlardı. Onlara 'Size ne oldu?' diye sordu. Onlar: 'Dinsiz Ka'be ile Örtülerinin arasındadır,' dediler. Rasulullah: 'Size ne sordu?' diye sordu. 'O bize ağzı dolduran sözler söyledi1, dediler."[833]

Urve'den rivayetle: "Humus hariç bütün insanlar cahiliyede Ka'be'yi çıplak tavaf ediyorlardı. Humus Kureyş kabilesiyle onların çocuklarıdır. Humus, insanları gözetiyordu. Erkekler, erkeklere; kadınlar kadınlara elbise verir ve bununla tavaf ederlerdi. Humusun elbise vermediği Ka'be'yi çıplak olarak tavaf ederdi."[834]

Müslim'in rivayetinde[835] İbn Abbas diyor ki: "Kadın Ka'be'yi çıplak olarak tavaf eder ve bana kim ödünç bir tavaf elbisesi verecek?1 derdi. Onu fercinin üzerine koyar: 'Bugün bir kısmı yahut hepsi görünür ama, onun görünen kısmı helal etmem', derdi. Bunun üzerine: 'Her mescide giderken zinetlerinizi alınız1 âyeti nazil oldu."

Urve b. Zübeyir, Peygamber'in hanımı Aişe'den rivayetle: Cahüiyede nikâh dört şekilde yapılırdı. Bunlardan biri: Bugün insanların yaptığı nikâh; bir adamın bir adama velisi bulunduğu kızı ya da adamın kendi kızma dünür-cü gidilmesi, sonra mihir kesilerek nikâh yapılması... İkincisi: Adam karısı­na hayız kanından temizlendiği zaman falancaya git ve onunla cima et, der­di. Bundan sonra adam karısına hamile kaldığı iyice belli oluncaya kadar yaklaşmıyordu. Kadının hamile olduğu belli olduktan sonra isterse ona yak­laşıyordu. Bunu da çocuğunun emniyeti için yapıyordu. Bu nikâh, cima iste­me nikâhıydı. Üçüncüsü: Bir grup erkek toplanarak bir kadının yanına gider ve hepsi de onunla ayrı ayrı birleşirlerdi. Kadın hamile kalıp çocuğu doğur­duktan sonra onlara haber verirdi. Onlardan hiçbiri bu çocuğa sahip olama­yınca tekrar kadının yanında toplanırlardı. Kadın da onlara: 'Bildiğiniz gibi bu sizin ürününüzdür. Ey falan bu senin çocuğundur. Onu istediğin gibi isimlendir', derdi. Böylece o çocuk o adamın olurdu. Dördüncüsü: İnsanlar toplanarak kadının yanına girerlerdi. Zaten o kadınlar fahişe olup kapıları­nın önünde dileyenin yanlarına girebileceğini gösteren işaret koyarlardı. Kadın onların birinden hamile kalırsa, çocuğu doğurduğunda erkekler yanı­na toplanır ve çocuğun babası sanılan kimseye çocuk veriliyordu. Buna kim­se de engel olamıyordu. Muhammed (a.s.)'a hak gelince bugün insanların yaptıkları nikâh hariç cahiliye nikâhlarını ortadan kaldırdı.[836]

Aişe (r.a.)'dan rivayetle: "Onbir kadın oturup, kocaları hakkında hiçbir şey gizlemeyeceklerine dair anlaşmışlar:

Birinci kadın demiş ki: 'Benim kocam taşlık bir dağın başındaki bir devenin etidir. Kolay değil ki çıkılsın, semiz değil ki nakledilsin.'

Altıncı kadın demiş ki: 'Kocam oburdur, yemek yerken siler süpürür, içerken de su kabını kurutur. Yatarken yorganına bürünüp uyur. Ve benim hüznümü anlamak ve gidermek için elbiseme elini sokmaz.'

Yedinci kadın demiş ki: 'Kocam erkeklik vazifesini yerine getirmekten aciz ve işini bilmez ahmağın biridir. Her dert onun derdidir, başımı yarar, vücudumu yaralar. Herşey onun vurup yarmak aletidir.[837]

Onbirinci kadın da: 'Kocam Ebu Zer'dir, bilseniz Ebu Zer ne anlayışlı ve ahlâklıdır. O iki kulağımı mücevherlerle doldurdu, pazulanm tombullaş-tı... Ebu Zer'in kızı, o terbiyeli kızdır. Babasına itaatlidir, anasına da itaatli­dir. Onun vücudu elbisesini doldurur, güzelliği hayretleri celbeden.. Ebu Zer evden çıktı. Her taraf süt tulumları yağ çıkarılmak için çalkalanmakta idi. Yolda bir kadına rastladı. Kadının yanında pars gibi çevik iki çocuğu vardı. Koltuğunun altından kadının göğüsleriyle oynuyorlardı. Kocam beni boşadı ve onu nikahladı." [838]

~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~

[751] Mü-lım, 1/46.

[752] Müslim, 1/46.

[753] Buhari,13/139

[754] Buhari,13/137. Müslim, 1/46.

[755] Fethu'l-Bari: 1/58.

[756] Fethu'l-Bari: 13/138.

[757] Buhari, 11/79.

[758]Abdülhalim Ebu Şakka, Tahrirü’l Mer’e İslam Kadın Ansiklopedisi, Denge Yayınları: 4/237-239.

[759] Buhari, 1/430. Müslim, 1/179.

[760] Buhari, 1/394.

[761] Buhari, 1/294. Müslim, 1/169.

[762] Süneni Ebi Davud, Hadis No: 190.

[763] Fethu'l-Bari: 1/396.

[764] Fethu'l-Bari: 1/396.

[765] Buhari, 1/239. Müslim, 1/172

[766] Müslim, 1/187.

[767] Buhari, 7/387. Müslim, 7/78.

[768]Abdülhalim Ebu Şakka, Tahrirü’l Mer’e İslam Kadın Ansiklopedisi, Denge Yayınları: 4/240-249.

[769] Müslim, 4/41.

[770] Buhari, 11/381. Müslim, 4/207

[771] Müslim, 4/217.

[772] Buhari, 1/409.

[773] Buhari, 17/109. Müslim, 4/37.

[774] Buhari, 9/257. Müslim, 4/156.

[775] Buhari, 16/188. Müslim, 8/182.

[776] Buhari, 9/83.

[777] Buhari, 14/176. Müslim, 8/156.

Abdülhalim Ebu Şakka, Tahrirü’l Mer’e İslam Kadın Ansiklopedisi, Denge Yayınları: 4/249-251.

[778] Buhari, 7/430.

[779] Süneni Ebi Davud, Hadis No: 1991.

[780] Buhari, 1/488. Müslim, 1/191.

[781] Buhari, 9/216. Müslim, 7/137.

[782] Buhari, 9/209.

[783] Buhari, 9/203.

[784] Buhari, 3/408.

[785] Buhari, 3/92. Müslim, 3/22.

[786] Müslim, 4/161.

[787] Buhari, 9/183. Müslim, 8/109.

[788] Müslim, 4/35.

[789] Buhari, 17/108. Müslim, 4/36.

[790] Buhari, 11/441.

[791] Buhari, 11/25.

[792] Buhari, 11/225. Müslim, 4/176.

[793] Buhari, 11/7. Müslim, 4/128.

[794]Abdülhalim Ebu Şakka, Tahrirü’l Mer’e İslam Kadın Ansiklopedisi, Denge Yayınları: 4/251-253.

[795] Buhari, 1/413. Müslim, 1/185.

[796] Buhari, 1/291. Müslim, 1/186.

[797] Müslim, 1/185.

Abdülhalim Ebu Şakka, Tahrirü’l Mer’e İslam Kadın Ansiklopedisi, Denge Yayınları: 4/253.

[798] Buhari, 1/343. Müslim, 1/166.

[799] Buhari, 1/344. Müslim, 1/180.

[800] Müslim, 1/181.

[801] MüsIim, 1/171.

[802] Buhari, 8/313. Müslim, 4/201.

[803]Abdülhalim Ebu Şakka, Tahrirü’l Mer’e İslam Kadın Ansiklopedisi, Denge Yayınları: 4/253-254.

[804] Buhari, 5/45. Müslim. 3/137.

[805] MUslim, 3/138.

[806] Fethul-Bari: 5/53.

[807] Buhari, 10/472.

[808] Buhari, 5/113.

[809] Buhari, 1/399. Müslim, 2/101.

[810] Buhari, 1/347. Müslim, 1/165.

[811] Buhari, 11/129. Müslim, 4/144.

[812] Fethu'l-Bari: 5/52.

[813] Fethu'l-Bari: 5/54.

[814] Müslim, 3/137.

[815] Müslim, 1/187.

[816] Buhari, 5/57. Müslim, 3/137.

[817] BuhariO 1/438. Müslim, 1/167.

[818] Buhari, 5/54. Müslim, 3/135.

[819] Müslim, 1/165.

[820] Müslim, 4/129.

[821] Süneni Ebi Davud, Hadis No: 352.

[822] El-Muvn',t.V: 2/595.

[823]Abdülhalim Ebu Şakka, Tahrirü’l Mer’e İslam Kadın Ansiklopedisi, Denge Yayınları: 4/254-258.

[824] Buhari, 3/412. Müsîim, 7/145.

[825] Buhari, 11/290. Buhari, 12/378.

[826] Buhari, 396. Müslim, 4/154.

[827] Sünenü't-Tirmizi, Hadis No: 2628.

[828] Sünenü't-Tirmizi, Hadis No: 958.

[829] Buhari, 1/295, Müslim, 1/185.

[830] Fethu'l-Bari: 3/283.

[831] Müslim, 4/55.

[832] El-Muvatta': 7/153.

Abdülhalim Ebu Şakka, Tahrirü’l Mer’e İslam Kadın Ansiklopedisi, Denge Yayınları: 4/259-261.

[833] Müslim, 7/153.

[834] Buhari, 4/264. Müslim, 4/43.

[835] Müslim, 8/243.

[836] Buhari, 11/88.

[837] Buhari, 11/164. Müslim, 7/139.

[838]Abdülhalim Ebu Şakka, Tahrirü’l Mer’e İslam Kadın Ansiklopedisi, Denge Yayınları: 4/261-263.
Şatibi
Mesaj Panosu Yöneticisi
Mesaj Panosu Yöneticisi
 
Mesajlar: 2468
Kayıt: Pzt Şub 15, 2010 7:41 pm

Dön İslamda Evlilik Hayatı

 


  • Benzer Konular
    Cevaplar
    Görüntüleme
    Son mesaj

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir