CİNSEL İLİŞKİ VE İSLÂMÎ SINIRLARI

Dinimiz İslam Kuralları İçerisinde Evliliğe İlk Adımlar ve Evlilik Hayatının İslami Deliller Işığında Paylaşıldığı Bölüm

Mesajgönderen Şatibi » Prş Oca 26, 2012 3:27 pm


Cinsel İlişkiyle İlgili Gerekli Kurallar



CİNSEL İLİŞKİDE bulunmakyı, Allah meşru kılmıştır; her müslüma-na bu meseleyi tamamıyla kolaylaştırmıştır. Bu zevkte bulunmak için şeriatın belirlediği adablar, uygulanması zor olan kayıtlar olmayıp, sadece hayattaki bütün işlerin bir tür gerekli olan tanzimidir. İslam, herşeye kural ve adab koymuştur. Hatta gerek farz gerekse nafile ibadetler düzensiz bırakıl­mamış, müslümanın uyması gereken kurallara bağlanmıştır. Farz namazın vakti ve sayısı vardır. Güneş doğarken ya da batarken namaz kılmak mek­ruhtur. Yemek hazırken ya da hayızlı iken namaz kılınmaz. Yine oruç fariza-sıda böyledir; iftar etmeksizin iki gün oruç tutma, sürekli oruç tutma, bayram gününde, şek gününde oruç tutma caiz değildir. Aynı şekilde sadece cuma günü oruç tutma, şaban ayma ait günün orucuyla Ramazanı birleştirme sün­net değildir. İftarın erken yapılması, sahurun geç bırakılması müstehaptır. İşte kanun koyucunun cinsel münasebette bulunmak için koyduğu kurallar, sağlam bir düzenlemeden başka bir şey değildir. Allah'ın kullarına kolaylaş­tırdığı doğru yol takip edilir ve Allah'ın istediği hedef gerçekleşir.

Birinci olarak: Helal ilişkide bulunmanın adabları[947]


Oruçlu İtikatlı Ve İhramlıyken Cinsel İlişkiden Kaçınma



Oruçlu iken çımadan kaçınma: Allahu Teala şöyle buyuruyor:

"Oruç gecesi, kadınlarınıza yaklaşmak, size helal kılındı..." (Bakara, 187).

Ayet, gündüz değil, gece cimanın helal olduğunu ifade ediyor.

İtikafta iken çımadan kaçınma: Alllahu Teala şöyle buyuruyor:

"Mescidlerde ibadete çekilmiş iken kadınlara yaklaşmayın. Bunlar Allah'ın (yasak) sınırlarıdır, bunlara yaklaşmayın, Allah insanlara âyetlerini böyle açıklar ki korunup sakınsınlar." (Bakara, 187).

İhramlı iken çımadan kaçınma:

"Hac bilinen aylardadır. Kim o aylarda (ihrama girerek) haccı (kendi­sine) gerekli kılarsa bilsin ki, hacda kadına yaklaşmak günaha sapmak, kavga etmek yoktur." (Bakara, 197).

Hayız döneminde tam beraber olmaktan kaçınma:

"Sana adet görmeden soruyarlar. De ki: O eziyettir. Adet halinde ka­dınlardan çekilin, temizleninceye kadar onlara yaklaşmayın. Temizlendikle­ri zaman Allah'ın emrelliği yerden onlara varın. Allah tevbe edenleri sever, temizlenenleri sever." (Bakara, 222).

Âyette nehyedilen yaklaşmadan maksat tam beraberlik, yani çımadır. Cima olmaksızın yapılan cüz'i beraberlik, daha önceden delilin zikrettiğimiz gibi helalin en güzelidir.

Dübürdeki tam beraberlikten kaçınma:

Ömer b. Hattab'dan; "Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurmuşlardır: 'Dübür (arka) ve hayızdan korunun."[948]

Ebu Hureyre'den: "Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurmuşlardır: 'Kadınına dübüründen (arkasından) yaklaşan melundur."[949]

Huzeyme b. Sabit'den: "Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurmuşlardır: 'Al­lah haktan utanmaz. Kadınlara arkalarından yaklaşmayın."[950]

Sa'd b. Yesar'dan: "İbn Ömer'e dedim ki: 'Biz cariyeler satın alıyoruz ve onlarla tahmis yapıyoruz. İbn Ömer: Tamhis nedir?' diye sordu. Ben de: 'Onlara arkalarından yaklaşıyoruz', dedim. [951]İbn Ömer: 'Yazıklar olsun! Müs­lüman bunu yapar mı?' dedi." [952]


Evlilik Sırlarını Gizleme:



Ebu Said el Hudri'den: "Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurmuşlardır: 'Kı­yamet günü Allah katında insanların en şerlisi, adamın karısıyla, karınında adamla beraber olmasından sonra bu sırrı yayandır."[953]

Esma binti Yezid'den: "Esma, Rasulullah'ın yanındaydı. Kadınlar ve erkekler oturuyorlardı. Rasulullah: 'Belki de adam ailesine ne yaptığını ha­ber veriyor1, dedi. Bunun üzerine topluluk sustu. Ben: 'Doğru, ya Rasulullah! Şüphesiz onlar öyle yapıyorlar', dedim. Rasulullah: 'Böyle yapmayınız. Bu, yolda dişi şeytanıyla karşılaşan ve insanlar kendisine bakarlarken cima eden şeytanın misalidir."[954]

İbn Kayyım, bu tür edebsizliği götüren bazı kötü etkileri belirterek di­yor ki: "Cima ile övünmeyi yayma haram kılınmıştır. Çünkü bu nefisleri ha­rekete geçirmeye ve onun benzerini yapmaya bir vesiledir. Adam helal yol­dan ihtiyacını gideren biri olmayabilir. Böylece harama düşebilir."[955] [956]


Namusu Kıskanma:



Helal yoldan ilişkide bulunma, eşlerin hususiyetlerindendir. Eşlerden birinin hangi dereceden olursa olsun evlilik alanı dışındaki herhangi bir girişim doğal olarak, hatta zorunlu olarak diğer tarafın kıskanmasına sebep olacaktır. Allah beşeri bu fıtrat üzere yaratmıştır.

Kıskanma iki türlüdür: Şüphede kıskanma: Bu, düzgün ve mutedil olan bir kıskanmadır. Aşırılığa ve saldırıya karşı namusun korunmasını, himaye edilmesini sağlar. Müslümanın yaşaması gereken bir ahlâk kabul edilir.

Yasak olan kıskanma: Bu, şüpheli olmayan bir kıskanmadır. Nefse iş­kence veren aşırılık ve hastalıktır. Mü'minlere kötü zanda bulunmaya ve on­ları batıl ile suçlamaya götürür. Aklı giderir. Bunun da ötesinde hayatta hareket noktasını durdurur.

Cabir b. Atik'den: "Rasulullah (s.a.v.) şöyle diyordu: Allah'ın sevdiği ve buğzettiği kıskanma vardır. Allah'ın sevdiği kıskanma şüpheli olanıdır. Buğzettiği ise şüpheli olmayanıdır.[957]

Makul olan kıskanma, namusa karşı bir saldırı olması durumunda onu savunma gücü ve cesareti verir. Allahu Teala bu kıskanmayı müslümana sevdirmiştir. Namusunu savunma uğrunda ölürse onu şehadetle mükafat­landırmıştır;

Said b. Zeyd'den: "Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurmuşlardır: 'Malı uğ­runa ölen şehittir. Ailesi uğruna Ölen şehittir. Kanı uğruna ölen şehittir." [958]

İbn Ömer'den: "Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurmuşlardır: 'Üç kişi var­dır ki Allah, kıyamet günü onlara bakmaz: 'Anne-babasına engel olana, er-kekleşen kadına ve ailesini kıskanmayana (deyusa)."[959]

İkinci olarak: Haram zevkten kaçınmayı belirleyen adablar [960]


Kadının Güzelliğini Detaylıca Anlatmanın Hükmü



Abdullah b. Mes'ud'dan: "Rasullullah (s.a.v.) şöyle buyurmuşlardır: 'Kadın, kadınla birleşmesin. Meğer ki kadını kocasına vasfeder, kocası da sanki ona bakıyormuş gibi olur."[961]

İbn Kayyım diyor ki: "Bunun şeddi zera-i olduğu gizli değildir. Kalbine fesat düşmesini, kadının suretini nefsinde canlandırarak kalbinin meyletme­sini engellemek içindir. Görmediği kimseyi övüldüğü için seven nice kimse vardır."[962]

Avret mahalli koruma: Görünülmesine ve dokunulmasına müsamaha edilmez .(Ancak eşler arasında)

Allahu Teala şöyle buyuruyor:

"Derken şeytan onların, kendilerinden gizlenmiş olan çirkin yerlerini kendilerine göstermek için onlara fısıldadı..." (Âyet, 20).

"O ağaçtan yediler. Böylece kendilerine kötü yerleri göründü. Üstle­rini cennet yaprağıyfa örtmeye başladılar..." (Taha, 121).

"Ey Adem oğullan, size çirkin yerlerinizi örtecek giysi, süslenecek elbise indirdik. Korunma giysisi en iyisidir..." (Araf, 26).

"Ey inananlar, ellerinizin altında bulunan (köleler, hizmetçiler ve he­nüz erginliğe ermemiş çocuklarınız üç vakitte (odalarınıza girebilmek için) izin istesinler: Sabah namazından önce, öğle vakti elbisenizi çıkarıp yataca­ğınız zaman ve yatsı namazından sonra. Bunlar sizin üstünüzün açılabileceği üç vakittir. Bunların dışında (hizmetçilerin ve çocukların, izin almadan içeri girmelerinden dolayı) ne size, ne de onlara bir günah yoktur. (Onlar sizin) ya­nınızda dolaşırlar, birbirinizin yanına girip çıkarsınız. Allah âyetleri size böyle açıklar. Allah bilendir, hikmet sahibidir. Çocuklarınız ergenlik çağı­na erdikleri zaman, kendilerinden öncekilerin izin istedikleri gibi izin iste­sinler. İşte Allah size âyetlerini böyle açıklıyor. Allah bilendir, hikmet sahi­bidir." (Nur, 58-59).

Cabir b. Abdullah (r.a.): "Rasulullah (s.a.v.) Kureyş'le birlikte Kabe'ye taş taşıyordu. (Kabe'nin yeniden inşasında) üzerinde de elbisesi vardı. Am­cası Abbas ona: 'Ey kardeşimin oğlu, elbiseni çözsen de onu omuzuna taşla­rın altına koysan', dedi. Bunun üzerine Rasulullah (s.a.v.) onu çözerek omu-zunun üzerine koydu. Fakat hemen bayılarak düştü. Artık o günden sonra bir daha çıplak olarak görülmedi. "[963]

Miser b. Mahreme'den: "Taşımakta olduğum ağır bir taşı getiriyordum. Üzerimde hafif bir elbise vardı. Taş üzerinde iken elbisem çözülüverdi. Taşı bırakamadım ve o vaziyette yerine kadar götürdüm. Bunun üzerine Rasulul­lah (s.a.v.): 'Dön ve elbiseni al. Çıplak gezmeyin!1 buyurdu."[964]

Ebu Said el-Hudri (r.a.)'dan "Rasulullah (s.a.v.): 'Erkek erkeğin, kadın da kadının avret yerine bakamaz ve bir elbisenin içinde erkek erkeğe yanaşa-maz. Kadın dahi bir elbisenin içinde kadına yanaşamaz, buyurdular."[965]

Nevevi diyor ki: "Hadiste, erkeğin, erkeğin avretine, kadının, kadının avretine bakmasının haram oluşu sözkonusu olup bu hususta ihtilaf yoktur. Yine erkeğin, kadının avretine, kadının da erkeğin avretine bakması icma ile haramdır... [966]Bu haram, evlilerin dışında olan kimseler hakkındadır." [967]


Karşı Cinse Gözleri Dikmenin Hükmü



Allahu Teala şöyle buyuruyor:

"İnanan erkeklere söyle: 'Bazı bakışlarını kıssınlar, ırzlarını korusun­lar. Bu, onlar için daha temizdir. Şüphesiz Allah, onların her yaptıkların] ha­ber almaktadır. İnanan kadınlara da söyle: 'Bazı bakışlarını kıssınlar, ırzları­nı korusunlar." (Nur, 30-31).

İyad diyor ki: "Gözü çevirme, avret ve avrete benzeyen her durumda yapılmalıdır. Bazen avret olmayan durumlarda da gerekir."[968]

İbn Abdi'1-Ber diyor ki: "Şüphe ve kötü niyet olmaksızın kadının yüz ve ellerine bakmak caizdir. Şehvet ile bakmaya gelince, elbisesi üzerinden bile olsa bu şekilde düşünmek haramdır. Yüze açık bir halde bakmanın nasıl ola­cağı artık düşünün."[969]


Karşıt Cinslerarası Tokalaşmanın Hükmü



Önceki adabada şu âyet geçmişti: "İnanan erkeklere söyle: Bazı bakış­larım kıssınlar." "İnanan kadınlara da söyle: Bazı bakışlarını kıssınlar." Er­kek ve kadın olarak şehvete götüren bakışlarımızı kısmakla emrolunmuşsak çoğu zaman ellerimizle yaptığımız tokalaşma bundan daha da önemlidir. Çünkü dokunma, bakmaktan daha fazla şehvet sebepolur. Rasulullah (s.a.v.)'in biat alırken kadınlarla tokalaşmaktan uzak durması bunun kesin haram olduğu anlamına gelmez. Sonra Rasulullah'ın bazen, kimi kadınların eline dokunmalarına izin verdiğini ifade eden hadisler vardır. Bu da bizi genel du­rumlarda tokalaşmaktan uzak durmaya çağınyor. Ancak fitneden emin olun duğu özel durumlarda tokalaşma olursa bunda bir sakınca yoktur. [970]


Karşıt Cinslerarası Eğlenme Ve Oynamanın Hükmü



Allahu Teala şöyle buyuruyor:

"Mağruf (güzel) bir söz söyleyin." (Ahzab, 32).

Ayet, konuşma konusunun maruf sınırların içerisinde olmasına, mün-keri içermesine işaret ediyor. Bunun için eğlenme ve oyun alanlarından ka­çınma dedik. Yani ciddi alanlara indirgeme. Çünkü kadınla erkek arasındaki ciddiyet maruftur. Eğlenme ve oyun ise münkerdir. Ciddi olmayla rahat dav­ranma birbirini ortadan kaldırmaz. İşte Ebu Musa'dan gelen rivayet bunun örneğidir: "Ebu Mjsa'dan: 'Esmabİnti Umejs zikret için Rasulullah (s.a.v.)'in hanımı Hafsa'nın yanına girdi. Esma, Habeşistan'a hicret edenler arasında hicret etmişti. Az sonra Ömer, Hafsa'nın yanına girdi. Esma da Hafsa'nın yanında idi. Ömer, Esma'yı görünce: 'Bu kim?' diye sordu. O: 'Esma binti Umeys' dedi. Ömer: 'Şu Habeşistan'lı mı? Şu denizli mi?' diye sordu. Esma: "Evet', cevabını verdi. Bunun üzerine Ömer: 'Hicrette biz sizi geçtir'. [971]Binaenaleyh Rasulullah (s.a.v.) nezdinde biz sizden daha haklıyız', dedi. "[972]


Yol Ve Meclislerde Cinslerin Karışık Bulunmasının Hükmü



Ümmü Seleme'den: "Rasulullah (s.a.v.) namazı bitirmek için selam verdiğinde kadınlar kalkıyorlardı. Rasullullah da kalkmadan Önce biraz oturuyordu. İbn Şihab diyor ki: "Allah daha iyi bilir ama, ben Rasulullah'ın namazdan sonra biraz oturmasını, topluluğun kadınları görmeden önce ka­dınların oradan ayrılması için yaptığını sanıyorum".[973]

Bu anlamı Rasulullah'm şu sözü de te'yid ediyor: "Bu kapıyı keşke ka­dınlara bıraksak...[974]. Yine Rasulullah'tan gelen şu rivayette bu anlamı te'yid ediyor: Rasulullah mescidde çıktığında kadınlar ve erkekler birbirine karı­şınca kadınlara: "Gecikseniz, yolun ortası değil, kenan sizin hakkınızdır, buyurdu."[975]

Yoldaki karışıklıktan kaçınılması gerektiği gibi yine umumi yerlerde de kaçınmak gerekir. Bu da toplumsal yerlerde kadınlara özel bir yer ayıra­rak ya da karışıklığı önleyecek başka bir düzenleme yaparak mümkündür. [976]


Karşı Cinsle Başbaşa Kalmanın Hükmü



İbn Abbas (r.a.)'dan rivayetle "Rasulullah (s.a.v.): 'Bir adam yanında mahremi bulunmayan bir kadınla halvette (yalnız) kalmasın."[977]

Hafız İbn Hacer diyor ki: "Hadiste yabancı kimseyle halvet etmek yani, bir araya gelmek yasaklanıyor. Fakat güvenilir kadınlar gibi mahrem olma­yanlar bunun yerine geçer mi? konusunda ihtilaf etmişlerdir. Doğrusu, töh­metin zayıflığından dolayı caiz oluşudur.[978]

Yasak olan halvet mefhumunda şunlar çıkar: İhtiyaç durumunda insanların huzurunda halvet yapılması. İhtiyaç durumunda bir kadınla iki ya da üç erkeğin halvet etmesi. Bir grup kadınla bir erkeğin halvet etmesi.[979]

Nevevi diyor ki: "Erkeğin yabancı kadınlara imam olmasına ve onlarla halvet etmesine cumhur cevaz vermiştir... Delil ise şu hadistir: "Bu günden sonra kocası olmayan kadının yanına bir adam kesinlikle girmesin. Ancak beraberinde bir ya da iki adamın olması hariç." Çünkü toplu olan kadınların yanında bir erkeğin -genellikle- onlardan bazılarıyla utanç verici bir şey yapması mümkün değildir." [980]


Kadınların Erkekleri Şehvete Sürüklemekten Kaçınmaları:



a) Açık ve dar elbiseyle: Allahu Teala şöyle buyuruyor:

"İlk cahiliyye (çağı kadmlan)nın açılıp kırıtması gibi açılıp kırıtma­yın." (Ahzab, 33).

"SiBİerini^istenTCsînler.AncakkendiIgindsngörLherierhaiiç."(Nır,31).

b) Cilveli yürüyüşüyle:

Allahu Teala şöyle buyuruyor:

"Gizledikleri süslerin biinmesi için ayaklarını vurmasınlar." (Nur, 31).

c) Nameli sesle:

Allahu Teala şöyle buyuruyor:

"Sözü yumuşak kıvrak bir eda ile söylemeyin ki, kalbinde hastalık bu­lunan kimse tamah etmesin." (Ahzab, 32).

Üçüncü olarak: Haram zevkte bulunmadan sonra gözetilen adablar: [981]


Kendisinde Gizleyerek Başkalarına Duyurmama:



Bu adab, kerim olan şeriatımızın ne ölçüde yüce ve hoşgörülü olduğuna dikkatimizi çekiyor. Şeriatımız Allah'ın kullarını Allah'a masiyetleri duru­munda bile onları gözetiyor, doğru yolda sapmaları durumunda bile onlar için gizlilik ve güven sağlıyor. Müslüman erkek ve kadının Allah'tan sakın­masının, nefsine karşı mücahede etmesinin ve sürekli haramdan uzak dura­rak helal sınırları içerisinde kalmasının gerektiği doğrudur. Fakat masiyete düşerek bakma, öpme, dokunma ya da zina gibi haram yollardan kendini tat­min ederse tövbe etmek ve günahına kefaret vermek için acele etmesi gere­kir. Bu da hayır amel ve iyilikleri artırmakladır. Zira iyilikler kötülükleri giderir.

Abdullah b. Mes'ud'dan: "Adamın biri bir kadını öpmüştü. Peygam-ber'e gelerek bunu anlattı. Bunun üzerine:

"Namazı gündüzün iki tarafında ve gecenin bazı saatlerinde dosdoğru kıl! Şüphesiz ki iyilikler, kötülükleri giderir. Bu düşünenlere bir hatırlatma­dır." (Hud, 314).

âyeti nazil oldu. Adam: 'Bu bana mı mahsus ya Rasulullah!' diye sordu. Ra-sulullah: 'Ümmetimden onunla amel edenlere1, buyurdu."[982]

Aynı zaman müslümanın masiyetini nefsinde gizlemesi gerekir. Bu tür gizlemeyi kerim olan şeriatımız teşvik etmiştir. Yine şeriatımız, masiyeti görenin de onu gizlemişini ve açığa vurmamasını teşvik etmiştir.

Abdullah'dan: "Peygamber (s.a.v.)'e bir adam gelerek: 'Ben Medine'nin kenarında bir kadını elledim. Ama ona cima etmeksizin dokundum. İşte ben buyum. Benim hakkımda dilediğini hüküm buyur!' dedi. Bunun üzerine Ömer ona: 'Sen kendini örtbas etmiş olsan, Allah muhakkak seni örtbas ederdi.' Peygamber (s.a.v.) bir şey söylemedi. Ve adam kalkıp gitti. Derken Peygamber (s.a.v.) arkasından bir adam göndererek onu çağırdı ve kendisi­ne şu âyeti okudu: 'Namazı gündüzün iki tarafında ve gecenin bazı saatlerin­de dosdoğru kıl! Şüphesiz ki iyilikler kötülükleri giderir. Bu hatırlayanlara bir hatırlatmadır.1 Bunun üzerine cemaatten bir adam: 'Ya Rasulullah! Bu ona mı mahsus?' diye sordu. Rasulullah (s.a.v.): 'Bilakis bütün insanlara' cevabını verdi."[983]

Ebu Hureyre (r.a.)'dan: "Rasulullah (s.a.v.) mescidde iken müslüman-lardan bir adam geldi ve kendilerine seslenerek: 'Ya Rasulullah! Ben zina et­tim', dedi. Rasulullah (s.a.v.) ondan yüzünü çevirdi. Ta ki bunu dört defa tekrarladı. Adam kendi aleyhine dört defa şehadette bulundu..."[984]

Said b. Müseyyeb'den: "Eslem'den bir adam Ebu Bekir'e gelerek: 'Baş­kası zina etti', dedi. Ebu Bekir: 'Bunu benden başka kimseye söyledin mi?1 dedi. Adam: 'Hayır', dedi. Bunun üzerine Ebu Bekir: 'Allah'a tövbe et, Al­lah'ın örtmesiyle ört. Zira Allah, kullarının tövbesini kabul eder', dedi."[985]

Said b. Müseyyeb'den: "Rasulullah'ın Eslem'den Hüzal diye bilinen bir adama şöyle dediği bana ulaştı: 'Ey Hüzal! kötülüğünü gizleseydin bunu senin için daha iyi olurdu."[986]

Hafız İbn Hacer diyor: "Malik ve Nesai'deki Said b. Müseyyeb'in mür-selinde yer almıştır: 'Eslem'den bir adam Ebu Bekir'e gelerek: 'Başkası zina etti1, dedi. Ebu Bekir: 'Allah'a tövbe et, Allah'ın Örtmesiyle ört', dedi. Sonra Ömer'e geldi, o da aynı şeyi söyledi. Sonra Rasulullah'a geldi ve Rasulullah onu üç kez geri çevirdi. Bu olaydan şu çıkıyor; Böyle bir sorunu yaşayan kimsenin Allah'a tövbe etmesi, bunu kendi nefsinde gizlemesi ve hiç kimse­ye söylememesi müstehaptır. Nitekim Ebu Bekir ve Ömer de Maiz mesele­sinde buna işaret etmişlerdir. Kim böyle bir şeye vakıf olursa belirttiğimiz gibi onu gizlemelidir."[987]

Tefsiri Taberi'den naklediliyor: "Adamın biri Ömer'e gelerek şöyle de­di: 'Benim bir kızım vardı, cahiliyede onu diri diri toprağa gömmüştü. Daha ölmeden önce onu çıkarttım. Böylece Asr-ı Saadete ulaştı. Müslüman olun­ca Allah'ın hadlerinden bir had kendisinin başına geldi. Bunun üzerine ken­disini kesmek için bıçağa sarıldı. Boğazının bir kısmını kesmiş halde ona ye­tiştim. Sonra iyi oluncaya kadar tedavi ettim. Daha sonra o güzel bir şekilde tövbe etti. Ey mü'minlerin emiri! Şimdi onunla evlenmek için benden isti­yorlar. Önceki durumunu haber vereyim mi? Ömer: Onun durumunu mu ha­ber veriyorsun? Andolsun ki onun durumunu birine haber verirsen seni şehir halkına ibret yaparım. Sen iffetli müslüman kadın nikahıyla onu evlendir, dedi."[988]

İbn Cevzi'nin "Kitabu'l-Ahkâmi'n-Nisa"sında varid olmuştur: "Kadın zina yaparsa yaptığına tövbe etmesi, kocasına mazeret göstermesi ve kendi­sini temizleyinceye kadar kocasının yaklaşmasına engel olmalıdır. İmam Ahmed b. Hanbel şöyle diyor: Kocası olan bir kadın zina ederde kocası da bunun farkına varmazsa, kadın bunu kocasına bildirmez. Aksine kendisinde gizli tutar, tövbe ve istiğfar eder ve mihri kocasına hibe eder..." [989]

Masiyetin olduğunu gören ya da bilen, günahı işleyenlere nasihat etme­li, iyiliği emredip kötülükten alıkoymah ve bunu gizli tutmalıdır. Yine, yeni bir masiyetin olmasından kaçınılması için yardım etmesi ve gücü yetiyorsa helal yolu ona kolaylaştırması gerekir.

Kendisini ve başkasını gizleme babından biri de erkeğin kadınla zina yapmasından sonra onunla evlenmesidir. Bu hususta imam Malik'in "Mü-devvenetü'l-Kübra"sında nefis sözler varid olmuştur:

"Dedim ki: 'Adam ziıa yaptığı kadınla evlenebilir mi?' Malik: 'Evet, ev­lenebilir... Kadının ralımi fasit sudan temizleninceye kadar evlenemez' İbn Abbas'ın mevlası Şu'be, adamın birinin İbn Abbas'a şöyle sorduğunu işit-miştir: 'Bir kadının peşinden gidiyordum, Allah'ın bana haram kıldığını yaptım. Sonra Allah bana tövbeyi nasip etti. Bunun üzerine o kadınla evlen­mek istedim. İnsanlar dediler ki: 'Zina eden erkek ancak zina eden kadınla evlenir.' İbn Abbas: 'Burası bu âyetin yeri değildir. Onunla evlen, bir günahı olursa benim üzerime1, dedi. İbn Vehb diyor ki: 'Bana ilim erbabı, Muaz b. Cebel, Cabir b. Abdullah, İbni Müseyyeb, Nafi, Abdullah b. Mes'ud, Ömer b. Abdulaziz, Hasan b. Muhammed b. Ali Ebi Talib'in: 'Evlenmelerinden bir sakınca yoktur' dediklerini, haber verdi. İbn Abbas diyor ki: 'Başı zina, sonu nikâhtır. Kim tövbe ederse Allah tövbesini kabul eder.' Cabir ve İbni Müsey­yeb diyor ki: 'İlk durumları haram, son durumları helaldir.' İbni Müseyyeb diyor ki: 'Tövbe ederler, durumlarını düzeltirler ve önceki hallerini kerih gö­rürlerse bir sakınca yoktur.' İbni Mes'ud şu âyetleri okudu:[990]

'O, kullarından tövbeyi kabul eder, kötülükleri bağışlar ve yaptıkları­nızı bilir.' 'Allah'a göre şu kimselerin tövbeleri makbuldür ki, cahillikle bir kötülük yapıp hemen ardından dönerler. İşte Allah onların tövbesini kabul eder. Allah bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir." (Nisa, 17). [991]


Açıktan Günah İşlemekten Kaçınma:



Ebu Hureyre'den: "Ben Rasulullah (s.a.v.)'i şöyle söylerken işittim: 'Ümmetimin hepsi affedilmiştir. Yalnız açıkta günah işleyenler müstesna! Açık günahlardan biri de kulun geceleyin bir amel işlemesi, sonra Allah onu örtbas ettiği halde sabahlamasıdır. Fakat kul: 'Ey filan! Ben dün şöyle şöyle yaptım, der. Halbuki Allah onu örtbas ettiği halde gecelemişti. İşte Rabbi örtbas ettiği halde sabahladığı vakit Allah'ın örtbas ettiğini meydana çıka­rır."[992]

Fethu'l-Bari'de nakledilmiştir: "Hadiste geçen 'Mucahir' masiyetini or­taya koyan, Allah'ın gizlediği şeyleri açıklayan ve onu konuşan kimse de­mektir... Masiyetini ortaya koyan arsızlar cümlesinden olup örfen ve şer'an erilmiştir. Masiyetini ortaya koyan kimse iki yasak işlemiş olur: Günahı ortaya koyma ve arsızlık fiiline teşebbüs. İbn Battal diyor ki:

"Masiyeti açığa vurma, Allah'ın Rasulü'nün ve salih kulların hakkını hafife alma demektir." Nevevi diyor ki: "Fışkını ya da bidatim açığa vuran kimseyi, açığa vurduğu şeyle zikretmek caizdir...[993]. İbn kayyım diyor ki: "Günahı açığa vuranlar Allah'ın iffetinin dışındadırlar. Onlar yaptıkları ma-siyetleri anlar. Onlar yaptıkları masiyetleri anlatırlar. Böylece dinleyici onu dinleyerek ona benzemeye çahşır. Bu da Allah'tan başka kimsenin bilmediği yayılan fesattır. [994]


Dört Şahit Bulununcaya Kadar Zina İsnadından Kaçınma



Allahu Teala şöyle buyuruyor:

"Namuslu kadınları zina ile suçlayıp da sonra (bu suçlamalarını ispat için) dört şahit getirmeyenlere seksen değnek vurun ve artık onların şahitliği­ni asla kabul etmeyin. Onlar yoldan çıkmış kimselerdir." (Nur, 4).[995]

Bu âyet, Hz. Aişe'ye atılan ifk hadisesi münasebetiyle nazil olmuştur. Fakat âyette varid olan kazfın hükmü umumidir. Müslüman başkasının gü­nahını açıklamanın ya da başkasında gördüğü fışkı ortaya koymanın bir maslahat olduğunu sanabilir. Fakat bu durumda hükmeden adab vardır. Bu fiili çıplak gözle gören dört şahit olmadığı sürece duyurulması caiz değildir. Aksi takdirde kendisine kazf haddi yani seksen değnek vurulur. [996]


Yaygarayı Dile Dolamaktan Kaçınma:



Allahu Teala şöyle buyuruyor:

"Çünkü siz onu dillerinizle alıveriyorsunuz ve hakkında hiç bilginiz olmayan bir şeyi, ağızlarınızla söylüyorsunuz ve onu önemsiz bir iş sanıyor sunuz. Oysa o, Allah yanında büyük (bir günah)tir. Onu işittiğiniz zaman, "Bunu konuşmamız bize yakışmaz, haşa bu, büyük bir iftiradır' demeniz gerekmez miydi?" (Nur, 15-16). [997]

~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~

[947]Abdülhalim Ebu Şakka, Tahrirü’l Mer’e İslam Kadın Ansiklopedisi, Denge Yayınları: 4/295.

[948] Sünenü't Tirmizi: Hadis No: 2381

[949] Sünenu Ebu Davud: Hadis No: 1894

[950] Sünen'i İbni Mace: Hadis No: 1561

[951] Şeyh Nasruddin Elbani: Adabu'z Zifaf: 27

[952]Abdülhalim Ebu Şakka, Tahrirü’l Mer’e İslam Kadın Ansiklopedisi, Denge Yayınları: 4/295-296.

[953] Müslim, 4/157

[954] Şeyh Nasruddin Elbani: Adabu'z zifaf: 63

[955] I'lamu'l Meklayn: 3/153

[956]Abdülhalim Ebu Şakka, Tahrirü’l Mer’e İslam Kadın Ansiklopedisi, Denge Yayınları: 4/297.

[957] Sünenu Ebi Davud: Hadis No: 2316

[958] Sünen'un Nesai: Hadis No: 3817

[959] Sünen'un Nesai: Hadis No: 2402

[960]Abdülhalim Ebu Şakka, Tahrirü’l Mer’e İslam Kadın Ansiklopedisi, Denge Yayınları: 4/297-298.

[961] Buhari, 11/247. Müslim, 7/11 Buhari, 11/252

[962] İlamu'l Mevkıayn: 3/149

[963] Buhari, 4/184. Müslim, 1/184

[964] Müslim, 1/184

[965] Müslimm: 1/183

[966] Müslim Şerhi Nevevi: 4/30

[967]Abdülhalim Ebu Şakka, Tahrirü’l Mer’e İslam Kadın Ansiklopedisi, Denge Yayınları: 4/298-299.

[968] Eftac ve'l İklil: 1/499

[969] Et'temhid: İbnu Abdu'l Ber: 6/364-365

Abdülhalim Ebu Şakka, Tahrirü’l Mer’e İslam Kadın Ansiklopedisi, Denge Yayınları: 4/299-300.

[970]Abdülhalim Ebu Şakka, Tahrirü’l Mer’e İslam Kadın Ansiklopedisi, Denge Yayınları: 4/300.

[971] Buhari, 9/26. Müslim, 7/172

[972]Abdülhalim Ebu Şakka, Tahrirü’l Mer’e İslam Kadın Ansiklopedisi, Denge Yayınları: 4/300.

[973] Buhari, 2/467

[974] Camiu's Sağir: Hadis No: 5134

[975] Silsiletu Ehadisi's Sahiha: Elbani: Hadis No: 856

[976]Abdülhalim Ebu Şakka, Tahrirü’l Mer’e İslam Kadın Ansiklopedisi, Denge Yayınları: 4/301.

[977] Buhari, 11/246

[978] Fethu'l-Bari 4/488

[979] Mecmu-u Şerhu'l Muhzeb: 4/176

[980]Abdülhalim Ebu Şakka, Tahrirü’l Mer’e İslam Kadın Ansiklopedisi, Denge Yayınları: 4/301-302.

[981]Abdülhalim Ebu Şakka, Tahrirü’l Mer’e İslam Kadın Ansiklopedisi, Denge Yayınları: 4/302.

[982] Müslim, 8/101

[983] Müslim, 8/102

[984] Buhari, 15/132. Müslim, 5/119

[985] Muvatta: 2/821

[986] Muvatta: 2/820

[987] Fethu'l-Bari 15/133, 135

[988] Bkz. Tefsiru Süretu'l Maide: 5

[989] İbni Cevzi: Ahkamu'n Nisa: 67

[990] İmamu Malik: Müdevvenetü'l Kübra: 2/249-250

[991]Abdülhalim Ebu Şakka, Tahrirü’l Mer’e İslam Kadın Ansiklopedisi, Denge Yayınları: 4/302-305.

[992] Buhari, 13/97. Müslim, 8/224

[993] Fethul-Bari 13/98-99

[994]Abdülhalim Ebu Şakka, Tahrirü’l Mer’e İslam Kadın Ansiklopedisi, Denge Yayınları: 4/305-306.

[995] İ'lamu'l Mevkıayn: 3/153

[996]Abdülhalim Ebu Şakka, Tahrirü’l Mer’e İslam Kadın Ansiklopedisi, Denge Yayınları: 4/306.

[997]Abdülhalim Ebu Şakka, Tahrirü’l Mer’e İslam Kadın Ansiklopedisi, Denge Yayınları: 4/306.
Şatibi
Mesaj Panosu Yöneticisi
Mesaj Panosu Yöneticisi
 
Mesajlar: 2552
Kayıt: Pzt Şub 15, 2010 6:41 pm

Dön İslamda Evlilik Hayatı

 


  • Benzer Konular
    Cevaplar
    Görüntüleme
    Son mesaj

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 2 misafir

cron