Üstad Necip Fazıl, şöhretinin zirvesinde olduğu bir dönemde "Sakarya Türküsü"nü yazar. O zaman da yapılmakta olan İnönü Şiir Yarışması'na bu şiirle niçin katılmadığını soranlara şu cevabı verir:
"Bu şiir, malûm şiir yarışmasına girmeye tenezzül etmez!"
---------------------------------------------
Necip Fazıl, Osman Yüksel'e bir tomar kağıt göstererek, "İşte şeceremiz. Benim soyum Kısakürek ailesi. Dulkadiroğulları'na dayanır..." diye övünür.
Serdengeçti:
"Üstad çok güzel ama, ne yazık ki siz en alta düşmüşsünüz!" diyerek takılmak ister.
Çile şairi altta kalır mı? Şecereyi ters çevirir ve adını en üste çıkarır, sonra da:
"Bütün bunlar, beni hazırlamak için gelmiş geçmişlerdir!" der.
----------------------------------------------
Nazım Hikmet ve Necip Fazıl Ramazan ayında arabayla gidiyorlarmış.
Tabi Necip Fazıl oruç ama Nazım Hikmet değil.
Nazım Hikmet Necip Fazıl ile dalga geçmek için yolun kenarındaki zayıf bir ineği işaret ederek Necip Fazıl'a demiş ki:
-'Şunun haline bak, oruç tutmaktan ne hale gelmiş'?
Tabii Üstad altta kalır mı, hemen cevabı yapıştırmış:
-'Nazım sen bilmiyor musun, hayvanlar oruç tutmaz...'


