Kuran’da Matematik Hatası Var mıdır?
İnkârcıya göre miras âyetlerinde belirtilen paylar hesapsız belirtilmiştir, bu yüzden uygulamada miras paylardan az olabiliyor ve bir kısım (sona kalan) mirasçılar pay alamıyor; bunu da Allah yapmayacağına göre…
Bu Amerika’yı yeniden keşfettiğini zanneden bilgisiz inkârcıya hemen bildireyim ki, ortaya koyduğu mesele İslâm’ın ilk devrinden beri bilinmektedir; maksat anlaşılmış, çözüm oluşturulmuş, buna göre uygulama yapılmış ve hiçbir mirasçı mahrûm bırakılmamıştır. “Payların mirastan fazla geldiği” ifade ve düşüncesi bilgisiz inkârcıya aittir, doğrusu ise payların, mirastan değil, hesap gereği olarak paydalar eşitlenince paydadan fazla olabildiğidir. Böyle bir “mirasçılar tablosu” karşımıza çıktığında çözüm, paylar toplamının payda olarak alınmasından ibarettir, çok eski zamanlardan beri bilinen bu hesaplama usûlüne “avl” denmektedir. Verilen birinci örneğe göre uygulama şöyle olacaktır: Paylar toplamı 27 olduğuna göre payda da 27′ye çıkarılacak, miras 24′e değil, 27′ye bölünecek ve her bir mirasçı, Kur’ân’da belirtilen payını, 27′de 16, 4, 4, 3 olarak (bu oranlarda) alacaktır.
Bazen de payda, paylar toplamından fazla olabilir, bu duruma “reddiyye” denir, çözümü de artan payın, karı ve koca dışındaki mirasçılara yine âyetlerde bildirilen oranlarda paylaştırılması şeklindedir. Bu çözümler kısmen hadîslere, kısmen de ictihada dayanmaktadır. İslâm’ın kaynağı da yalnızca Kur’ân değil, aynı zamanda -ona aykırı olmayan, onun maksadını ve delâletini esas alan- sünnet ve ictihaddır. (Prof. Dr. Hayrettin Karaman)
Bu konuda birkaç noktayı da belirtmekte yarar vardır:
Bu meseleyi bahane ederek zihinleri bulandırmaya çalışanlar belli dinsiz mahfillerdir.
“Bir delinin bir göle attığı bir taşı yüz akıllı çıkaramaz” şeklinde bir söz vardır. Meslekleri tahrip olan bu insanların işi kolaydır. Ancak, tahribatı tamir etmekle uğraşan inanan insanların işi gerçekten zordur.
Doksan dokuz kapısı açık olan bir sarayın-anahtarını bulamadığımız- bir tek kapısının kapalı olması, o sarayın boş bir yer olduğunu göstermez. İman sarayının varlığını ispat eden ve onun kapılarını açan binlerce delil anahtarı vardır. Bizim elimize henüz geçmeyen bir tek delil yetersizliğinden ötürü, İslam ve İman sarayının içi hakikatlerden boş bir şey olduğunu söylemek, akıl, mantık, iz’an ve insaftan mahrum kalmanın bir göstergesidir.
Miras hukukundaki avl ve reddiye meselelerinin, Kur’an’daki hesaplama metoduna hiçbir aykırı tarafı yoktur. Kur’an’da –deyim yerindeyse- mirasın paylaşımı konusunda gereken formüller verilmiş, hesabın nasıl ve hangi ölçüler kullanılarak yapılacağı hususu gösterilmiştir. Yoksa, verilen bu sayıların dışında bir artma veya eksiltmeye gidilemeyeceğine dair bir ifadeye yer verilmemiştir. Sözkonusu ayette zikredilen “Allah’ın hududu/sınırları” ifadesi, orada verilen sayıların sabitliğini değil, onların (üçte bir, dörtte bir gibi) metodolojik olarak hesaplamalarda baz alınmalarının gerekliliğini ve paylaşım tablosu ne olursa olsun, bu ölçülerin değişmezliğini vurgulamaya yöneliktir.
Allah’ın hesabı iyi bilmediğini söyleyenlerin Allah’ı, peygamberi ve Kur’an’ı tanımadıkları, inanmadıkları ve bilmediklerinin göstergesidir. “Cennet adam istediği gibi cehennem de adam ister.”
Kur’an’ın miras paylaşımı konusunda ortaya koyduğu formülü, hiçbir eksi-artıya izin vermez bir vizyona sahip değildir. Bunu böyle düşünmek, “Allah’ın gücü her şeye yeter,öyleyse, iki kere ikiyi beş olacak şekilde bir hesaba bağlasın; erkeği kadın, kadını erkek yapsın..” gibi hezeyanlarla paralel fikir beyan etmek anlamına gelir.
Hiçbir beşerî güç, Allah’ın miras paylaşımı konusunda bir formül olarak ortaya koyduğu hesap- tablosundan daha âdil, daha sağlam, daha geçerli, daha merhametli bir tabloyu ortaya çıkartamaz.
Hiçbir artı-eksiye mahal bırakmadan, bütün miras paylaşımlarını tek-değişmez hesap tablosuyla gerçekleştirmek, imkân haricindedir. Hiçbir insan şimdiye kadar böyle bir formül bulamamış ve bundan sonra da bulamayacaktır.
Kur’an -deyim yerindeyse- temel yasalar, temel prensipler kitabıdır. Detayları, elçisine ve insanın aklına havale etmiştir. Namazın vakitlerini, kılınış şeklini Hz. Peygamber(a.s.m)’den öğreniyoruz. Büyük alimler, orada bulamadıklarını da içtihat yaparak meseleleri ortaya koymaya çalışmışlardır. Dünya ve ahiret hayatının bütün yönlerini ders veren Kur’an’ın her türlü detaya yer vermesi düşünülebilir mi? Milyonlarca eserde yazılan, tefsir, fıkıh, hadis, kelam, tasavvuf gibi disiplinlerin hepsinin kaynağı olan Kur’an’ın veciz ifadesi/çok az sözle çok geniş manaları ifade eden üslubu olmazsa, binlerce Kur’an’ın olması gerekirdi.
Miras konusu da bu prensibin dışında değildir. Onu da Kur’an’da temel prensipleriyle yer aldığını görmekteyiz.
Kur’an, miras hukukunu ortaya koyarken, ölüye yakınlık sırasına göre belli paylara sahip olanları tespit etmiş, bu payları tespit ederken, onları temel paylaşım hesapları çerçevesinde formüle etmiştir.
Pay ve paydaların her zaman birbirine denk olmayacağını en iyi bilen elbette Allah’tır. Bu sebepledir ki, Avliye ve reddiye meselelerinde olduğu gibi, pay ve paydaların eşit olmadığı yerlerde Kur’an’ın temel formülleri esas kabul edilir. Bu esastan çıkarılan hükme göre işlem yapılarak uygulanır. Bu durum, matematiksel olarak bir kesrin genişletilmesi veya sadeleştirilmesi işlemine denk düştüğü için, kesrin değeri, yani ayetteki ana formül değişmemiş olur.
Avl ve Raddiye meselesi-bilindiği üzere- bir faraiz meselesidir. Mirasın pay sahiplerine düzgün bir şekilde bölüşememesinden kaynaklanan hususlardır. Bu bir hata değil, ince bir matematik hesaptır. Bunlar, doğrudan Kur’an’da olmamakla beraber, yine de kitap-sünnet çerçevesinde yapılan hesaplarla ilgilidir ve varlığı Allah’ın kitabına da ters düşmez.
Sözgelimi, sizin üç elmanız olsa ve bunları dört kişiye bölmek zorunda kalsanız, “Allah neden bu üç elmayı her birimize/dördümüze de birer tane düşecek şekilde bir sistem kurmamıştır?” diyebilir misiniz?
Her şeyin varlığı kendi konumunda güzeldir. Matematik hesapların tekdüze bir sisteme oturtamaya çalışmak, kâinatın başka bir nizamda yeniden düzenlenmesini istemek gibi, hoş olmayan bir tavırdır.
Bununla beraber, Nisa suresinin 11-12. ayetlerinde mirasla ilgili payların değişik versiyonları verilmiştir. Bunlar konuyla ilgili hesaplamaların temel unsurlarıdır. Bu sabit olmayan -ve zaten olması matematik açısından mümkün olmayan- bu oranlarla ilgili hükümler verildikten sonra surenin 13. ayette “…İşte bütün bu hükümler, Allah’ın koyduğu hükümler ve çizdiği sınırlardır…” denilerek, verilen sayıların, hesaplamanın temel oranları olduğunu, bu oranlar baz alınarak hesapların yapılacağına işaret etmek üzere, anlaşılması gereken konu “hudud/sınır” ifadesiyle açıklanmıştır. Ayette geçen “hudud” sınır anlamındadır. Bu kelime Türkçe’ye aynı anlamıyla geçmiştir. Nitekim, “Falanca köyün hududu”, onun sınırları anlamında kullanılmaktadır. Bu kelime Tapu-kadastroda sıkça kullanılır. Birilerinin aklı bunu almıyorsa, İslam’ın bunda ne suçu vardır.
Biliyoruz ki, aklımız kâinata mühendis olarak yaratılmamıştır.
a- AVL MESELESi (Avliyye)
Miras meselelerinde mirasçılardan muayyen pay sahiplerinin payları toplamının meselenin ortak paydasını aşması haline avliyye denildiğini biliyoruz(1).
Ashabı kiramın ekseriyeti ve dört mezhep imamları ile zeydiyye mezhebi avliyyeyi kabul etmişlerdir. Zira muayyen payları nas ile tayin ve tespit edilmiş mirasçılar arasında ayırım yapmak mümkün değildir. Hz. Peygamber muayyen payları pay sahiplerine veriniz” buyurmuştur (2).
Hz. Ömer’in hîlafeti sırasında ilk defa farz sahiplerinin paylarının meselenin ortak faydasını aştığı bir miras hadisesiyle karşılaşılmıştır. Hz. Ömer ashab ile istişare etmiş ve Abbas b. Abdülmuttalib’in avl yolunu teklif etmesi üzerine bu usulü benimseyerek farz sahiplerinin payları toplamını meselenin mahreci kabul ederek meselenin halledilmesini uygun bulmuş ve Hz. Ömer hayatta olduğu sırada kendisine bu hususta bir itiraz vaki olmamıştır. Dolayısıyla avliyye konusunda icma vaki olmuştur(3).
Farz sahiplerinin payları toplamı meselenin ortak paydasını aşınca terekeyi meselenin mahrecine göre değil paylar toplamına göre taksim etmek gerektiğini biliyoruz.
Örn.
3 4 4 2 2 15avl,
Koca ¼ kız
2/ kız
3 ana 1/6 baba 1/6K 12
Bu bir avliyye meselesidir. Farz sahiplerinin payları toplamı meselenin ortak paydası olan 12 yi aşmış 15 olmuştur. Artık tereke 12 sehime ayrılmayacak, 15 sehime ayrılacaktır. Mesela terekenin 1/4 hissesini almak durumunda bulunan koca normal olarak 1/4 hisseye eşit olan 3/12 hisse alacakken artık 3/15 hisse almak durumunda kalmıştır. Tabi bu da 1/4 hisseden daha az olan bir orandır. Diğer pay sahipleri de paylarının büyüklüğü oranında daha az pay almışlardır (4).
b- RED MESELESi (Reddiyye)
Ölenin asabe sınıfından hiç mirasçısının bulunmaması, sadece muayyen pay sahibi mirasçılarının bulunması durumunda bazen farz sahipleri paylarını aldıktan sonra terekeden bir miktar daha artabilir. Bu durumda artan miktarın kimlere ve nereye verileceği hususunda ihtilaf edilmiştir.
Ebu Hanife ve Ahmed b. Hanbel’e göre tarz sahipleri paylarını aldıktan sonra artan miktarı alacak bir asabe bulunmuyorsa bu durumda terekeden artan gene farz sahiplerine payları oranında iade edilir.
Örn:
6 5 5 4 4 24
3×2 _____5x2______ 2×2 2×2 12×2
______________________________________________________________
koca kız kız ana baba 12
1/4 ______K_______ 1/6 1/6
Görüldüğü üzere daima pay sahibi olan koca ile ana babaya öncelik verilerek onlara hisseleri tam verilmiştir. Artan miktarda bazen asabe olabilen kızlara verilmiştir. Tabi bu durumda avl bahis konusu olmamış, fakat kızların hissesi avliyye meselesinden daha da aşağıya düşmüştür.
“Akrabalık yönünden yakınlıkları olanlar Allah’ın hükmüne göre mirasta birbirlerine daha yakındır” (Enfal, 8/75) buyurulmuş olması terekeden artana sahip olmada yakın akrabaların beytü’l malden daha haklı olduklarını açıklar.
Farz sahiplerinden artanın gene farz sahiplerine verilmesi fikrinde olan ashab arasında Hz. Ömer, İbn Mes’ud ve İbn Abbas’ın bulundukları zikredilir. Bunlara göre red sadece ölene kan bağıyla hısım olan farz sahiplerine yapılır. Karı ve kocanın redden istifade edemeyecekleri kanaatindedirler. Çünkü az önce sözünü etliğimiz yakın akrabaların mirasçılıkda daha haklı olduğunu ifade eden ayetten bu hükmü çıkarmışlardır(5). Karı ve kocanın birbirlerine mirasçılıkları nikah akdi sebebiyledir. Akit bozulunca birbirlerine mirasçılıkları söz konusu olamayacağına göre karı ve kocayı kan hısımı olan mirasçılarla bir tutmamak gerekir. Hasanül’l Basrî, İbn Şirin, Kadı Şüreyh, Âtâ, Mücahid, Sevrî, Ebu Hanife ve Ahmed b. Hanbel de bu içtihadı benimsemişlerdir(6).
Red örnekleri:
Örn.
1 3 1 5
___________________________________________
ana kız, oğul kızı 6/
1/6 1/2 1/6 /
Bu meselede ortak payda 6 olduğu halde farz sahiplerinin payları toplamı 5 olmuştur. Bu durumda artan bir hisse asabe olarak kimse bulunmadığı için gene pay sahiplerine payları oranında iade edilmelidir, İade işlemi için takip edilecek usul terekeyi altı paya değil 5 paya bölmektir. Diğer bir deyişle artık ortak payda dikkate alınmayacaktır. Paylar toplamı esas alınacaktır. Böylece meselemizde ana 1/6 hisse değil 1/5 hisse alacaktır ki bu, ananın normal hissesi olan 1/6 hisseden büyüktür. Ölenin kızı 3/6 hisse yerine 3/5 hisse, oğul kızı da 1/6 hisse yerine 1/5 hisse alacaktır ki bu onların normal paylarından büyüktür.
Örn.
2 2 – 1 5
_______________________________________________________
öz kız kar. Öz kız kar b. Kız kar a. Kar. 6
_______ 2/3________ S 1/6
1 1 1 3
________________________
ana a.kar a. kar 6
1/6 ___1/3____
_____________________________________
Bu örneklerde artan miktar alacak asabe bulunmadığından meselenin ortak paydası artık dikkate alınmamıştır. Paylar toplamı meselenin mahreci imiş gibi kabul edilmiş tereke paylar toplamına göre bölünmüştür.
Eğer red meselesinde karı veya koca bulunursa bunlar redden istifade edemezler. Mirasçılar arasında karı veya koca bulunan red meselesi iki kademede çözülür. Birinci kademede her bir mirasçının payı tespit edilir.
Örn.
3 4 12 19red
__________________________
karı ana kız 24
1/8 1/6 ½
Bu kademede her mirasçının meselenin mahrecine göre ne miktar pay alacağı belli olmuştur. Bundan sonra ikinci kademe işleme geçilir. Meselemize göre ifade edecek olursak karının alacağı 1/8 hisse mahfuz tutularak kalan 7 hisse ana ile kıza payları nisbetinde taksim edilir. Şöyle ki:
7 21
4 → 7 1×7 3×7 32
1×4 4 12 8×4
_______________________________
karı 1/8 ana kız 8
Bu ikinci kademede karının sekizde bir hissesi karıya tahsis edilmiştir. Meselede karının alacağı oran esas alındığından meselenin ortak paydası da 8 olarak kabul edilmiştir. Karının aldığı bir hisseden sonra kalan 7 hisse ana ve kızın bulunduğu tarafa intikal ettirilmiştir. Birinci kademede ananın hissesi 4, kızın hissesi 12 olarak tesbit edilmiş okluğundan ana ve kızın hisseleri aynen korunmuş fakat rakamlar gereksiz olarak büyütülmesin için kendi aralarında sadeleştirilmiştir. Böylece kızın hissesi 3 ananın hissesi 1 olmuştur. Ana ve kız tarafına aktarılan 7 hisse ana ve kıza kesirsiz olarak bölünemediği için her birinin hissesi 7 ile çarpılmıştır. l/8 hisseden artan 7 hisse bir ve üçle yani toplam olarak 4 ile çarpıldığı için karının hissesi olan sekizde bir hisse de 4 ile çarpılmış, böylece oranların değişmemesi sağlanmıştır. Tabi meselenin ortak paydası olan 8 de 4 ile çarpılmış ve mesele 32 ye yükselmiştir. Karının hissesi 4/32 yani 1/8 olarak kalırken ana ve kız redden istifadeyle normal paylarından daha çok pay almışlardır.
Diğer örnekler:
3 2 22 9red.
_____________________________________
karı ana a.kar . a.kar. 12
1/4 1/6 ____1/3____
→ 3
1 1 1 1 4
__________________________
karı ana a.kar. a.kar 4
1/4
Bu işlemde karıdan artan 3 hisse ana ile iki anabir kardeşe kesirsiz paylaştırılabildiğinden meselenin genişletilmesine gerek kalmamıştır.
Örn.
3 6 2 11 red
Koca Kız Oğul kızı 12
¼ ½ 1/6
4 →3 9 3 16
1×4 3×3 1×3 4×4
Koca Kız oğul kızı 4
¼
Bu meselede kocadan anan 3 hisse kızın 3 hissesi ile oğul kızının l hissesine kesirsiz bölünememiş, artan 3, her bir hisse ile çarpılmıştır. Tabi kocanın bir hissesi de artan 3 ün çarpıldığı toplam sayı olan 4 ile çarpılmış ve mesele 4 den 16 ya yükselmiştir.
Örn.
3 4 12 2 2 23rcd
Karı ana kız oğul kızı oğul kızı 24
1/8 1/6 1/2 ______1/6______
10→7 14 42 7 7 80
1×10 2×7 6×7 1×7 1×7 8×10
_________________________________________
karı ana kız oğul kız oğul kız 8
1/8
Dipnot:
(1) s.102.
(2) Buhari, Feraiz, 5,7.9,15; Müslim, Feraiz, 2,3; Tirmizi, Feraiz. 8; Darimi. Feraiz, 28.
(3) Cessas, II. 90-91; İbn Rüşd. II, 318; bilmen. V, 337; Kişki, s. 174.
Hz. Ömer’in vefatından sonra İbn Abbas avl yoluyla meselenin çözülmesinin hatalı olduğu fikrini savunmuştur. İbn Abbas’a göre avliyye meselesinde daima farz sahibi dana öncelik verilmeli, noksan kalan kısım her zaman pay sahibi olmayan bazen biğayrihi asabe olabilen kadınlara tahsis edilmelidir; Böylece avlden kaçınılmış, mesele denk olarak yani adile olarak çözülmüş olur. (İbn Rüşd II. 318; Bilmen, V, 337; Kişki, s. 175). İmamiyye mezhebi ile ehli sünnetten Zahiriyye mezhebi İbn Abbas’ın görüşü paralelinde hiç bir zaman asabe olmayan pay sahiplerine öncelik vererek avli kabul etmemelerdir. (Tusi, IX, 247; Küleyni, VII, 79; Ibn Hazm, IX, 262-267; Mağniyye, VI.216).
(4) Aynı mesele imamiyye ve zahiriyyeye göre şu şekilde çözümlenir.
(5) Hz. Osman’a göre redden karı ve koca da istifade ederler. Zira karı ve koca diğer farz sahipleri gibi farz sahipleridirler. Avliyyede hisseleri eksildiğine göre red meselesinde de hisseleri artmalıdır. Zira külfet nimet karşılığındır (Kişki, s. 181)
(6) İbn Rüşd, II, 322; Ibn Kudame.VII, 46-47; Kişki, s. 180-183 Sahabeden Zeyd b. Sabit’e göre farz, sahiplerinden artan tekrar farz sahiplerine iade edilmez. Artan miktar beytülmale intikal eder. Eğer farz sahiplerine iadede bulunulursa şeran kendilerine tayin edilmiş olan paylarından fazlası verilmiş olur. imam Malik, Evzai, Şafii ve Davud’üz Zahiri Zeyd b. Sabit’in içtihadını benimsemişlerdir. Hunlara göre farz sahipleri paylarını aldıktan sonra terekeden artan kısım hazineye intikal eder. Müteahhir maliki ve şafıi fukahası beytülmalin intizamı bozulduğu takdirde red sebebiyle artanın farz sahiplerine iade edilmesinin daha evla olduğu görüşünü benimsemişlerdir. (Şafii.IV, 76; İbn Kudame, VII ,47;Şirbini, II,7;Kişki, s.183). İmamiyye prensip olarak asabeyi kabul etmediklerinden pek çok meselede farz sahiplerine redde bulunurlar.
Mukayeseli İSLAM HUKUKU – Prof. Dr. Hamza AKTAN










Birkere bu kadar saçma bir hesap mantığıyla inkar etmek, ancak çok zekilerin işi olsa gerek!!
Bu şekilde ufak tefek kafa karıştırcı sorular ile inkara mantık yaratma çabası , ancak tarlada yetişen hıyarın onu eken insanı inkar etmesi gibi basit bir komplikeliğe sahip olanın kendisinden daha komplike bir varlığı inkar etmesinden başka birşey değildir. (tabi burdaki hıyar–>insan arasındaki oran ile , sonsuz güç sahibi olan ALLAH ile insan arasındaki duruma yaklaşamaz sadece bir mecazi yaklaşımdır)
Miras hukukunda söylenilen oranlar örnek oranlardır , oranları 0,68945432 yada 0,374895
gibi rakamlarla verilmesini mi bekliyorsunuz bu oranlar uygulamada sonsuz kombinasyon ile mutlaka tam sonuç vermeyecektir.Bunlar esas olarak alınacak ,islamın toplumsal yaşamı biçimlendirmede kullanılacak kurallarıdır.Bunlara en yaklaşık oranları bulmak insanın işidir.Siz oraya hangi rakamları koyarsanız koyun belirli kombinasyonlarda mutlaka tam sonuç çıkmayacak bir kombinasyon bulursunuz.
Ama inkar etmek için böyle basit kafa karıştırıcı sorulara yönelen o zeki insanlar dünyada ve kainatta ki oluşmuş bu muazzam düzenin yani herşeyin teasdüf olarak oluştuğunu söyleyerek çok zekice!! bir açıklama yaparken hiç bu kadar kendilerine şüpheci yaklaşmayı düşünmüyolar nedense :))
Hata falan yok ya bunu diyen kafirler insanların aklını bulandırmayı amaçlıyorlar başka bişe değil.
İspatı:
Mesela ölen kişinin eşi, 3 kızı, anası ve babası varsa eşi 1/8, kızlar 2/3, ana babanın her biri 1/6 alır Mesele 24’ten gelir ama payların toplamı 27 eder Şimdi bu aptallar diyor ki 24 birimlik malın 27 birimini yani olmayan bi şeyi nasıl dağıtıcaz tanrı burda hata yapmış eheh matematik bilmiyor.Be ahmak be cahil sana orda bu tanrının emridir bütün mallarınız 24 birimden hesaplayacaksınız yada 6 birimden diye bir şey demiyor.Mal 27 parçaya ayrılır ve herkes hakkı oranında payını alır
misal 27/24(!) olduğunu idda ettiğiniz örneğe bakalım diyelim ortada 54 tane altın olsun genişlet paydayı (paydayı her kişinin alacağı oranı belirlemek için yapıyoruz aynı paydadan kaç misli alır sorusunun cevabını bulmak için) ne eder :
kızların hakkı: 16/24
Ana+Babanın hakkı: 8/24
Eşin hakkı: 3/24
evet demek ki kızlar söz konusu maldan 16 misli alırken ana baba 8 misli eş de 3 misli alır ne etti 27malımız neydi?54 tane altın kaç misli hak var elimizde?27.Böl 54 altını 27 mislik hakka ne eder 2 demek ki kızlar bu 54 altından 32 altın ana baba 16 altın eş 6 altın alır ve ortada herhangi bir mal artığı veya eksiği veya hak yenme söz konusu olmaz
………Alemlerin rabbi olan ALLAHa hamd olsunŞüphesiz O herşeyi en iyi bilendir ve tüm eksik sıfatlardan noksandır……
Şu Video’da Net bir Şekilde Açıklanılmış,
http://www.youtube.com/watch?v=ibOlzhKx9yw
1a)“Bir adam ölür ve geride bir anne, bir baba, üç kız evlat ve bir de eş bırakır. Miras nasıl paylaşılacak?”
Öncelikle, Kur’an’da Miras Hukuku (ferâiz ilmi) ile ilgili olarak
üç âyet mevcut olup (en-Nisâ 4/11-12, 176), bu âyetler aynı zamanda İslâm miras hukukunun
temel ölçü ve esaslarını da belirlemektedir.[1]
1) Verilen Örnekte, Miras Çözümü Konusunda hisse oranları Ayetteki(en-Nisâ 4/11-12,176) Şartlara Uymamaktadır.Yani Verilen Örnekteki Çözüm En Baştan Hatalıdır.
2) Ayette (en-Nisâ 4/13) Verilen Oranlar Mutlak Değildir.Bir Sınır-Limit Olarak Verilmiştir.
Şimdi Bu Maddeleri Genişletelim,
1)Ayette şöyle buyruluyor:
“Allah size, çocuklarınız hakkında, erkeğe, kadının payının iki misli (miras vermenizi) emreder.
(Çocuklar) ikiden fazla kadın iseler, ölünün bıraktığının üçte ikisi onlarındır…” (Nisa 11)
1- Bu kısımda ikiden fazla kız çocukların varis olması halinde 2/3 hisse alacakları bildirilmiş, lakin böyle bir durumda ana ile babanın her birinin 1/6 hisse alacağı belirtilmemiştir.
2- Ana ile babanın her birinin 1/6 hisse alması ancak tek çocuk varis olması halinde söz konusu edilmiştir. Lakin böyle bir durumda da tek çocuğun 2/3 hisse alacağı ayette zikredilmemiştir.
- Yani çocukların 2/3 hisse alması, ana- babanın payının belirtilmediği başka bir miras payı durumunda,
- Ana babadan her birinin 1/6 hisse alması ise, tek çocuğun varis olduğu ve çocuğun payının belirtilmediği balka bir miras payı durumunda geçerlidir.
Zira ayetin orjinal lafzında:
وَلِأَبَوَيْهِ لِكُلِّ وَاحِدٍ مِنْهُمَا السُّدُسُ مِمَّا تَرَكَ إِنْ كَانَ لَهُ وَلَدٌ
mealen: “Ölenin çocuğu varsa, ana-babasından her birinin mirastan altıda bir hissesi vardır” buyrulmuştur.
Ayette Çocuk Sayısı veya Çoğul eki “lar,ler” kullanılmamıştır.
Bu tercümede “ölenin çocuğu varsa ifadesi; ölenin tek çocuğu varsa” demektir.
Zira ayetin arapça lafzında geçtiği gibi “veled” kelimesi tekil olup, çoğulu: “evlad” gelir.
Verilen Örnekte Bu Koşula Uyulmamıştır.
Yukarıdaki yazıyı yazan ateist ise, ikiden fazla kız çocuğun varis olması halinde 2/3 hisse almasının zikredilmesini alarak, tek çocuğun varis olduğu vakaya uygulamak istemiş ve yanlış hesabını – haşa – Kur’an a nisbet etmek istemiştir.
Ateistler’in iddiası;
“Üç kız evlata mirasın 2/3′ü” Doğrusu;ikiden Fazla kız çocuğu Varis olması halinde 2/3 hisse alacakları bildirilmiş lakin Böyle Bir Durumda Anne ile Babanın 1/6 hisse alacağı Ayette belirtilmemiştir.
“ana ve babanın her birine 1/6″ Doğrusu; Ayette anne ile babanın 1/6 Hisse Alacağı Ancak Tek Çocuğun Varis olması Halinde Söz Konusudur. Oysa Verilen Örnekte Birden Fazla(3) Kız Evladı Bulunmakta.
“karısına 1/8 kalacaktır.”
Sonuç olarak, Verilen Örneğin Kur’andaki Koşullara Uymadığı, Yani Kur’an ‘dan Kaynaklanan Bir Hata Olmadığı Çok Net.
Farkındalık…uyanık olma.tahammül, dayanma sınırlarımız….ALLAH cc. hıdayet etsın
KİM ALLAH’IN ANILMADIĞI BİR TOPLULUKTA ALLAH cc. ANARSA
ÖLÜLER İÇİNDE, DİRİ
KURUMUŞ AĞAÇLARIN ARASINDA ,YEMYEŞİL BİR FİDAN GİBİ
SAVAŞTA KORKUP KAÇANLARIN ARASINDA ,KILICINI ÇEKİP HÜCUM EDEN GİBİDİR….
Esselamü aleyküm.
Feraiz konusundaki yazışmalara ilgisiz kalmayan Müslüman kardeşlerime ve İslam’a saldırmakla şeytanın verdiği görevi yerine getirenlere olmak üzere iki çeşit mesajım var.
1. Mesajım; Müslüman Kardeşlerime:
Allah(c.c.) aşkına şöyle bir düşünün. Hz. Ömer (r.a.) ve Avliye’yi önerdiği söylenen Hz. Abbas (r.a.) bir insan olarak hata yapmış olamazlar mı? Onları yapabilecekleri hatalara karşı, Cebrail (a.s.)uyaracak mıydı? Bu kişiler, Allah (c.c.) katında çok iyi insanlar olabilirler ama bu çok iyi insan olmaları, her şeyi yanlışsız-dosdoğru bilir anlamı taşır mı?
Avliye olayı da reddiye olayı yanlıştır. Bunu Allah (c.c.) nasip ederse bir-iki aya kadar yayınlayacağım http://www.islamdamiras.com isimli sitede ayrıntılarıyla yayınlayacağım. Hem İslam’a göre, hem de Medeni Kanuna göre miras hesaplamasını yapan program ile. Medeni Kanuna göre fazla aldığı mirası, İslam’a göre hangi mirasçılara hangi oranlarda vermesi gerektiğini otomatik hesaplayan bir programda sitenin içinde bulunacak.
2. Mesajım; İslam düşmanlarına.
Bazı sitelerde yayınlamış olduğunuz Nisa suresinin 12. ayetinde kardeşlerin hisseleri açıklanmışken, niye Nisa suresinin 176. ayetinde bir kez daha kardeşlerin hisseleri açıklanıyor sorusunun cevabını vermek istiyorum.
Bir kişi öldüğünde mirasçı olarak iki kardeşi (AHMET ile MEHMET) bulunduğunu düşünün. Mirasbırakan 100 TL’lik miras bıraktığında, her bir kardeşe 50 TL verileceğini düşünürsünüz ama hukuk ile ilgilenen kişiler, bu kardeşlerin ikisi de ANNEöz-BABAöz KARDEŞ mi yoksa biri ANNEöz-BABAüvey KARDEŞ mi diye sorarlar. Çünkü 4721 sayılı Medeni Kanunu’nun 496 maddesine göre eğer bu kardeşlerden AHMET isimli ANNEöz-BABAöz KARDEŞ ise MEHMET’in ANNEöz-BABAüvey KARDEŞ olduğunda,
AHMET’e 75 TL, MEHMET’e de 25 TL verileceğini söylerler.
Gelelim ağızlarda sakız gibi dolaşan örneğinize.
Mirasçı olarak Karısı, Annesi, Babası ve 3 KIZI kaldığında
miras dağılımı aşağıdaki gibi olur.
Nasıl ki Medeni Kanun’da miras ile ilgili 495. maddesinden başlayıp, 501. maddeye kadar devam eden miras ile ilgili 7 kanun maddesi varsa miras meseleleri bir kanun maddesine sığmıyorsa
aynı şekilde Kur’an-ı Kerim’de de miras ile bütün her şey bir ayette yazılı değildir. Nisa suresinin 11. ayetinde Anne, baba ve Çocukların hisseleri yazılıdır.
Nisa suresinin 12. ayetinde Kocanın, Karının ve Aynı Anneden Doğan Kardeşlerin (ANNEöz-BABAöz KARDEŞLER ile ANNEöz-BABAüvey KARDEŞLERİN) hisseleri yazılıdır.
Nisa suresinin 176. ayetinde ise Aynı Babadan Olan Kardeşlerin (ANNEöz-BABAöz KARDEŞLER ile ANNEüvey-BABAöz KARDEŞLERİN hisseleri yazılıdır.
Miras Dağıtımında Öncelik Sırası Vardır. (Medeni Kanununun 495. maddesinde çocuklara öncelik verdiği gibi)
Karı ile Koca mirasbırakan kişiye kan bağı ile bağlı olmadığından, sözleşme ile akraba olduğundan dolayı önce KARI – KOCA’nın hisseleri verilir. Örneğimizde KARISI bulunduğundan dolayı, sekizde biri KARISINA verilir.
Kalan tutar olan sekizde yedi, bir bütün olarak düşünülür ve Nisa suresinin 11. ayetinde hisseleri belirtilen Annesine kalanın sekizde yedinin ALTIDA BİRİ olan Kırksekizde Yedisi verilir. Aynı şekilde BABASINA kırksekizde yedisi verilir.
3 kızkardeşe de sekizde yedinin ÜÇTE İKİSİ olan Onikide yedisi verilir. Bu da üç kızkardeşe eşit olarak dağıtıldığında her bir kızkardeş Otuzaltıda Yedi oranında hisse alırlar.
Bunları ortak paydaya aldığımızda
KARISI 18/144 = Mirasın sekizde biri
ANNESİ 21/144 = Karının hissesinden sonra kalanın 1/6
BABASI 21/144 = Karının hissesinden sonra kalanın 1/6
1. KIZ 28/144 = Karının hissesinden sonra
2. KIZ 28/144 = kalanın 2/3 sini 3 kızkardeş aralarında
3. KIZ 28/144 = eşit şekilde paylaşırlar.
Miras olayı peygamber efendimiz döneminden sonra problem haline gelmiştir. Çünkü değişik miras durumlarına karşılık gelen hadis bulunamamıştır. Sonraki zamanlarda dönemin ortak aklı bu işi kuranın serbest bıraktığı bir alanda çözmüştür. Ben zaten AVL yöntemine karşı değilim. Ama matematiksel hata çıkaranlar için diyorum ki, olaya gerçekten matematiksel olarak bakmak lazım. Matematik sadece 4 işlem demek değildir. Örnermeler mantığı da matematiğin alanıdır. O zaman matematik hatası değil matematik mucizesi çıkıyor.
Birdefa Miras Ayetleri kısmi müteşabihlerdir ki ilmin ışığında yorumlamak icap eder. Zamanında geliştirilen AVL sadece bir yorumdur. Zaten miras ayetleri kısmi Müteşabih olmasa o devirde çıkmaza girilmezdi. Yada bu kadar çok yorum yapılamazdı.
Mealler içerisinde arapçada VE yada VEYA gibi kelimeleri dikkate almaya çalışan tek meal olarak İmam İskender Ali Mihr in mealini gördüm..verdiğim linkte (http://www.kuranmeali.org/4/nisa_suresi/11.ayet/kurani_kerim_mealleri.aspx) Arapça kelimeleri de hece hece inceleyin ama mutlaka.
Nisa-11: “Allah size, ÇOCUKLARINIZIN (mirası) hakkında şöyle tavsiye ediyor. Erkeğe, kadının payının iki katı, FAKAT, EĞER kadınlar ikiden fazla İSE, o zaman terekenin (mirasın) üçte ikisi onlarındır VE EĞER o (kadın) bir tek ise, o zaman yarısı onundur. EĞER ölenin çocuğu varsa, onun anne ve babasının herbiri için, bıraktığı mirasın altıda biri pay vardır. FAKAT onun çocuğu yoksa ve yalnız ana-baba mirasçı oluyor İSE, o taktirde, üçte biri annesinindir (geriye kalan babanındır). FAKAT EĞER, ölenin kardeşi de var İSE, o zaman, altıda biri annesinindir. Bunlar, borcu ödenip ve de vasiyeti yerine getirildikten sonradır. Babalarınızdan ve oğullarınızdan hangisinin fayda bakımından size daha yakın olduğunu bilemezsiniz. (Belirlenen bu paylar) Allah’tan bir farzdır. Muhakkak ki Allah, Alîm’dir, Hakîm’dir.”
O zaman Nisa-11 in detaylı içeriği aşağıdadır.
1- EĞER Varisler sadece Çocuklar İSE
2-……EĞER ErkekÇocukSayısı>0 VE KızÇocukSayısı>0 İSE
3-…………2-Kız = 1-Erkek Paylaşımı Yapılır
4-……YOK_EĞER KızÇocukSayısı>2 İSE
5-…………KızÇocuk = 2/3 T
6-…………Diğerleri (En yakın uzak akraba) = 1/3 T //yoksa redten yine kızın
7-……VE EĞER Tek varis KızÇocuk İSE
8-…………KızÇocuk = 1/2 T
9-…………Diğerleri (En yakın uzak akraba) = 1/2 T //yoksa redten yine kızın
10-EĞER {Anne,Baba,Çocuklar} є Varisler İSE
11-………..Anne = Baba = 1/6 T
12-………..Diğerleri (Çocuklar,..) = 4/6 T
13-YOK_EĞER Varisler = {Anne,Baba} İSE
14-………..Anne = 1/3 T
15-………..Diğerleri (Baba) = 2/3 T
//Baba varken kardeş olup olmadığına bakmaya gerek yok.. baba varsa kardeşe miras düşmediğini buradan çıkarabiliriz
16-YOK_EĞER {Anne, Kardeşler} є Varisler İSE
17-………..Anne = 1/6 T
18-………..Diğerleri (Kardeşler,..) = 5/6 T
//Baba ve çocuk yokken kardeşlere miras düştüğünü buradan çıkarabiliriz
Tek fazladan eklediğim yani metinde direk geçmeyen fakat akıl yürütme yada çıkarsama ile elde edilebilecek cümle “1- EĞER Varisler sadece Çocuklar İSE” cümlesidir. Bunun için 2 ispat veriyorum:
1-Nisa-176 ayetini benzer şekilde analiz edelim..Önce ayeti sonra Kuralları çıkaralım.
Nisa-176: “Senden fetva istiyorlar. De ki: Allah, KELALE hakkında şöyle fetva veriyor. EĞER kişinin ölümünde, onun çocuğu yoksa ve kızkardeşi var İSE, o taktirde bıraktığının yarısı onundur. VE EĞER onun (ölen kızkardeşin) oğlu yok İSE, o (erkek kardeş), ona (kız kardeşe) varis olur. FAKAT, EĞER iki kızkardeşi var İSE, o taktirde bıraktığının üçte ikisi onlarındır. VE EĞER kadın ve erkek birçok kardeşler İSE, o zaman “iki kızkardeş payı” kadarı erkeğindir. Allah, şaşırırsınız diye size beyan ediyor (açıklıyor). Allah herşeyi en iyi bilendir.”
Nisa-176 Atası ve çocukları olmayıp (sahipsiz kalan) geride sadece kardeşler bırakılan durumu aydınlatmaktadır.
1- EĞER Ölen Kelale VE Varisler sadece Kardeşler İSE
2-……EĞER Tek varis KızKardeş İSE
3-…………KızKardeş = 1/2 T
4-…………Diğerleri (En yakın uzak akraba) = 1/2 T
5-……VE EĞER Tek varis ErkekKardeş İSE
6-…………ErkekKardeş = 1/1 T
7-…………Diğerleri (En yakın uzak akraba) = 0
8-……YOK_EĞER KızKardeşSayısı=2 İSE
9-…………Tüm KızKardeşler = 2/3 T
10-………..Diğerleri (En yakın uzak akrabalar) = 1/3 T
11-……VE EĞER ErkekKardeşSayısı>0 VE KızKardeşSayısı>0 İSE
12-………..2-Kız = 1-Erkek Paylaşımı yapılır
Kimsesiz kalan çocuklar atalarına referansla çocuklar kendi aralarında kardeşler diye anılabilir. Her iki ayette(Nisa-11 ve 176) de aynı grup için aynı paylaşım oranları verilmiştir. O zaman Nisa-11 de çocuklar (yada kardeşler) Nisa-176 daki başlangıç şartlarını sağlamalıdır ki aynı grup için aynı paylaşım oranları verilmiş olsun.
2- Diğer ispat ise daha somut olarak, ayetler de çocuklar (nisa-11 için) yada kardeşler(nisa-176 için) den başkalarıda olsaydı mirasın bütünü paylaşılmaz diğerleri nede pay ayrılırdı. Kaldı ki örneğin Nisa-11 de çocuklar arası taksimatın hepsi bir cümle için de yapılmıştır..Yani orada her EĞER şartı için aynı özelliklerdeki gruptan bahsedilir.
Miras ayetleri, EĞER..İSE, VE, VEYA, YOK EĞER gibi yapılardan oluşmuştur bu bugün kullandığımız mantıksal programlama tekniklerindeki cümlelerdir. Tek bir cümle bile mantık kuralları dışına çıkmamıştır. Matematik hatası var diyenlerin, kurandaki matematik ilmine ulaşamadıkları aşikardır. Kural çok basit. Varisler kümesi yukardaki kurallarla eşleştirilir. Eşleşme çıkarsa o farzdır. Çıkmazsa devre göre çözüm (AVL gibi) üretilebilir.
Aslında burada keşfedilen çok mucizevi gerçekler var..Fakat daha derinlemesine inmek istemiyorum. Buna rağmen yukarıda yazdıklarımın hepsi benim kişisel çıkarımlarımdır. Benim için falanca alimin yada kişinin görüşünde ötede Kuranın ne dediği bağlayıcıdır. Kurandan herkes ilmine göre bir nasibi olur.
KURAN’DA MATEMATİK HATASI VAR DİYEN KAFİRLERE, ASLINDA BUNUN
HATA DEĞİL BİR MUCİZE OLDUĞUNUN İSPATI
Bazı dinsizler saf insanların bilgisizliklerinden yaralanarak onları kandırıp Kuranı-Kerimde matematik hatası olduğunu
söylüyor, internet ve diger yayın organlarında türlü-türlü matematik oyunlarıyla guya bunu isbat etmeye çalışıyorlar.Bunların
en fazla ileri gidenlerinden http://www.turandursun.com isimli sitede 29 nisan 2010 tarihli yazıya reddiye olarak ve müslümanların
imanlarında şüpheye düşmemeleri için burada onların söylediklerinin yalan olduğunu,bunun aslında Kurani-Kerimin bir matema-
tik mucizesi olduğunu teker teker ispat edeceğem. Hatta matematikçilerin Kurani-Kerimin bu ayetinden yola çıkarak matemati-
ğin olasılık bölümünde önemli bir kuralı bulabileceklerini ümit ediyorum. Sabırla ve dikkatle okuyacağınızı ümit ederek baş-
lıyorum.
KOnuya girmeden önce bu konunun daha iyi anlaşılması için örneklerle bir kaç şey söylemeliyim.Allahu teala ken-
disi sınırsız bir kudret, sınırsız bir ilim ve sınırsız bir güzel yaratma sıfatlarına sahib olduğu halde, bu dünya bir
imtihan yeri olduğu için bu dünyadakı mahlukları da, bu dünyaya ait işlerin hepsini de sınırlı yaratmıştır.Çünki eğer bu
dünya imtihan yeri olduğu halde bu dünyada da sınırsız ilmini,kudretini ve güzel yaratmasını gösterse idi, imtihan iptal ol-
muş olurdu.Yani, ya her kes görür imana gelirdi, yada sınırlı maddelerden oluşan mahlukat bu sınırsızlığın karşısında hay-
retden dayanamazdı. Nasıl ki,mesela bir üniversite sınavında sorulan sorular öğrencilerin gördükleri derslerden sorulur.
Eğer çok basit sorular sorulsa, o zaman her kes sınavı geçer, kimsenin hangi istidada sahib olduğunu bilemezsin.Ya da so-
rular öğrencilerin hiç birinin bilemeyeceği sorular olsa kimse sınavı geçemez.Aynı bunun gibi Allahu Teala bu dünyanı sınır-
lı yaratdığı için bu dünyanın işlerini de sınırlı yaratmış, fakat her iş için muhtelif yollar içinde bulunan en güzel bir
yol bırakmıştır.Yani, nasıl ki, bir noktadan diger bir noktaya gitmek için farklı yollar vardır ,ama en kısa olanı en düz
hat boyunca olanıdır.Aynı şekilde her iş için farklı yollar bulunmakla beraber, bu yollardan birisi en doğru olanı ve en
güzel olanıdır. Şimdi sen bana desen ki, bu noktadan başka bir noktaya gel bir düz hat boyunca gidelim,çünki en kısası bu-
dur.Ben de senin hakkında desem ki, yahu bu adam matematik hatası yapıyor,burdan oraya düz hat boyunca gitsek beş saat vak-
timizi alacak desem, her kes bana gülmez mi? Ve her kes bana demezmi ki, ey yalançı eğer bildiğin daha kısa olan bir yol
varsa göster, yoksa ebleh-ebleh konuşup insanların kafasını karıştırmaya çalışma.
Bu kabilden, Allahu Teala her konuda olduğu gibi, miras konusunda da bütün mümkün hallerin en doğru olanını,en kısa olanını,
en içinden çıkılabilecek olanını emretmiştir.Şimdi bu yalancı eblehler ise bu konunun saf insanların bakarak kolayca anlaya-
mayacağı ve hesap yapamayacağı bir konu olduğundan istifade ederek ,kurnazlık yapmakta, güya burda matematik hatası var diye
insanları kandırmaya çalışmaktadırlar.Halbuki,miras konusunda bu yalancıların dediği gibi payı paydaya eşitlemeye çalışsan
bu defa mirasçılara ekseriyyet itibarile ,önceki halden daha çok haksızlık yapmış olursun.
İkinci olarak şunu söylmeliyim ki, Kurani-Kerim asla hata yapmaz, hatayı insanlar yapar.Hatta sahabeler ve onlardan sonra
gelen Büyük İslam Alimleri de hata yapabilir.Onların hatası kendilerine ait olarak kalır.Kurani-Kerime ait olmaz.Bu konuda
Peygamberimizin şöyle dediği rivayet edilir:”-”Hâkim içtihad eder ve isabet ederse kendisine iki sevap verilir. Eğer içtihad
eder ve hata edese ona bir sevap vardır.” [Buhârî, İ’tisâm 21; Tirmizî, Ahkâm 2). İmam Şafiinin de şöyle söylediği rivayet
edilir:”Hadis sahih olunca, benim mezhebim odur. Böyle bir durumda, hadisle çatışan bana ait sözü duvara çarpın” (ez-Zü-
haylî,a.g.e., 1, 37; Muhammed Ebû Zehra, Kitabü’ş-Şafiî,149 vd.).
Şimdi konuya geçelim.Önce Nisa suresindeki ilgili ayetlere bakalım:
Nisa/11
Allah, size, çocuklarınız(ın alacağı miras) hakkında, erkeğe iki dişinin payı kadarını emreder. (Çocuklar) ikiden fazla
kız iseler, (ölenin geriye) bıraktığının üçte ikisi onlarındır. Eğer kız bir ise (mirasın) yarısı onundur. Ölenin çocuğu
varsa, geriye bıraktığı maldan, ana babasından her birinin altıda bir hissesi vardır. Eğer çocuğu yok da (yalnız) ana ba-
bası ona varis oluyorsa, anasına üçte bir düşer. Eğer kardeşleri varsa, anasının hissesi altıda birdir. (Bu paylaştırma,
ölenin) yapacağı vasiyetten ya da borcundan sonradır. Babalarınız ve oğullarınızdan, hangisinin size daha faydalı olduğu-
nu bilemezsiniz. Bunlar, Allah tarafından farz kılınmıştır. Şüphesiz Allah, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.
Nisa/12
Eğer çocukları yoksa, karılarınızın geriye bıraktıklarının yarısı sizindir. Eğer çocukları varsa, bıraktıklarının dörtte
biri sizindir. (Bu paylaştırma, ölen karılarınızın) yaptıkları vasiyetlerin yerine getirilmesi, yahut borçlarının ödenme-
sinden sonradır. Eğer sizin çocuğunuz yoksa, bıraktığınızın dörtte biri onlarındır. Eğer çocuğunuz varsa, bıraktığınızın
sekizde biri onlarındır. (Yine bu paylaştırma) yaptığınız vasiyetin yerine getirilmesinden, yahut borçlarınızın ödenmesin-
den sonradır. Eğer kendisine varis olunan bir erkek veya bir kadının evladı ve babası olmaz ve bir erkek veya bir kız kar-
deşi bulunursa, ona altıda bir düşer. Eğer (kardeşler) birden fazla olurlarsa, üçte birde ortaktırlar. (Bu paylaştırma va-
rislere) zarar vermeksizin yapılan vasiyetin yerine getirilmesinden, yahut borcun ödenmesinden sonra yapılır. (Bütün bun-
lar) Allah’ın emridir. Allah, hakkıyla bilendir, halîmdir (hemen cezalandırmaz, mühlet verir.)
Şimdi ise yalancı guruhun yazılarını onların yazdığı maddeler halinde önemlilik sırasına göre birer-birer aynen burada
yazacağım, sonra da bir yanıltmacadan ibaret olduğunu isbat edeceğim.
1) Yazılarının 6-cı maddesi şöyledir;
6. Kuran’daki Matematik Hatası: Malın Az Gelmesi -
Pay’ın Payda’dan Büyük Çıkması
Fakat bazı durumlar da var ki, ayetlerdeki oranları dağıtmaya çalıştığımızda, mal yetmiyor, pay paydadan büyük çıkıyor.
Ayetlerin hazırlanmasında belli ki bu durumlar düşünülememiş ve böylece çok bariz bir hata yapılmış. Meselâ birisi bize
“Şu pastanın yarısını Fatma’ya, yarısını Ayşe’ye, üçte birini de Hatice’ye ver” dese, muhtemelen bu kişinin ya şaka yaptı-
ğını sanarız, ya da zekâsından şüpheleniriz.
İşte ayetleri uygulamaya çalıştığımızda tam olarak bu absürt sonucun çıktığı birden çok durum (varis tablosu) var. Bu du-
rumlar, fıkıh kitaplarının “feraiz” (miras hukuku) bölümünde işlenmekte. Burada sadece iki tanesini örnek olarak ele almak-
la yetinebiliriz.
Örnek 1: Kardeşleri olmayan bir adam (borç ve vasiyet bırakmadan) ölür. Geriye üç kız çocuğu, annesi, babası ve karısı kalır.
Bu durum için geçerli olan cümleleri okuyalım:
•Nisa/11′den: “(Çocuklar) ikiden fazla kız iseler, (ölenin geriye) bıraktığının üçte ikisi onlarındır.”
•Nisa/11′den: “Ölenin çocuğu varsa, geriye bıraktığı maldan, ana babasından her birinin altıda bir hissesi vardır.”
•Nisa/12′den: (Karı için) “Eğer çocuğunuz varsa, bıraktığınızın sekizde biri onlarındır.”
üç kız çocuğuna (toplam): 2/3 = 16/24
anneye: 1/6 = 4/24
babaya: 1/6 = 4/24
karısına: 1/8 = 3/24
toplam: 27/24 !
Böyle bir paylaşımı yapmak ise matematiksel olarak imkânsız. Çünkü pay, payda’dan büyük çıkıyor. Yani mal yetmiyor.
CEVAP
Öncelikle şunu söyleyeyim ki, bu yalancı guruhun Fatma,Ayşe ve Hatice diye verdiği örnek tamamen bir yanıltmacadan iba-
retdir, mirastaki durumla asla kiyaslanamaz.Çünki mirastaki durum tamamen olasılık meselesidir,yani miras alacak kişiler
miras bırakan kişiye göre sürekli değişmektedir.Kimisinin babası bulunmaz,annesi bulunur kimisinin babası bulunur üç kız
çocuğu bulunmaz ve saire.Yani, bu örneğe uyduracak olsak demeliyiz ki,Fatma,Ayşe ve Hatiçe üçü birden senede çok tesadüf
biraraya gelirler.Ya Fatma bulunmaz, Ya Ayşe gelmez, bazen de Haticeyle Ayşe ikisi birden bulunmaz.
Mirastaki durumla kıyaslanacak şekli ise şöyledir:
Fatma,Ayşe,Hatice ve Songül(mirasla ilgili örnekte 4 seçenek olduğu için burda da kolay anlaşılması için dört kişi seçtim)
her gün pasta yemeye namzed bulunurlar.Fakat bu dört kişinin aynı anda biraraya gelmeleri sedece senede iki defa olur.Sene-
nin diğer günlerinde bunlardan ya sadece ikisi,ya da üçü bir araya gelip pasta yemektedirler.Durum böyleyken birisi bize
dese ki,bu pastayı bu dört kişinin arasında her gün değişmez belli oranlarda böl, ama öyle böl ki, payların toplamı genel-
de paydaya ya beraber olsun, ya da paydaya yaklaşsın.Yani pastanın tamamına yakını bitsin.Durum böyleyken bizim düşünece-
ğimiz ilk şey şu olacak:
Bu dört kişinin dördü senede iki defa hep beraber biraraya gelir.Geriye kalan 363 günde bunlardan ikisi,ya da üçü birara-
ya gelirler.Eger biz her gün bunların dördünü de nazara alıp pastanın biteceği(yani payların toplamının paydaya eşit olaca-
ğı) şekilde oranlara ayırsak bu durumda senenin sadece 2 gününde pastanın tamamı bitecektir.Senenin geriye kalan 363 günün-
de ise payların toplamı hep paydadan daha küçük bulunacaktır.Çünki gelmeyen bir ve ya iki kişinin payı fazla kalacaktır.Ya-
ni pastanın bir kısmı senenin 363 günü boyunca fazla kalacaktır.Mesela;
Fatmaya: 5/8 =15/24
Ayşeye: 1/8 = 3/24
Haticeye: 1/8 = 3/24
Songüle: 1/8 = 3/24 verdik (daha iyi anlaşılması için rakamları miras konusuna uygun aldım)
Toplam: 24/24 Yani, pay paydaya eblehlerin istediği gibi eşit çıktı.
Şimdi Bakıyoruz: Senede iki defa , yani dört kişinin beraber bulunduğu zaman pay paydaya eşit olur.Yani pasta biter.Diger
363 günde ise aşağıdakı örneklerdeki durum olur; mesela;
Fatma gelmezse pastanın 15/24-ü fazla kalır
Ayşe gelmezse pastanın 3/24-ü fazla kalır
Haticeyle songül ikisi gelmezse pastanın 6/24-ü fazla kalır.
Bu durumda bizim matematiksel açıdan düşüneceğimiz en doğru şey şu olur:Nasıl olsa bu dört kişi senede iki defa
hep beraber bir araya gelir.O yüzden bu 2 günde bu dört kişi pastayı kendi aralarında oranları nisbetinde bölebi-
lirler.Biz 363 gün boyu pastayı zayi etmeyelim.Çünki, bu dört kişiden üçünün ve ya ikisinin birarada bulunması senenin 363
gününe denk gelir.Bu oranları öyle seçelim ki, senenin 363 gününde bu dört kişiden üçü, alması mümkün olan en büyük
payı alsın.Ama bu dört kişiden herhangi üç kişinin paylarının toplamı paydayı geçmesin,yoksa yine önceki durum başka bir
şekilde ortaya çıkar.
Ve bu oranları arıyoruz.Karşımıza Kurani-Kerimin miras konusunda verdiği oranlar çıkıyor:
Fatmaya(üç kız kardeşe): 2/3 = 16/24
Ayşeye (anasına): 1/6 = 4/24
Haticeye (babasına): 1/6 = 4/24
Songüle (karısına): 1/8 = 3/24
Toplam: 27/24 yapar ama, senede iki defa
Aynen bunun gibi miras konusunda da mirasta hak sahibi olan kişilerden yukarıdakı örnekte verilen kişilerin, yani üç
kız çocuğunun(ve ya üçten fazla), annenin, babanın ve karısının aynı anda mirasçı olması gibi haller tesadüf denebilecek
kadar az vuku bulur.Ama bu dört kişiden herhangi üçünün veya ikisinin aynı anda mirasçı olması genellikle vuku bulan haller-
dir. Çünki, ölen bir kişinin genelde ya ana,babasından biri bulunmaz ve ya üç(veya üçten fazla) kız çocuğu olmaz veya karısı
olmaz.O yüzden de eğer bu kişilerin dördünün bir anda mirasçı olduğunu esas alaraq konuya baksak, kendimizi ve insanları
kandırmış oluruz.Örneklerle izah ediyim.
Üç kız kardeşe: 2/3 = 16/24
Anneye: 1/6 = 4/24
Babaya: 1/6 = 4/24
Karısına: 1/8 = 3/24
Toplam: 27/24
Kurani-Kerimdeki oranlar yukarıdakı gibidir.Şimdi bakıyoruz:Mesela,diyelim ki,her bin tane miras meselesinden birisinde bu
dört seçenekteki akrabaların hepsi bulunur ki, bu ekseriyyet itibariyle böyledir.Zaten Peygamberimizin ve hz.Ebu Bekrin dö-
neminde olmaması, ilk defa hz.Ömerin döneminde böyle bir durumla karşılaşılması da bunun delilidir.Geriye kalan 999 miras
meselesinde ise bu dört seçenekteki akrabalardan üçü ve ya ikisi bulunur diye düşünelim.Durum böyleyken payın paydaya eşit
olması için bu oranları şu şekilde değiştirmemiz lazım:
Üç kız kardeşe: 5/8 = 15/24
Anneye: 1/8 = 3/24
Babaya: 1/8 = 3/24
Karısına: 1/8 = 3/24
Toplam: 24/24 Pay paydaya eşitlendi ama her 1000 tanede 1 defa olur(1000 tanede bir taneyi konuyu anlatabilmek için
yaklaşık olarak yazdım.Kimse kesin rakam diye almasın)
Ama bu durumda bu dört seçenekteki akrabalardan üçünün payı azalmış oldu ve bu azalma her 999 miras meselesi için geçerli
olmuş oldu.Yani önceki halde 1000 miras meselesinden 999-da; örnek olarak;
üç kız kardeş 16/24 alacaktı şimdiki halde ise 15/ 24 almak zorunda kaldı.
anne 4/24 alacaktı şimdiki halde ise 3/24 almak zorunda kaldı
baba 4/24 alacaktı şimdiki halde ise 3/24 almak zorunda kaldı
karısı değişmez
Yani üç seçenekteki akrabalar her 1000 miras meselesinin 999-da daha az pay almak zorunda kaldı.Bu neyin hatırı için böyle
oldu.Sadece yalançı eblehlerin istediği payın paydaya eşit olması için mi?
Halbuki, Allahu-Teala hazretlerinin bu konuda emrettiği oranlar bu konu için altın oran denilecek oranlardır.Çünki, eğer
bu oranları bir tane artırsan daha da fazla karışıklık çıkar(diğer üç mirasçının payları da paydadan büyük olmaya başlar).
Yok, eğer bir tane azaltsan bu defa da miras meselelerinin ekseriyyetinde mirasçılar daha az payda almak zorunda kalırlar.
Şimdi bu yalancı eblehler matematik hatası diyorlar.Eğer bir şeye yanlış diyorsan, onun doğru olanı neyse,önce onu göste-
rip, sonra yanlıştır demen gerekiyor.Eğer gösteremiyorsan demek ki, doğrusunu gösterene kadar yalancısın.Miras konusunda
da, bu yalancılardan hepsini biraraya toplasan ve desen ki, madem yanlıştır, siz öyle oranları gösterin ki, bütün hallerde
pay paydaya eşit olsun.Gösteremezler.Çünki,bu işin en doğru yolu Kurani-Kerimdeki oranlardır.Başka oranlar vermeye kalksan,
ya mirasçılara haksızlık etmiş olursun, yada iş daha da karışır.Bu konuya dair yazılarındakı ikinci örnekte de aynı bu yön-
temle bakılsa yine aynı kandırmacanın olduğu görülür.
Demek ki, Allahu Teala her konuda olduğu gibi, bu konuda da bütün mümkün hallerden en doğru olanı hangisi ise onun ile
hükmetmiştir.Diger bütün mümkün hallerin sonucu daha yanlış rakamlar vermektedir.
Bu konunun daha iyi anlaşılabilmesi için daha basit bir örnekle bir daha anlatmak istiyorum.Miras konusunda oranlar miras-
çıların önemlilik derecesine göre verilmiş,mesela çocuklar daha önemli olduğu için onların payı diğerlerinden daha çok.Bu
örnekte ise insanların daha iyi anlaya bilmesi için oranları eşit olarak yazacağım.
Mesela: Bir matematik hocasının dört tane devamlı öğrencisi(POLAT,SUAT,FIRAT,NİHAT) vardır.Bu öğrencilerin her birisi hafta-
nın farklı günlerinde hocanın yanına ders almak için gelmektedirler.Yani,mesela;
Polat-pazartesi,salı ve perşembe;
Suat-salı, çarşamba ve cuma ;
Fırat-pazartesi,perşembe ve cuma;
Nihat-salı,perşembe ve cuma;
derse gelmektedir.Gördüğümüz gibi bu 4 kişiden 3-ü haftada 3 defa, 2-si de haftada 1 defa biraraya gelmektedirler.
Fakat bu 4 kişi birden senede sadece 2 defa, yani sınavlarda biraraya gelmektedir.Hayırsever birisi, hocaya şöyle der;
-Sana her gün 30 lira para vereceğim.Sen bu dört öğrencinin her birine değişmez bir rakamla öyle bir pay yaz ki, bu
para o oranlarla ayrılıb öğrencilere verildikten sonra paranın tümü ya bitsin, ya da az bir şey kalırsa onu da diğer muh-
taclara verirsin.Ama öyle yap ki, genel olarak öğrencilere verdiğin paraların toplamı,bu 30 liraya mümkün olan en yakın
rakam olsun.Yani, ya kalan olmasın, ya da kalan mümkün olan en küçük rakam olsun.Hoca önce 30 lirayı bu dört öğrenciye
eşit olarak bölmek ister.Yani, her birine 1/4 vermek ister ve bakar ki, bu durumda payların toplamı paydaya eşit olur.
Önce böyle doğru olduğunu zanneder.Fakat sonra bakar ki, bu 4 kişi senede sadece 2 defa biraraya gelir, yani bu 30 lira
senede sadece iki defa kalan olmadan öğrencilere dağıtılabilecek.Geriye kalan 363 günde ise bu öğrencilerden ya üçü, ya da
ikisi biraraya gelmektedir.Bu durumdayken 30 liradan kalan para 2 gün hariç, sene boyu bu öğrencilerden birinin ve ya iki-
sinin paydalarına eşit olacak.Fakat hayırsever kişi 30 lirayı öyle oranlarla bölmesini istemişti ki, kalan para mümkün
olan en az rakama insin.Bu yüzden matematik hocası düşünür ve sonunda şu karara varır, der ki;
–BU İŞ BİR OLASILIK KONUSU GİBİDİR,YANİ,ÖĞRENCİLERİN SAYISI SENENİN 363 GÜNÜ SÜREKLİ 3 VE YA 2 OLARAK DEĞİŞMEKTEDİR. 4-Ü-
NÜN BİRARADA OLMASI İSE SENEDE SADECE 2 DEFA OLUYOR.O YÜZDEN BİZ EKSERİYYETE BAKIB HÜKÜM VERECEĞİZ.NASIL OLSA SENEDE İKİ
DEFA BU PARAYI ORANLAR DEĞİŞMEDEN HER ÖĞRENCİNİN PAYINI BİRAZ AZALTARAK HALLEDEBİLİRİZ.BİZ 363 GÜNÜ DÜŞÜNELİM.BEN BU ÖĞREN-
CİLERİN HER BİRİNE 30 LİRANIN 1/3-Ü DİYE DEĞİŞMEZ PAY YAZARSAM EN DOĞRUSU BU OLUR. ÇÜNKİ 1/3-Ü ARTIRIRSAM, YANİ 1/2 YA-
PARSAM BU DEFA ÜÇ ÖĞRENCİNİN PAYLARININ TOPLAMI PAYDAYI(30 LİRAYI) GEÇER. VE EKSERİYETLE 3 ÖĞRENCİ BERABER BULUNABİLDİĞİ
İÇİN BU ÖNCEKİNDEN DE KÖTÜ OLUR.YOK, EĞER 1/3-Ü AZALTIRSAM, YANİ 1/4 YAPARSAM, BU DEFA DA SENENİN 2 GÜNÜ HARİÇ DİĞER
363 GÜNÜ BOYU BU ÖĞRENCİLER DAHA AZ PAY ALMAK ZORUNDA KALACAKLAR.DEMEK Kİ, BU İŞ İÇİN EN DOĞRU KONULABİLECEK SABİT
RAKAM 1/3-TÜR DİYE MATEMATİK HOCASI KARAR VERİR.
Gördüğümüz gibi Kurani-Kerimin bu konuda verdiği oranlara sathi bir nazarla bakarsak, kendimizi ve başkalarını kandırmış
oluruz.Fakat işi cemiyyet hayatında tatbik etmeğe çalıştığımızda bu oranların ne kadar mucizevi bir şekilde seçildiğini
görebiliyoruz.Yalancı guruh da bu sathi nazardan istifade ederek insanları kandırabileceğini sanmaktadır.
Yalancı guruhun başka bir hilesi de şudur ki, miras konusunda nisa 11-12-ci ayetlerle, nisa 176-cı ayeti kıyaslamakta
ve guya her iki ayette ölen kişinin kardeşlerinden bahsetdiği halde farklı oranlar verildiğini söylemekte ve sanki her ölen
kişinin evli olduğunu veya karısı-kocası bulunmayan hiç kimsenin ölüp miras bırakmadığını gözlerden gizlemeye çalışırlar.
Ve bu konuda da işlerine gelen dini kaynakları göstermekte, işlerine gelmeyen kaynaklardan ise hiç bahsetmemektedirler.
Mesela, nisa 11-12.ci ayetlerin nazil olma sebebine ait olan şu hadisi gizlemeye çalışmaktadırlar;
Sa’d İbnu-Rabi(r.a) Uhud’ta şehid olunca, cahiliye örfüne göre erkek kardeşi bütün malına el koymuş, eşine ve iki kızına
bir şey bırakmamaştı.Sa’dın eşi,Allah Resulune gelerek; “Şu iki kızın babası Uhut’ta öldürüldü.Bunların amcası bütün malı
aldı.Bunlar ancak mal ile nikahlanır” dedi.Hz.Peygamber,”Bu konuda Allah hüküm verecektir” dedi.Bunun üzerine mirasla ilgi-
li ayetler indi.Allahın elçisi Sa’d'ın kardeşini çağırarak şöyle dedi:”Sa’dın iki kızına üçte iki ve eşine sekizde bir ver.
Geri kalan da senindir.”(Tırmizi.Feraiz,3;İbn Mace,Feraiz,2).İşte İslamda ilk miras taksimi bu olmuştur.
Bu hadisten de anlayabildiğimiz gibi kardeşlere hisseleri eğer ölen kişi evli değilse, ya da eşi ve çocuğu bulunmazsa tam
olarak verilir.Eğer eşi ve çocuğu varsa önce onlar hisselerini alır, geriye bir şey kalırsa kardeşler alırlar.Bu konuyu
ispat eden başka iki hadis de şudur;
1)”Kız kardeşleri kızlarla birlikte bulununca,asabe(yani, geriye ne kalırsa onu verin) yapınız”(Buhari,Feraiz,12;
Darımi,Feraiz,4).
2)”Nassla(ayet-hadis) belirlenen payları sahiplerine ulaştırın.Kalan miktar en yakın erkek hısmındır.”(Buhari.Feraiz,5,7,
9,10;Müslim,Feraiz,2,;Tırmizi,Feraiz,8).
Bundan başka Hz. Ebubekir’in bir hutbesinde, ölen kişinin mirasçılarının kimler oldukları hususunda söylediği şu sözleri
gizlemeye çalışmaktadırlar.Hz.Ebubekir demiştir;
“Dikkat edin, Allah teala Nisa suresinin baş tarafında mirasçıların paylarını izah eden ilk âyeti (onbirinci âyeti) çocuk-
lar ve ana baba hakkında indirmiştir. İkinci âyeti (on ikinci âyeti) karı koca ve anne bir kardeşler hakkında indirmiştir.
Nisa suresinin son âyetini ise anne baba bir erkek ve kızkardeşler hakkında indirmiştir. Enfal suresinin şu son âyetini
ise ölenin asabesi (ölenin baba tarafından olan akrabaları) hakkında indirmiştir.
Hz.Ebubekirin bu sözünün doğru olduğunu tasdik eden ve nisa 176-cı ayetin nuzul sebebi olan başka bir hadisi zikretmeden
geçemeyeceğim;
Nisa 11-12.ci ayetler inmiş fakat Nisa 176.cı ayet daha inmemişti.
Sahabeden hz.Cabir hastalanmış ve öleceğini zannetmişti.Bu esnada onun ne çocuğu, ne de babası vardı, sadece yedi kız kar-
deşi vardı.Hz.cabir sahih bir hadiste şöyle demektedir;
“Ben! Seleme (kabilesin) de (rahatsız bulunduğumda) Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) Ebû Bekir’le birlikte yaya ola-
rak beni dolaşmaya geldiler. Beni aklımı kaybetmiş halde buldu.Bunun Üzerine su isteyerek abdest aldı.Sonra o sudan üzerime
serpti. Ben de ayıldım ve:” Malım hususunda ne yapayım yâ Resûlâllah? Bana ancak yedi kız kardeşim mirasçı oluyor” dedim.
Bunun üzerine:
«Allah size çocuklarınız hakkında erkeğe iki kadın hissesi tavsiye ediyor.(nisa 176)» âyet-i kerîmesi indi.”(bütün
sahih kitaplarda geçer)
Bu hadisten de anlayabileceğimiz gibi, hz.Cabirin kız kardeşleri ana-baba bir kız kardeşleri olduğu için onların durumunu
hz.Peygambere sormuştur.Halbuki hz.cabir bu soruyu sorduğunda nisa 11-12.ci ayetler inmiş bulunmaktaydı.Eğer nisa 12.ci
ayetdeki kardeşlerle ilgili yer anne-baba bir kardeşlerle ilgili olsaydı hz.Cabir bunu niye sorsun ve bu konuda bir daha
ayet insin.Demek ki,her kes nisa 12.ci ayetlerin sadece anne bir kardeşlerle ilgili olduğunu biliyordu.
Hz.Ömerin kelale ile ilgili sözleri ise kelalenin hem babası,hem de çocuğu olmayan kişiye mi, yoksa sadece çocuğu olma-
yan kişiye mi denmesinde kararsız olmasından, sonra da Ebubekir ve diğer sahabelerin görüşünü kabul etmesinden başka bir
şey değildir.
Bu yalancılar ise biz müslümanların kendi dinimizi iyi bilmememizden istifade ederek bizi kandırmaya çalışmaktadırlar.
Halbuki, ilk başta dediğim gibi; “İnsanlar hata yapar, Kuran hata yapmaz”.
Şimdi başka bir maddeye geçiyorum.
1)3-cü maddede diyorlar ki;
3. Ayetlerleki İlk Tuhaflık
Allah neden kıyamete kadar bütün zaman ve mekânlar için detaylı bir şekilde mirasın tam olarak
nasıl bölüştürüleceğini emretsin?
Kuran çok daha önemli konularda, örneğin devlet başkanının nasıl tayin edileceği, “şûra”da yer alacak kişilerin nasıl,
kim tarafından belirleneceği, ibadetlerin tam olarak nasıl icra edilmesi gerektiği gibi konularda hemen hemen hiçbir somut
düzenleme bulundurmaz. Hukuk sistemi için mirastan çok daha mühim denilebilecek alanlarda bu kadar detaylı ayetler yok.
Hatta birçok alim bu durumu “İslam Hukukunun esnekliği ve evrensel olmasının bir gereği” olarak yorumlar ve Allah’ın kulla-
rına değişen şartlara göre (İslam’ın özüne sadık kalarak) somut kuralları değiştirmelerine izin vermekle ne kadar da rahmet-
li davrandığını söyler.
Hâl böyle iken, neden miras gibi nisbeten daha önemsiz, üstelik çok daha değişken olması gereken bir konuda bu kadar detay-
lı hükümler gelmiş? Neden müslüman toplumlara kıyamete kadar, ekonomik, sosyal, kültürel, demografik şartlar ne olursa
olsun, miras paylaşımını tam olarak bu şekilde yapmak emredilmiş? Ve neden bu paylaşım her zaman ve her yerde en âdil,
hatta tek âdil seçenek olsun?
CEVAP;
Bediüzzaman hazretlerinin bir-iki sözüyle başlayarak cevap vermek istiyorum:Der ki:”Kuran-ı Hakim, Hakimdir.Herşeye, kıyme-
ti nisbetinde bir makam verir”.”Çünki, medeniyeti-beşeriye harikalarının hakları, bahs-i Kurani’de o kadar olabilir.Zira Ku-
ranın vazife-i asliyesi; daire-i Rububiyetin kemalat ve şuunatını ve daire-i ubudiyyetin vezaif ve ahvalini talim etmektir.
Öyle ise; şu havarık-ı beşeriyenin o iki dairede hakları, yalnız bir zayıf remz,bir hafif işaret,ancak düşer.Eğer sarahatle
zikretse,sırr-ı teklif bozulur.O zaman her kes ister-istemez tasdik edecek.Müsabaka olmaz,imtihan fevt olur.Kömür gibi bir
ruh ile elmas gibi bir ruh beraber kalacaktır “.
Allahın bu konuya önem vermesinin sebebi insana ve kul hakkına ne derece değer verdiğinin göstergesidir.Sizin bu konuyu
önemsiz görmenizin sebebi ise kafir ve kibirli olduğunuzdan dolayı Allahın kullarına değer vermediğinizin göstergesidir.Bir
de eğer miras konusuna bu kadar önem verilmeseydi, bu defa sizin gibi yalancı eblehler yine sahtekarlık yapmaya başlayacak
ve diyecektiniz ki;-Madem Allah kul hakkına bu kadar önem verdiğini söylüyor, niye miras konusunu kesin olarak belirtip,
kullarının hakkını gözetmemiştir?
Son olarak bir şeyi daha söylemek istiyorum: Yalancılar diyorlar ki,”Kuranda ibadetlerin tam olarak nasıl icra edilmesi
gerektiği gibi konularda hemen hemen hiç bir somut düzenleme bulunmaz.”
Bunun sebebi ise şu olsa gerek: Eğer Kuran-i Kerim her şeyi ayrıntılı olarak verecek olsaydı o zaman cildlerle bir ki-
tap olmak zorunda kalırdı.Ve Peygamberimizin de vazifesi bu ciltlerle kitabı yazdırmaktan ibaret olurdu.Yani, Peygamberimiz
bunları kendisi örnek olarak yaşayıb insanlara gösteremezdi.Öyle olsaydı,sizin gibi yalancı eblehler diyecektiniz ki,”Bu
Kurandaki emirler yaşanabilir olsaydı Peygamber kendisi tatbiq eder ve insanlara gösterirdi”.Halbuki bu dünyada bile okul-
larda ders kitapları vardır ama, bu kitaplarda ana konular yazılır, gerisi muallim ve hocalara havale edilir.Çünki,öğren-
cilere denilse ki, “hocaya gerek yok, alın kitabı kendiniz okuyun,anlayın” denilse,öğrencilerin büyük bir kısmı sınıfta ka-
lır.Ders kitaplarındakı konuları muallim ve hocalar öğrencilere önce kendileri yazılı olaraq tatbik edib örneğini gösterir-
ler ve kitaptakilerin yapılabilir bir şey olduğunu ispat ederler.
nurulu_nuri@yahoo.com.tr
2 şubat 2012 perşembe
Kuranın bu konuda verdiği oranlar, miras işi için altın oranlardır.eğer bu oranları bir tane artırsan bu defa 4 kişiyi bırak da, 3 kişinin de payları paydadan büyük çıkmaya başlar.
Eğer bir tane azaltsan bu defa da esas mirasçıların payı azalmış
olur ve ikinci dereceli mirasçıya daha fazla kalmış olur.Yani,
bu bir olasılık işi,mirasçılar sürekli değişmekte,böyle değişken
hallerde ekseriyyetin hayrına göre halledilir, istisnai haller de (mesela,onların dediği 4 mirasçının aynı anda bulunabilme ihtimali çok tesadüftür) avliye üsulüyle halledilir.Müslümanlar
hiç umursamasınlar,çünki bu dinsizler zaten aklını kullanamayan
bir kavimdir, onlara doğrusunun bu olduğunu isbat ediyoruz,ama
akıl olmadıktan sonra ne fayda ,anlatamazsın ki.